25

71 8 1
                                        

Ay anam merhabalaarrrrrr
Upppuuuzznnn zmaan olmuş yazmayalı
Özlemişim sanırım yayınlayayım belki kapandığı halde kaçak girenler vardır benim gibi foalslaşdşaşd kontrol etmedim hatalarım affolaaa 💜

Küçük, rutubetli, havasız, küçük pencereli, ışığın güçsüz kaldığı bir odada kalmış gibiydim. Kapılar kilitliydi çıkamıyordum buradan. Taehyung beni yine gücünü kullanarak etkisiz hale getirirken gözümden yaş bile damlamıyordu. Tam karşımda duruyor ve beni izliyordu. Bense hayalimde canlanan o küçük odada hapsolmuştum.

Kötü şeyler yaşarken asıl üzücü olan şey aslında alışkanlıktır. Üzülmek, ağlamak değil de alışıp o kötü durum karşısında tam kabullenemeden alışmak... Bundan daha kötü bir yas süreci ya da kriz durumu yoktu bence. En azından içinde olduğum durumdan dolayı böyle düşünmekte kendimce yüzde yüz haklıydım.

Yüzüm yakınıma gelip incelemeye başlamıştı ve kendince bir şeyler mırıldanıyordu. Duyabildiğim sadece iç çektiği ve sürekli meleğim demesiydi. Neftet ediyordum bu seslenişten. Ondan da nefret ediyordum. Kendimden daha çok ediyordum bir noktada. Nasıl hala içimde ona karşı bir şeyler kalabilirdi ki? Nasıl kendime bunu yapardım?

"Artık tepki vermiyorsun."  karşımda dikilip usulca söylediği şeye içimdeki bıkkınlıkla cevap verdim.

"Aptallıklarına alıştım çünkü."  söylemim karşısında güldü.

"Başka şeyler yapayım istiyorsun yani? Böyle mi anlamalıyım?" tepkisiz kaldım. Daha ne yapabilirdi ki canımı yakacak? Gerçekten neredeyse tüm kötülüklerini, tüm şeytanlıklarını göstermişti bana. Bedenimi serbest bıraktığında yine yerimden kıpırdamadım.

"Neden gitmiyorsun? Önceden olsa ya saldırır ya da kaçardın."

"Senden öyle bıktım ki. Bir şey yapmak gelmiyor içimden. Çabalamak dahi istemiyorum bir şeyler için." ağzımdan çıkan şeyler yüzünü asmasına sebep oldu. Umrumda değildi. Benim ne neşem kalmıştı ne gülüşüm. Neyim kalmıştı ki? İçimden o an kendim için ağlamak  geldi. Yüreğim acıdı. Bu sefer kendi halime üzüldüm.

Ben böyle değildim.

"Sen böyle değildin." bunu söylemesiyle kahkaha atmam bir oldu. Sonra gülmelerim devam etti.

"Gerçekten mi ya? İnan hiç fark etmedim ben sen diyene kadar." Ona doğru adımladım. İşaret parmağım ona doğru uzandı.

"Sen beni mahvetmeden önce ben farklı biriydim. Bununla ister övün ister naparsan yap. Başardın öyle kendin gibi davrandın ki ben ben olmaktan çıktım. Senden her şeyi bekliyorum. Her kötülüğü bekliyorum. Artık şaşırmıyorum yaptıklarına. Sıkıldım, yoruldum, bunaldım. Bıktırdın bilmiyorum kaç kere bu kelimeyi kullanırım bilmiyorum! Bıktım! Anladın mı saçma sapan beni takip etmenden! Saçma sapan gücünü üzerimde kullanıp beni etkisiz hale getirmenden bıktım! Karşımda bu gözlerle bana bakmandan bıktım! "

"Bitti mi?"  ben daha konuşacaktım ama sakinlikle sorduğu soruyla kalakaldım. Ne diyeceğimi de unuttum o an. Öyle bir ifade vardı ki yüzünde ne diyecektim ne olacaktı her şey gitmişti kafamdan. Derince nefes aldım, gözlerimi kapatıp açtım usulca. Bana öyle bakıyordu ki... Yorgun görünen yüzü, birbirine yapışmış dudakları, hafif çatılmış kaşları, sanki pişmanlık ve çaresizlikle bakan gözleri...

Lanet olsun içimde ona karşı öyle bir umut vardı ki hala bana karşı pişman olabileceğini düşünüyordum. Kafamı eğdim kendime karşı duyduğum utançla. Gözlerim doldu istemsizce sımsıkı yumdum onları. Hadi ama yetmemiş miydi ağladıklarım!

"Taehyung..." uzun zaman sonra ona böyle sakince hitap ediyordum. Sesli bir nefes aldım kafam hala yere eğikti. Sonra birden içimden gelen o cesaretle kafamı azıcık ileride olan göğsüne yasladım. Sıktığım gözlerimden bir yaş düşüp toprağa kavuştu.

love with the devil // taekook Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin