11.BÖLÜM🐥

108 62 46
                                        

Evet, sevgili Cimcimlerimm, yeni bölümle karşınızdayım. Bölüm çok uzun olduğu için geç attım, bu yüzden size kısa bir bölüm değil, oldukça uzun bir bölüm yazdım.

Umarım beğenirsiniz.

Okuldan Kayra, ben, Ayaz Efe ve Emir Ege birlikte çıkmıştık. Biraz kafede oturup sohbet ettik. Kayra ve Emir Ege barışmıştı tabii. Zaten onlar birbirine küsemiyorlardı ki! Ayaz Efe ile ise sanırım sevgili olmuştuk. Sanırım da değil, direkt sevgili olmuştuk. Ayaz Efe bana “Benimle misin?” diye sorduğunda zaten her şey anlaşılırdı.

Güzel ilerliyorduk yani. Hayatım bu kadar uzun süre boyunca hiç iyi olmamıştı. Hep sorunlar vardı. Mesela şu an ise abim beni aramıyor. Ben aradığımda cevap vermiyor, beni sormuyor bile. Abimi çok seviyorum, hem de canımdan çok. Ama niye bize bunu yapıyordu? Niye yani? Umarım mantıklı bir açıklaması vardır diyorum bazen. Ama bunun nasıl bir açıklaması olabilir ki? Aile bireylerinin hepsiyle konuşuyor, bir tek ben mi fazlayım?

Eve giderken bunları düşünüyordum. Kafeden sonra hepimiz dağılmıştık. Kayra ile evlerimiz yakın, birlikte gidebilirdik ama Kayra’nın babasının bir görüşmesi varmış. Onu da çağırmıştı. Bu yüzden tek başıma eve doğru gidiyordum. Kayra’nın babası Hasan, Gökhan abimin yakın arkadaşıydı. Biz Kayra’yı bulunca Gökhan abim, Kayra’yı evlatlık isteyen Hasan abiye vermişti. Biz onun bizimle olmasını istiyorduk ama “Abimin bir bildiği vardır” diye bir şey dememiştik. Zaten abim, “Bizden ayrılmayacak” diye bir şart koymuştu Hasan abiye. Çünkü o da hepimiz gibi Kayra’yı çok seviyordu. Kayra, ailemizden biri olmuştu. Kardeşlerimizin altıncısıydı artık.

Kulaklarımda kulaklık, sırtımda çanta, elimde kemanım, boynumda bordo atkı, başımda bordo şapka, üzerimde bordo kazak, altımda bordo pileli etek... Bugün tam bir “bordo günü” olmuştu ama güzeldi işte.

Eve gelmiştim. Çantamdan anahtarlığımı çıkarıp kapıyı açtım. Anahtarlığım Powerpuff’tan Bubbles’lıydı. Ayrıca bir tane de sarı civciv vardı. Onu Göksun ablam dikmişti, çok güzeldi. Kayra’da ise Powerpuff’tan Blossom’lu ve pembe bir ahtapot vardı. Pembe ahtapotu da ablam onun için dikmişti. Yerim ben abloşkumuu!

Eve girdiğimde ablamın bana sıkıca sarılmasını hiç beklemiyordum. Ne olmuştu ki? Ablam bana sarılırken çok endişeliydi. Bir şey olmuştu, bir şey vardı.
“Abla, ne oldu?” dedim. Hemen merak etmiştim çünkü ben gelir gelmez koşarak sıkıca sarılmıştı. Arkasından da kardeşlerim gelmişti.
“Kızım, benim! Olanlar hep sana oluyor. Ablacım, sen merak etme, ben hep yanındayım,” dedi.

Ablam ne diyordu, anlamıyordum. Şu an burada neler oluyordu?
“Abla, ne oldu?” dedim. Kardeşlerimin yüzüne tek tek bakıp, “Biri bana burada neler olduğunu açıklasın artık!” diye çıkıştım. Çünkü hiçbir şey anlayamıyordum.
“Ablam, bize de söylemedi. Geldiğimizde direkt seni sordu. Biz de ‘Kafede ya, abla gruba yazmıştı’ dedik ama bizi duymuyordu bile. Anlamadık yani,” dedi Gökçe.

Bu yaşıma kadar annemden çok ablama sığındım çünkü hep ablam vardı. Canım ablam! Aynı şekilde babamdan çok abime sığındım ama abim şu an benimle konuşmuyor bile. Bu her şekilde beni mahvediyor. Göksun ablamı hep anne, Gökhan abimi ise baba olarak bildim. Onları çok sevdiğimden mi yoksa anne ve babamın ebeveynliklerini yapamamalarından mı? Bilemiyorum. Bence ikincisiydi.

“Ablacım, sorun yok. Sadece bir kâbus gördüm, o yüzden,” dedi Göksun ablam. Ne kadar doğru bilemiyordum. Abim ve şimdi de ablam... Bir şeyler dönüyordu ama ne?

       
                            🐥🐥🐥

Hafta sonu olduğu için evdeydim ve şimdi ablam ile birlikte kitap okuyorduk. İkimiz de kitap okumayı seviyorduk. Ailede en çok kim kitap okuyor diye sorulsa, bu ikimiz olurduk. Birlikte boş olan bir odayı kütüphaneye çevirmiştik. Koltukta yan yana oturuyorduk ve yeni bir kitaba birlikte başlamıştık. Elimizde kahve dolu fincanlarımız, kitaplarımızı okuyorduk. Telefonlarımızı tamamen kapatmıştık çünkü kitap okurken bizi rahatsız eden şeylerden uzak durmayı seviyorduk.

G KOLEJİ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin