Selamlarrrrrr
Nasılsınızz??
Ay ben buralarda yokken bir baktım hikayem okunuyor... çok mutlu oldum dedim hazır motiveyken bölüm atayım
Yorumlarınız ve oylarınızın motivasyonum için önemini anlamışsınızdırrr 🙂↕️
Diğer bölümü de yazdım bu arada baya aksiyonlu oldu bu bölümün aksine.
Yağmur yağıyordu o kadar üşüyordum ki donuyordum. Sığınacak bir yer arıyordum ama yoktu hiçbir yer. Bomboş bir arazide çamurlar içindeydim. Yürürken kayıyor damlalardan önümü göremiyordum. Titriyordum zangır zangır dişlerim birbirine çarpıyor nefeslerim kesiliyordu.
Zor da olsa ilerlemeye çalıştım. Kayarak yürüyordum arada düşüyorsam da yılmıyordum. Ağlıyordum ama deli gibi ağlıyor her şeye isyan ediyordum. Hayatımda böyle bir yağmur görmemiştim. Damlalar o kadar şiddetleniyordu ki canım acıyıyordu artık.
"Meleğim burdayım gel bana!" Taehyung idi bu. Umutla bakındım etrafa tam karşımda duruyordu ama onun olduğu yer güneşliydi ve o kuruydu. Benim gibi çamur içinde değildi. Ağlamıyor yüzündeki o gülümsemeyle bana bakıyordu. Benim mahvolmuş halime tamamiyle zıt bir şekilde o rahattı.
Ona gidersem bu yağmurdan kurtulacaktım. Çamurun içinde koşmaya çalıştım aptal gibi yüz üstü düştüm bu sefer. Canım felaket acıyordu daha çok ağlamaya başladım. Ama umudum beni ayakta tutuyordu. Kalktım bir şekilde ve yürümeye devam ettim. Taehyung yanıma gelmiyor beni bekliyordu sadece. Bense çırpınıyordum ona ulaşmak için ama o an umrumda olan tek şey ona kavuşmak ve bu çamurlardan bu yağmurdan kurtulmaktı.
"Taehyung geliyorum..." fısıldar gibi söylemiştim ama o duymuştu beni. Az kalmıştı gidiyordum ona.
"Gel meleğim gel kollarıma. Seni çok özledim."
"Ben de, ben de özledim. Bak geliyorum birkaç adımım kaldı. "
Ellerini uzattı bana sımsıkı tuttum ve beni kendine çekti. Sarıldık orada ben çamurlar içindeydim ama umrumuzda değildi. Sımsıkı sarılıyorduk kokluyordum onu, kokusunu o kadar özlemişim ki... Tüm dertlerim bitmiş gibiydi resmen. Yağmur artık canımı acıtmıyordu bitmişti, güneşteydim ve üşümüyordum.
Bedenlerimiz ayrılınca sanki tekrar üşüyecektim. Ondan o kadar ayrılmak istemiyordum ki... Ama dikkatimi çeken bir şey olmuştu. Ben çamur içindeyken sarılmamıza rağmen onun üzerinde tek bir damla çamur yoktu.
"Taehyung bu nasıl olur? Ben çamur içindeyim bulaşmamış bile sana." Şaşkınlık içinde söylediğim şeye o dümdüz suratla cevap vermişti.
"Ben o yağmurun altına girmedim Jeongguk. Yağmurla da çamurla da sen savaştın. Ben güneşli taraftayım." Söylediği şey suratıma tokat gibi çarpmıştı.
Kan ter içinde uyandım. Bu nasıl bir rüyaydı böyle? Ona sarılmanın verdiği ferahlığın yanında üzerime kara bulut gibi çöken bir yağmur metaforu vardı. Neydi bu yağmur çamur niye böyle yorulmuştum ben? Kalkıp kendime gelmeye çalıştım. Ama rüyanın o son sahnesi aklımdan çıkmıyordu.
Tabi ya!
Taehyung bu zamana kadar hiçbir şey için çabalamamıştı. İlişkinin tüm zorluklarını acısını ben sahiplenmiş ben çekmiştim. Yağmur ve çamur aslında onları temsil ediyordu. Benim düşe kalka yılmadan devam etmem umudumu temsil ederken sarılmamız ona duyduğum özlemi anlatıyordu aslında. Kafamı duvarlara vurmak istiyordum. Nasıl biliçaltıma kadar bunu işliyordum! Hala onun etkisinde olmaktan yorulmuştum. Uyumak bile kurtuluş olmuyordu benim için. Kafayı yemek üzereydim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
love with the devil // taekook
FanfictionCennetten yaptığı bir hata sonucu insan bedeninde dünyaya sürgün edilen melek Jeongguk ve cehennemden ceza alıp dünyaya gönderilen şeytan Taehyung. "Senin melek olduğunu anlamayacağım mı sandın?"
