1 Ay Sonra 🌊☁️
Sabah yine erken kalkmıştım. Spor yapacağım için kendime su hazırlayıp bahçeye çıktım. Giydiğim sweatshirt ve altımdaki eşofmanla oldukça rahattım. Hava biraz kapalıydı, rüzgar da hafifçe esiyordu.
Tokayla alttan topladığım saçlarımın rüzgardan dağıldığını fark ettiğimde, bu hissi yine — hem de yine — sevdiğimi anladım.
Çardağın yanındaki ağacın altında ayakta durup sigara içen Barçın’ı görünce ister istemez şaşırdım. Normalde bu saatlerde dışarıda olmazdı. Ona doğru koşmaya başladığımda, koşuşumdan bir şeyler anlayacak olacak ki bana doğru döndü. Sigarasını söndürdüğünde yanına vardım.
“Erkencisin,” dedim.
Aramızdaki mesafeyi iki adımda kapattı. Başını eğip bana baktı, sonra gülümseyerek,
“Ben hep erkenciyim aslında,” dedi.
Kısa bir duraksamadan sonra,
“Sen beni görmemişsindir,” diye imalı bir şekilde ekledi.
Başımı eğip ayakkabılarıma bakarken mahcup bir sesle,
“Anlamadım,” dedim.
Barçın’ın gülüşünü duyunca başımı kaldırdım, konuşmasını bekledim.
“Birini izlediğim için görmemiş olabilirsin,” dedi.
Ne? Kimi?
Aklımdaki sesleri susturup sadece başımı salladım ve ondan uzaklaştım. Tam o sırada telefonum çaldı. Ekranda Kayra’nın ismini görünce yüzümde gülücükler belirdi. Barçın’ın bir kaşını kaldırdığını fark ettim ama aldırmadım.
“Efendim hayatııııımmm” dedim neşeyle.
Kayra mutlulukla konuşuyor, ben sadece gülümsüyordum. O, benim hep mutluluğum olacaktı.
“Bal peteğim nasılsın, acil adres ver gelim seni bi görim be gülüm” diye peş peşe konuşunca kahkahaya boğuldum. Barçın’ın şaşkın bakışı komikti; sanki beni ilk defa kahkaha atarken görüyordu.
Kendime çeki düzen verip,
“Kayrakuşummm, ben de seni çok özledim, seni görmeyi çok isterim ama önce babamdan izin almam gerekiyor,” dedim.
Bunu söylerken gözüm yine Barçın’a kaymıştı.
Kayra’yla biraz daha konuştuktan sonra, gitmekte olan Barçın’a seslendim:
“Bekle, bir şey diyeceğim”
Olduğu yerde durdu, bana döndü. Koşarak yanına gittim.
Ne söyleyeceğimi beklerken tek nefeste,
“Kayra’yla görüşmek istiyorum,” dedim.
“Baban ben oluyorum sanırım,” dedi, Kayra’yla konuşmamı kastederek.
“Hayır, senden izin almak istiyorum,” dedim kararlılıkla.
Başını sallayıp,
“Tamam, hallederiz,” dedi rahat bir sesle.
“Bugün görmek istiyorum,” diye ekledim, net bir şekilde.
Sıkıntıyla iç çekti.
“Göksel, dışarıda seni ne bekliyor bilemem. Biraz zaman tanısan bana?” dedi.
“Bak Barçın, çocuk değilim. Bir şeyleri anlayabiliyorum. Sen yanımda olsan bir şey olacağını sanmıyorum. Sadece kız kardeşimi görmek istiyorum, bu çok mu zor?” dedim.
Tam konuşacakken sözünü kestim:
“Buraya geldiğimden beri kimseden hiçbir şey istemedim. Sadece bugün istiyorum. Ben artık nefes alamıyorum, ne yapacağımı bilmiyorum. Diyelim ki tüm eğitimleri aldım, bitti. Halamın katilini mi öldürmem gerekiyor? Bak, hiçbir şey bilmiyorum ve sormuyorum çünkü hazır değilim, anlıyor musun?”
Nefessiz kalmıştım, öksürmeye başladım. Barçın hemen bana su uzattı, alıp içtim.
Kendime geldiğimde dolu dolu gözlerle ona baktım. Bu biraz da taktiktendi.
“Tamam tamam Göksel, öyle bakma. Bugün götürürüm seni. Hadi git sporuna,” dedi.
