29

27 5 0
                                        

Merhabalar tekrardan
Bu bölüm benim hoşuma kaçtı
Siz de beğenirsinşz umarım
Yazım hatalarım falan varsa affola vardır illaki  görüşmek üzereee 💜





"Kediyi kurtardığın için teşekkürler. Ama kendine de dikkat et olur mu?" Küçük çocuğun başını okşarken kafasını sallamıştı usulca. Kediyi arabadan koruyacağım diye yola atlamış ve tahmin edileceği gibi onu korumak da bana düşmüştü. Şimdi de beni bir abi gibi hatırlayacağı şekilde ona nasihat ediyor ve sevimliğinden birazcık faydalanıyor olabilirdim.

"Senin adın ne? "

"Benim adım Jeongguk? Senin adın ne? " çocuk o kadar sevimliydi alıp bağrıma basasım vardı.

" Benim adım Tae!" Gülüşüm yüzümde dondu anlık olarak. Aylardır adını anmadığım, duymadığım varlığını sildiğim kişinin ismi beni yine dondurmuştu. Tanrı aşkına aylar olmuştu!

" Memnun oldum Tae! Ben şimdi gidiyorum sen de kendine çok dikkat ediyorsun tamam mı?"

"Anlaştık!" Serçe parmağını uzattığında gülerek kavradım parmağını serçe parmağımla.

"Anlaştık!" Deyip oradan kayboldum. Bugün görevim çocukları korumaktı. Daha doğrusu uzun zamandır bu görevdeydim.

O aptal şeytanı görmeyeli aylar olmuştu. Çok acı çeksem de onu tamamen rüyalarımdan ve günlük hayatımdan çıkarmıştım. Aklıma gelmiyor ve günden güne daha da siliyordum hafızamdan. Arınmış hissediyordum. Rahatlamış ve eski neşeme kavuşmuştum. Arkadaşlarımla daha iyi vakit geçiriyor ve hayatımı daha iyi yaşıyordum.

Ertesi gün görevli olduğum mahallede öylece dolanırken Jimin'i gördüm. O beni fark etmemişti, bir şeye odaklanmış görünüyordu. Ona doğru yürümeye başlamıştım.

" Hey! Jimin sen ne yapıyorsun burada? Sen de mi burada görevliydin bugün? " sesimi duyar duymaz bana dönmüş ve koşup sarılmıştı bana. Biraz yapışıktı bu aralar...

" Ay! Seni burada gördüğüme çok sevindim. İşin bitti mi? " neşeli görünmeye çalışıyordu ama sanki kötü bir şey olmuş da onu saklıyor gibi bir ifadesi vardı.

" İşim bitti de senin bu sahte neşeni anlamadım sanıyosan yanılıyorsun. Ne oldu da böylesin? Bir şey canını mı sıktı?"

"Yo sadece yoruldum biraz." Gözlerini kaçırarak konuşunca emin olmuştum. Jimin kesinlikle bir şey saklıyordu.

"Jimin söylecek misin? Yalan söylüyorsun ve canımı sıkıyor ne oldu anlatacak mısın?"

Jimin sıkıntılı bir nefes verdi. Elleriyle saçlarını karıştırıyor, dolan gözlerini sürekli yukarı doğru dikip bana asla bakmıyordu. Bense boğazım kupkuru olmuş halde ağzından çıkacak o felaket haberini bekliyordum.

"Cennete gitmemiz gerekiyor. Ama sen orada sakin olmalısın tamam mı? " sinirle güldüm.

"Jimin sen söylemezsen burada yüksek ihtimalle tüm sinirimi orada atacağım. " sesim biraz yükselmiş ve Jimin'i tedirgin etmişti. Ellerimi tuttu iki eliyle. Derin bir nefes verip sonunda gözlerime bakmaya başladı. Siktir! Gözleri dolu doluydu ve saklama zahmetine de girmiyordu artık.

"Jeongguk dün görevdeyken bir hata yapmışsın. " beynimden vurulmuşa döndüm. Yine başa sarıp ceza alamazdım hayır!

"Ne?!" diyebildim sadece. "Neden? Jimin hayır ben herkesi korudum bu sefer! Bu sefer kimsenin ölümüne sebep olmadım! Hayır! Hayır Jimin!"

"Jeongguk... Dün koruduğun o çocuk... Kediyi kurtarayım derken hani arabaya atlayan çocuk. O ölmüş. Çok çok üzgünüm. " Jimin ağlıyordu söylerken ama ben olayın şokuyla sadece titriyordum. İdrak edemiyordum. Tae nasıl nasıl ölürdü?

love with the devil // taekook Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin