19. BÖLÜM🐥

102 52 68
                                        

Sabahın erken saatlerinde pencereyi kaplayan perdenin açılmasıyla gözlerimin güneş ışığına maruz kalması beklenmedikti.

Odama kim girebilir diye düşünürken gözlerimi usulca açtım, güneş ışığına dayanamazken gözlerimi tekrar kapadım ve ayağa kalktım. Uykum vardı ve rahatsız edilmek hiç hoşuma gitmemişti.
Kayra'nın sırtıyla bakışırken anlamsızca etrafa göz atıyordum. Kayra neden buradaydı? Dün olanları hatırlayınca anlayabilmiştim. Lanet olsun, dün neler yaşanmıştı öyle.

Kayra diye seslendiğimde sesim kısık çıktı, sanırım sesim daha kendine gelememişti.

"Efendim bal peteğim" diye sevinçle bana dönünce dayanamadım, hemen gidip sarıldım. Özlem her tarafımı sarmıştı, böyle burnumda tütmüştü insafsız.
Sıkıca sarmıştım onu, kokusunu özlemiştim.

"Senin dolaptan bir şeyler aldım giymek için" dediğinde, onu bırakıp baştan aşağı süzdüm. Altına düşük bel gri İspanyol paça, üzerine ise beyaz bir kazak giymişti. Kış olduğu için hava soğuktu. Saçları ıslak, bukleler halinde omuzlarından dökülmüşken beğeniyle izledim. Valla bu kız görüşmeyeli daha da güzelleşmişti. İddialı bir makyajla mükemmel bir şey olmuştu yaav.Ağzım açık ona bakarken utandı.

"Kız bu ne, aşık oldum, Allah özene bözene yaratmış."
Hemen aklıma gelen şeyle elinden tuttum
"Gel kız, ben nazara inanıyorum. Nazar boncuğu takalım kazağa, hatta üzerine dualar okuyacağım."

Elimdeki nazar boncuğunu hemen kazağının eteğinde iç kısma taktım.
Maşallah deyip, nineler gibi yüzünü tutup başını üç defa öptüm. Prensesler gibiydi vallahi.

Biraz abarttın sanki dedi Büyühan.
"Ya kaç aydır birbirini görmüyorlar, özlem var, özlem anlayabilir misin?" dedi Afacan, kibarlığından ödün vermeyerek.
Aynadan yanlışlıkla kendimle göz göze gelince, o an yer yarılsa içine gireyim diye dua ettim.

Göz altlarım mosmor, yüzüm şiş, üzerindekiler ayrı allemde, saçlarım süpürge gibi, sadece ev süpürme zamanlarını bekliyorlardı. Ben sepsefil dudaklarıma da bakınca hayretle kalakaldım. Ben bu hallere düşecek kız mıydım? Allah'ım, vallahi burası hiç iyi gelmedi bana.

"Kayrakuşum, sen böyle güzel miş gibi oldun da ben harbi bok gibiyim ya."
Yine kâbus görmüştüm, full terlemiş, ağlamaktan kızaran gözlerimle karşı karşıyaydım. Kabustayken ağlamışım da kalkmamıştım, uyku daha ağır basmış olmalı.

Kayra da beni süzdü. Gariban gariban bakışlarına maruz kalırken, çıplak ayaklarıma da baktı. Utançtan parmaklarımı hareket ettiriyordum. Buna güldü.

Hemen geldi, elimi tuttu
"E ne yapıyoruz, hemen banyoya efendim. Bende sen çıkana kadar odayı toparlarım, gelince haline çeki düzen veririz askeeem"dediğinde, beni banyoya atıp çıkmıştı.

Sıcak suyla soğuk suyu ayarlarken aklıma Can gelmişti. O nerede uyumuştu? Umarım rahat bir yerde uyumuştur. Ne gerek vardı şap diye salonun ortasında uyumaya? Barçın da taşımıştı beni, değil mi? Ah salak aptal kafam.

Suyu bilerek sıcak tuttunca kendimi cezalandırmak istedim. Çok utanıyordum. Barçın benimle konuşmak için çaba sarf etmiş, ben bilerek konuşmayıp üstüne uyuyakalmıştım.
Alnım sızlayınca yaralarım aklıma geldi. Ne çok yara almıştım öyle. Sıcak suyun altındayken acısını hissediyordum.
Saçlarımı süpürge halinden çıkarabilmek için çok uğraşlar verdim ama sonunda başarmıştım.

G KOLEJİ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin