3. BÖLÜM: LEZA

7.2K 391 48
                                        

3. BÖLÜM

LEZA

Eve gelip şemsiyemi ve babamın bana bıraktığı ama dokunmadığım kredi kartını alarak tekrar dışarı çıktım.

Islak kıyafetlerimi değiştirmedim ve asansör aynasından gördüğüm kadarıyla dağılmış saçlarıma da dokunmadım. Biraz serseri duruyordum, nedense bu dağılmış halim hoşuma gitti. Ruhumu yansıtıyordum sanki nedensiz yere bir deli gibi sırıttım aynadaki kendime.

Bir kez daha taksi çevirdim. Yol bilmez iz bilmez mantığında gideceğim her yere taksiyle gitmeyi bir an önce durdurmalı ya da babamın bana hediye ettiği arabayı kullanmalıydım. Ama her ikisini de istemiyordum. İnternette biraz araştırma yapmıştım. Şu otobüs kartlarından birini çıkarmalıydım, babam her ne kadar istemese de internetten araştırdığım kadarıyla abonman sayesinde birçok yere kolaylıkla ulaşabilir hem de bu şehri daha kolay öğrenebilirdim. Fakat öyle halim yoktu ki bir gün kendimi yeterince kuvvetli hisseder miyim pek de emin değildim ama yapacağım ilk şey şehirde kaybolana kadar gezmekti.

Kadıköy'e gelip işlerimi halettim. Okul formamı aldım, daha sonra kırtasiyeye gidip bir dolu alışveriş yaptım.

Nisanın dokuzuydu. Lise son sınıf öğrencisiyim ve okulumun bitmesine iki ay kaldı. Eğitim hayatıma bir yıl geç yazıldığımdan ötürü şuan on sekiz yaşındaydım. Bir ay sonra doğum günüm vardı, on dokuzuma basacaktım. Bu yıl okulumun bitmesine az kalmasına rağmen İzmir'i bırakıp buraya taşınmaya karar vermiştik. Dönem ortasında olduğumuz için babam istesem okulumun bitmesini bekleyeceğini nezaketinde bulunmuştu ama böyle cazip bir teklifi asla reddetmemiştim.

Evet, bunu hevesle ve isteyerek söylemiştim.

İzmir'deki lisemde arkası kesilmez dedikoduları artık duymak istemiyordum. Oradaki insanları bir daha görmek ve isimleri dahi duymak istemiyordum.

Atahan Koleji'ne babam yüklü bir miktar ödemişti. Seve seve kabul etmişlerdi. Zaten iki ay sonra mezun olacaktım. Üniversite sınavlarına hiç hazırlanmadım, annem vefat etmeden önce derslerim iyiydi fakat daha sonra hiç çalışmamıştım. Sınavda ne yapardım bilmiyorum. Babam işletme bölümü okumamı istiyordu, ben ise ne istediğimi bile bilmiyordum.

Annem müzik öğretmeni olmamı isterdi ama bunu bana hiç yansıtmazdı, sadece bir kere söylemiş ve ardından her zaman ne istersem onu yapmamı gerektiğini söylemişti. Ona göre insan yüreğinin sesini dinlemeliydi. Ve bana sevdiği kitap olan Simyacı'dan ezberlediği şu satırları hatırlattırdı:

''Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, Evren'in Ruhunda bu istek oluşur. Bu senin yeryüzündeki özel görevindir.''

Kırtasiye malzemelerini aldıktan sonra birkaç dükkâna girip çıktım, acıktığımı fark ettiğimde hissettiğimde ara sokaklardan birine girdim.

Dışarıdan güzel duran bir mekâna girdim.

Hava kararmaya başlamıştı. Mekân loş ve otantikti. Bar ve restoran kısmı olarak ikiye bölünmüştü. Her iki tarafında da görülebilecek, ama daha çok bar kısmına hitap eden bir sahne yer alıyordu.

Arka fonda Tom Odell, Another Love şarkısı çalıyordu. Rahatsız edici değildi, mekân daha sakindi. Restoran bölümü sol taraftaydı, oraya doğru ilerleyip bir köşeyi seçtim, poşetleri yan sandalyemin üzerine bıraktım. Üzerimdeki ceketi çıkardım. Mekânı inceleyebilecek bir şekilde oturdum. Saçlarımı kulağımın arkasına ittirerek arkama yaslanıp biraz soluklandım, yorulmuştum.

ALABORABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin