Ağaçlar baharın müjdecisi olarak çiçeklerini göstermişti bize. Vadi yeniden yeşile kavuşur iken Sidney elindeki asası ile gideceği Peru ziyaretine hazırdı. Sabahın erken saatinde onu yolcu etmek için Adel ve iki oğlumuz çoktan uyanmıştı. Bizim içinde vadiye bu son bakış anlamına geliyordu aslında. Sidney yaklaşan tehlikeyi biliyordu.
Alpha Alex oğlunun intikamını almak için haydutlar ile bir araya geliyordu. Sidney sekiz yıl boyunca onların bizi bulmasını engellemek için vadiye koruma büyücü yapmıştı. Sidney Peru'ya gidince büyü etkisini günden güne kaybetmeye başlayacaktı.
Ace sadece altı yaşında. Annesine aşırı düşkün. Süt emme peşinde. Karen ise vadide doğan ilk oğlumuz. Annesinin karnından düğünümüze şahit oldu. Adel pek düğün fikrine sıcak bakmadı. Sidney onu zor ikna etmişti. Şimdi hepimiz için yolların ayrılma saati.
Sidney gider gitmez Adel hemen kulübeden dün gece hazırlamış olduğu bir çantayı sırtına attı.
- Alpha Alex bizi bulmadan ormanı terk edecek ise acele edelim sevgilim. İnsan formunda gitmemiz hepimizin güvenliği için önemliydi. Vadi arkamızda kalmıştı. Yarım saat sonra turistlerin kaldığı bir karavan çıktı karşımıza.
Sabah olduğu için herkes mışıl mışıl uyuyordu. Adel'in planı basitti. Şehire inip iş bulacağız. Aldığımız ilk maaş ile gideceğiz. Cümleler kolaydır ama hayat zordur.
Öğle saatlerinde şehire gelmiştik. İki saat boyunca yoldan geçen bir arabanın bizi almasını bekledik. Şehire daha önce gelmiştim. Sürüde alfa iseniz yiyecek tedarik etmeyi bizzat denetlemek gerekiyordu.
Ama şimdi ailem ile tanıdığım kurtların işlettiği yerlere gitmeyi göze alamam. Karen ve Ace bizimle. Adel ise Londra'da iken kartlarında yüklü miktarda para olduğundan bahsetti. Alpha Alex kartlarına el koymuştu. Gabriel. Şansımı denemek istiyorum. Dikkatli ol.
Adel bizi bırakıp karşıdan karşıya geçtiğinde para almadan çıkıp
geleceğini düşündüm. Bir saat geçince Ace ağlamaya başladı.
- Annemi istiyorum. Karen gülümseyip erkek kardeşini kucağına aldı.
- Annemiz gelecek.
Adel'in hesabından çektiği paralar ile Türkiye'ye gitmek üzere uçağa bindik. Hala inanılmaz geliyor bana.
Onları bulamadığım her saniye Nick'in sesini duyuyorum sanki. Oğlumun ölümünden sonra eşim intihar etti. Adel ve Gabriel benim ellerimden damlayan son kan ile toprağa bırakacak kendini. Haydut Kevin onların peşini hala bırakmadı. Ama sonuç yok. Bugün oğlumun ölüm yıldönümünde. Kızım Ayla benimle konuşmuyor.
- Adel senin yüzünden hepimize karşı öfke sahibi oldu. Tanımadığı birinin peşine takılıp gitti. Annem ve kardeşim yine senin korkuların yüzünden öldü. Hırsın bizim sonumuza imza atacak. Luna olan eşim gidince kalbim zayıfladı. Saat artık lehime işliyor. Ölmeden önce Gabriel ve Adel'den kurtulmuş olacağım. Telefonum çalıyor.
-Alfa.
- Kevin onları buldun mu?
- Bir vadide terk edilmiş kulübe buldum.
- Onlar mı yaşamış orada ?
- Sanırım öyle alfa.
- Kevin bana net bilgiler ver istiyorum. Alfa yakın zamanda burada yaşayan büyücü Sidney diye birinin bugün ölüm haberini aldım.
-Öldürülmüş mü?
- Hayır. Peru'da kalp krizi geçirmiş. Vasiyeti üzerine şehre cenazesi gelmiş. Büyücü mal varlığını Gabriel Garcia'ya bırakmış.
- Emin misin?
Peru'dan gelen şaman bizim gibi onları arıyor. Buraya onunla geldim.
- Büyücü onlardan hiç söz etmemiş mi ?
- Hayır.
Kollarımın arasında uyuyan Adel'e baktım. Ona doymak mümkün değildi. Ama birazdan çocukları havuza götürmek için kalkmam lazımdı. Adel'in isteği ile Trabzon'da yaşamaya başladık.
Karen yüzme ve okçuluk kursuna gidiyor. Ace ise şimdilik ağabeyini izliyor. Öğleden sonra nikah için belediyeye gideceğiz. Yeni hayatımız insan formunda devam ediyor.
Duştan çıkıp çocukların odasına gidiyorum. Karen'in elinde tablet var. Yatağında uzanmış kitap okuyor. -
-Günaydın oğlum.
- Günaydın baba. Garip bir rüya gördüm. Sidney sislerin arasından bana seslendi. Karen yerimi alacaksın büyüyünce dedi. Gülümsedim.
- Seni özlemiş olmalı oğlum. Adel'in sesini duydum ilk kez zihnimde.
- Alpha Alex ve diğerleri evin önünde.
İnsan sevdiklerini kaybetmeyen çok yakın iken sağlıklı kararlar vermekten uzaktır.
Kapımızın önündeki arabaları gördüm. Alpha Alex ve Kevin eve bakıyordu. Adel ile zihinsel bağlantıyı daha önce kurma şansımız hiç yoktu. Bu tatlı olaya sevinmek isterken Alpha Alex'in elindeki tabancayı gördüm.
- Gabriel. Evde olduğunu biliyorum. Alfanın sesi küçük oğlunu uyandırdı. Adel koşarak kapıyı açtı.
- Gitmeliyiz.
Evin alt katına indik. Karen tehlike anında sığınak sayesinde ormana çıkan bu yolu biliyordu.
- Kardeşini alıp arkanıza bakmadan gidiyorsunuz.
-Ama baba.
Adel eğilip oğlumun elini tuttu.
- Karen sen artık kocaman oldun. İkisi gitmişti. Adel onların peşine düşecek kurtları düşününce dudağına yapıştım. Ağlayacak gibiydi.
- Kurduna güven Adel.
- Gabriel ben hamileyim.
Evden içeriye yağan kurşunlardan korkum yoktu artık. Adel ve bebeğimiz için gitmemiz lazımdı.
- Çocukların peşinden git hemen.
- Seni almadan asla.
Sığınağı alfa bulacaktı. Kurtların geçişi için yeteri kadar geniş değildi. Ama sonrasında Adel'in karnındaki ceninin kokusu daha çabuk bizi ele verecekti. Karen ile Ace bizi görünce sevindi.
- Baba.
- Oğlum sonra konuşuruz.
- Ama bu önemli.
- Karen çıkış kapısına gidince söylersin. Kapıyı kapattım. Arkamızdan geleceklerini biliyorum.
- Baba.
-Karen. Neler oluyor oğlum?
- Büyücü.
- Evet. Rüyanda gördün.
Tam olarak öyle değil. Peru'ya gideceği zaman bana bir taş verdi. Taş bizi korur.
-Neden bahsediyorsun Karen ?
Oğlum anlaşılmaz şeyler söylemeye başladığında taş büyüdü. Gözlerimiz parlaklığı ile kör olacak gibiydi.
Karen'in saçlarının beyaza bir an dönüşüp geriye çekildiğini hatırlamıyorum.
Çok soğuk üşüyorum. Lapa lapa kar yağıyor. Rüzgarın uğultu sesi kulağıma geliyor. Gözümü açıyorum. Karın üstünde Ace ve Karen yatıyor. Nerede olduğumuzu bilmiyorum.
-Adel'i göremiyorum.
- Adel neredesin?
Ace ve Karen bağırma sesime uyanıyor.
- Anne.
Karen elindeki taşını cebine koyuyor.
- Annem bizimle gelmiş olmalı. Onun büyüsü yüzünden eşimin başka bir yerde kalma düşüncesi aklımı başımdan alıyor.
-Gabriel.
Sesi zihnimde duyuyorum. Sanki acı çekiyor.
- Adel.
- Ben iyi değilim.
- Sevgilim neredesin ?
Karın üstündeki kan damlası dikkatimi çekiyor.
-Geride kalın.
Kan izlerini giderek artıyor. Adel'in başının belada olduğunu biliyorum.
Gözlerime bakan boz ayının akşam yemeği olacağım. Kolumdan akan kan ve mağaranın önünde duran büyük kahverengi ayı benim için sonu ifade ediyor. Dönüşmek istiyorum. Ama kurdum bu fikre karşı.
- Üç tane yavru var karnında. Zarar görebilir onlar. Kar kan izlerinin geri kalanını kapatmış ama ayının kokusunu alıyorum.
- Anne.
Karen'in sesini duyuyorum.
- Anne. Duyuyor musun beni?
- Evet.
- Anne bir ayı yuvasında olduğunu görüyorum.
- Karen. Yaralıyım.
- Babam, ayının sana zarar vermesinden korkuyor.
-Kolum yaralı. Kan kaybediyorum oğlum.
- Kurduna dönüş anne.
- Yapmamam. Üçüz kardeşlerine gebeyim.
Yıllar sonra bir resim sergisinde adam gördüğünü kadına hayran hayran bakar.
- Karen. Mağaranın önündeki ayı ve karnında üç tane bebek olan yaralı bir anne resmini çizmek nereden geldi aklına?
- O kadın benim annem.
Adam şaşırır.
- Ayı ona saldırdı mı?
- Hayır.
- Ama bu bir boz ayı.
- Annem sadece o gün şanslıydı.
Karen yaşamının büyük kısmını İstanbul'da geçirir. Aşık olduğu şehirde resim çalışmaları ile büyük ün yapar. Eşini ise Üsküdar'da yürürken bir sabah tesadüf eseri bulur. Berrin bir fabrikada işçilik
yapmaktadır.
İkisi evlenir. Karen bir kurt adam olduğunu asla ona söylemez.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Silgi 🙋
ParanormalMelez olarak kimseden yardım istemeyi düşünmedim. Onu görünce fikrim değişti. Okurken oy vermeyi unutmayın. Yetişkin içerikli bir kurgudur.
