16. BÖLÜM: DEMİRKIYNAK

2.9K 144 27
                                        

16. BÖLÜM: DEMİRKIYNAK

Koşuyordum.

Koşuyordum.

Koşuyordum.

Nereye gittiğimi bilmeden nefes nefese koşuyordum. Terden saçlarım yüzüme yapışmıştı. Sert rüzgâr yüzüme çarpıyordu. Gök gürlüyordu. Korkuyordum. Birden şimşek çaktı ve ardından boşalırcasına yağmur yağmaya başladı. Ipıslak olmuştum ama hala koşmaya devam ediyordum. Neden koşuyordum? Ah, hayır. Ben koşmuyordum. Hatırlamaya çalıştım. Hemen arkamda oturan kar maskeli adama benden ne istediğini sormuştum. Bana bir süreden bahsetmişti. Vakit geldiğinde istediği kanıtları ona verecektim. Babamı öldürmek niyetinde değildi. Babamı hapse attırma niyetindeydi. Kanıtlar neydi ve neredeydi? Bilmiyordum ama bir yerden başlamam gerektiğinin farkındaydım. Kafama silah dayadığında arabadan hızlıca inip koşmuştum. Ama bir yerden sonra yaşadıklarımı hatırlamıyordum.

Ben kar maskeli adamdan kaçıyordum. Peki, o neredeydi? En son arabada arka koltukta oturuyordu. Nasıl bu ormana birden geldiğimi anlamadım. Şuanda bulunduğum yer bulanık ve yanıltıcıydı. Gerçek gibi değildi. Bir anda önümde duran taşa takıldım. Yere düştüğüm için alnım taşa çarptı. Çamura bulanmış elimi alnıma getirdim ve elime baktığım da dehşete düştüm. Alnım kanıyordu! Elimde kırmızı bir sıvı olması gerekirdi ama yoktu. Sadece kanadığını biliyordum. Bu tuhaftı. İlahi bir güçle ayağa kalktım. Tekrar koşmaya başladım. Daha sonra yağmur dindi ve ben yoruldum. Durdum. Çamurlu toprağa avucumu koyarak nefes aldım. Bir, iki, üç... Nefesim düzene girerken, kalbim hala hızlı atıyordu. Haddinden hızlı. Kafamı kaldırdığımda onu gördüm. Kar maskeli adamı! Arkamı hızlıca dönerek ondan kaçmaya çalıştım ama birden arkama belirdi. Sağa döndüm, sola döndüm... Ama kaçamadım. Her yerde o vardı! Bu gerçek olamazdı. Bunları görmem için ya deli olmam lazımdı ya da... Tabii ya! Bu bir lusid rüyaydı! Bu tarz rüyalarda insan rüya gördüğünü bildiği halde rüya görmeye devam ederdi. Benim ki de bu tarz rüya olmalıydı. Fakat bu rüyanın en kötü yanı nasıl bitirebileceğini bilememekti. Gözlerimi kapattım ve açtım. Uyanamamıştım. Kendimi mıncıklamaya başladım ama bir işe yaramadı. Tam burnumun dibine gelen kar maskeli adam kahkaha attı. Onu itmeye çalıştım ama itemedim. Yerinden bir gıdım oynamadı. Neler oluyordu?

''Rüyamdan defol!'' diye bağırdım. Kar maskeli adam yine kahkaha attı. Bu kahkaha öyle histerikti ki nefesim kesildi.

''Yazık. Çok yazık. Safsın, Yağmur. Hala benim kim olduğumu anlamadın. Hala...'' Tekrar bir kahkaha attı. Ürperdim. İki adım geri çekildim ama başka yere gidemedim. Onunla telefonda konuştuğum da ki ses tonu şuanda da aynıydı. Robotik ses gibiydi ama birebir aynı değildi. Ses değiştirme cihazının ayarıyla oynadığı beliydi.

''Ne istiyorsan?'' dedim dişlerimin arasından.

''Bunu sen bulacaksın. Araştırman gerekir, Yağmur. Seninle boş yere uğraşmadığımı araştırman gerekir. Geçmişte ki hatalar sonucu intikamımı araştırman gerekir. Ama sen araştırmıyorsun sadece korkuyorsun. Yazık, korkak. Çok yazık...''

''Sensin korkak! Rüyamdan defol!'' diye bağırdım ve kaçmaya başladım. Pek başarılı olamadım. Tekrar karşımda belirdi.

''Yine korkuyorsun. Az önce ki gibi... Korkak... Korkaksın, sen. Korkak! Korkak, Yağmur, korkak, korkak, korkak,'' diye şarkı söylemeye başladı. ''Az önce ki ben değildim! Korkak Yağmur, başkalarından da korkuyor. Çünkü o bir KORKAK!''

Delirmiş! Kahkaha atmaya başladı. Gözümün yaşardığını hissetim. Yanağımdan aşağıya bir damla gözyaşı aktı. Birden yok oldu. Sanki birisi gözyaşımı silmişti. Sesler duymaya başladım. Karşımda çocuk gibi şarkı söyleyen adamın sesinden başka... Tanıdık, ismimi söyleyen bir ses... Bu Demirkan'dı! Neredeydi? Uyanmak istedim. Kaçmaya başladım. Bu sefer kar maskeli adam önümde belirmedi sadece arkamdan bağırdı.

ALABORABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin