Hatalarım varsa özür olsunnn iyi okumalarrr 💜
Vee iyi bayramlarrrr
Taehyung aramızdan ayrılınca Hoseok peşinden gitmişti hemen. Sanırım Hoseok tahminimi doğrular şekilde onun en yakınıydı. Namjoon ve Seokjin yanımdalardı ve Namjoon'un ağzından bir küfür duymuştuk aniden.
"Ha siktir ya. " gülmemek için kendimi zor tutarken patlattım kahkahayı ortaya.
"Neden böyle yaptı ki şimdi? " Dediğimde Seokjin omuzlarını silkti.
" İnan ben de anlamadım. Ama dedikodu en sevdiğim şeydir. O nedenle öğrenip herkesle ayrı ayrı konuşacağım. " meraklı ve istekli bir bakışla ona baktığımda kafasını salladı iki yana.
"En çok sana anlatmak isterim ama dostuma ihanet edemem. Şeytanız diye de yani abartmayın. " dediğinde dudaklarımı birbirine bastırıp onayladım onu kafamı usulca sallayarak. Onun gitmesi benim çok umrumda değildi. Çünkü yüksek ihtimalle benim iyi davranmamı değil kafayı yiyip işkence çekmemi bekliyordu. Lakin isteğini alamamış o nedenle siktir olup gitmişti.
Kararım tamamiyle netti artık. Yüzüme tükürse gül suyu sayacaktım. Asla ona kötü olduğumu göstermemem lazımdı. Böylece tahmin ettiğim gibi geberecekti hırsından.
"Sen nasıl bu kadar iyisin peki? Şaşırtıcı açıkçası." Namjoon konuştuğunda iç çektim.
" İşte insan yeterince acısını çekip fazlaca ihanete uğrayınca böyle dimdik kalabiliyor. Artık umrumda değil hiçbir şey. "
Yalan. Düpedüz yalan kader onu tekrar karşıma çıkarıyor beni dibine sokuyor diye çığlık çığlığa isyan edesim vardı. Hırsımdan içim içimi kemiriyor dişlerimi sıkıyordum. Delirecektim. Ben atlatıyorum dedikçe tekrar hayatıma girmesinden nefret ediyordum.
"Çok acı çektin demek. Taehyung'u o kadar seviyor muydun?" Namjoon tekrar saf bir merakla sorduğunda duraksadım.
Taehyung'u sadece sevmemiştim. Taehyung, benim hayatımın en büyük aşkı, çalıştığım en zor sınavdı. Hala kazanılmamış bir sınav...
"Ben gitsem iyi olacak. " deyip çıktım oradan. Bu soruyu cevaplayacak kadar da rol yapamazdım. Ödüm patlıyordu biri numaramı anlayacak diye.
***
2 hafta sonra
Yattığım yerden cehennemin karanlık tepesine bakıyordum öylece. Burada tam 2 hafta geçmişti. Seokjin ve Namjoon ile neredeyse samimiyet seviyesine gelmiş beni yanına çırak olarak verdikleri Jaebum ile de şaşırtıcı düzeyde iyi anlaşmıştım. Taehyung bir daha karşıma çıkmamıştı. Bu durumdan o kadar mutluydum ki. Zaten onun gerginliği olmadan 2 hafta aşırı hızlı geçmişti.
"Nasıl rahat mı?" Hoseok'un önce adım seslerini duymuştum ama umurumda olmamış yatmaya devam etmiştim.
"Aynen, tavsiye ederim. " dediğimde beklemediğim bir şey yapıp uzandı yakınıma. Şaşırtmıştı beni çünkü 2 hafta boyunca bana dik dik bakıp sinir etmişti beni. İncelemesi yüzünden neredeyse rol değil de gerçek olacaktı tüm hallerim. Her hareketimi didik didik etmişti resmen. Sürekli laf sokup durmuştu. Delirtmişti beni.
"Hakikaten rahatmış. " dediğinde bir şey söylemedim. Hala amaçsızca bakınıyordum bir yerlere.
"2 haftayı gayet güzel geçirdin. Masken sağlamdı. " dediğinde görmeyeceğini bildiğim için gözlerimi devirdim.
"Aynen, darısı diğer 2 haftaya. " dedim maske konusuna hiç değinmemiştim onunla tartışmak şu an istediğim son şeydi.
"Maskeni kabul ediyorsun yani." Dediğinde çok sinirlendim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
love with the devil // taekook
FanfictionCennetten yaptığı bir hata sonucu insan bedeninde dünyaya sürgün edilen melek Jeongguk ve cehennemden ceza alıp dünyaya gönderilen şeytan Taehyung. "Senin melek olduğunu anlamayacağım mı sandın?"
