-7-

7.5K 226 35
                                        

Aşkı üfle nefesime, yüreğinle oku satırlarımı,
Bu kadın senin adına tutuşuyor gözler önünde
Ağlarken görmeyi severdin beni değil mi?
Birbirine tutunmuş uzun kirpikler hoşuna giderdi
Ben ağlayan küçük kızdan fazlasıydım, yanıldın.
Bir cümle ile başlayıp bir yalanla bütünleşen, sonunda bir beden olamayan ben
Beni okuyacaksın genç adam.. Yüreğinle oku..

Pembenin kırmızıya doğru can çekistiği renkte yaralarım.
Çizik bir kadın, silik bir sima.
Duyulmamış korku hikayeleri besliyor.
Gözün korksun diye söylemiyorum ama ölmeme buçuk kaldı,
Gönlün korksun artık.
Nefesim gidiyor gibi titremekten uyuşan bedenim haketmediğim yaşlarla ıslanıyor,
Kimsenin haketmediği haykırışlara bölünüyor.
Bugün burada bir ateş sonusuzluğa gömülüyor.
Onca sahne yanıyor gözler önünde,
Bugüne kadar görülmez kadın, bugün görmeyin onu bırakın bir ağacın altında usul usul yansın.
Onuda getirin, yanık kokusu, kül kokusu yaksın genzini.
O koku ki belkide büyülü rüyalar derin korkularla beslendi bu güne dek.
Bugün önemli çünkü yine yanıyor kadın.
Düşün artık,
Yer siyah, ayaklarını ürperterek salınıyor rüzgar eşliğinde aslı yeşil çimenler.
Gökyüzü laciverte yüz vermiyor bu kez o da siyah.
İçinde birkaç çocuk saklıyor pırıl pırıl.
Onun dışında bir ağaç var yeryüzünde.
Yanıyor mu o? Hayır. Bir kadın var orada.
Siyah saçları eskiden belinde gezinirken şimdi göğe yükselmiş.
Elleri sımsıkı görüyorum, kollarıyla sarmış bedenini gitmekten yorgun gibi, gitmek korkutmuş belli.
Tanıdık gözleri var bir bak,
Islak kirpikleri birbirine tutunmuş.
Onca zaman ağladı kadın ateşi sönmek bilmedi.
Gidiyor şimdi, korkuyor gibi gidiyor birazda yasak gibi sanki.
Yükseliyor mu yorgun bedeni?
Bu sessizlik rahatsız etmiyor mu onuda?
Siyah oluyor kadın.. Derin kırmızılar uçları ışıl ışıl sarı.
Görünüp kaybolan bakır rengi kıvılcımları var kadının.
Simsiyah oluyor sonunda.. Göğe yükselen ateşten geriye kalan süzülerek inen parça parça siyahlar oluyor.
Paramparça kadın, gördüklerini unut diyor gece.
Bir kıvılcım burnunun ucunda sönüyor, içinden masallar akıyor.
Hiç bir çocuğun yüzünü güldürmese, daha önce kimsenin uykusuna eşlik etmese bile, ruhundan masallar saçılıyor kadının.
Orman oluveriyor kadın prensesin içinde kaybolduğu kurbağaların sonsuza kadar kurbağa kaldığı kül kedisinin bir hizmetçi parçası olduğu evin yanındaki orman.
Nefes alan masallar yaşatıyor küllerini.
Bir şarkı çalıyor ve adamın yolu ormana düşüyor..
Masalları tanımıyor adam, küllerin üzerinden geçiyor dönüp bakmıyor bile geriye.
Bir kadın kaç kez ölebilir?
Dirilip kanı çekilen kadın yerlebir oluyor.
Gökyüzü masallar anlatıyor sularıyla, duyan bilen yok.
Kadın yeterince ölü kokuyor.
Adamı tenine değen damlalar ürpertiyor, kaçıyor korkak adımlarla.
Sahiden korktu mu adam?
Ateş kadını yanık kokulu kadını vardı adamın, yağmurdan korktu öyle ahmak bu adam.
Suları yaktı kadın son dermanıyla.
Umursamadan tanrıya şükretti adam.
Bulut sandı yağmuru, tanrı sandı ona acıyanı..

-yanıkkokulukadın

"Kül Kokusu"Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin