MULTİDE BARAN
Uykusuzluğumun yarısında uyumaktan vazgeçip gecenin saat üçünde telefonumu elime aldım ve kocaman bir "Oh" çektim. Herhangi bir mesajın olmaması rahatlamama yetiyordu. Ardından balkona çıkıp bir şeyler araştırdım. Sonra da uyumuş olmalıyım ki öğlen elimde browni'yle kendimi balkondaki salıncakta buldum. Evet öğlen.
Kaykay'a giderken Hira'nın merakını ve öfkesini hissedebiliyordum. Herkes hissedebilirdi.Galiba. Bizimkiler henüz gelmemişti ve tabisi Aslı da. Turuncu sandalyelere doğru ilerlerken telefonumdan gelecek mesajı bekliyordum. Elbette ki bir açıklama gelecekti. Gelmeliydi değil mi?
Beklenen mesaj beş dakika sonra geldi.Bu sefer EKA'dan değil Aslı'dandı.
" Sana her şeyi açıklayacağım ama beni dinlemen gerek. Birazdan Kaykay'a geliyorum. "
Neyin açıklamasını yapacak? Evime nasıl girdiğini ya da bizi nasıl kandırdığını mı?
Hira'nın sinirli birini olduğunu anlamışsınızdır. Mutluyken çok mutlu, sinirliylen çok sinirlidir. Tüm duygularını zirvesinde yaşıyor.
Bu durumda onu buradan uzak tutmam gerekiyordu. Bu yüzden bizimkiler geldiğinde onların Hira'yla durmasını sağlayacaktım. Ama Aslı onlardan önce geldi. Ben de Hira video izlemekle meşgul olduğundan yavaşça Aslı'nın yanına gidip onu direkt görünmeyecek bir kenara çektim.
" Eylül ha.."
" Başla hadi."
" Teşekkür ederim fırsat verdiğin için öncelikle. Bak ben EKA değilim. EKA bana da mesajlar göndermeye başladı.
Ama gerçekten tehdit içeren mesajlardı bunlar ve bunlardan kimsenin haberi olmayacağı yönündeydi. O yüzden söyleyemedim. Umarım bu konuşmayı hiçbir zaman öğrenemez.Belki de şuan bizi izliyor ama başka yapacak bir şeyim yok. Sizi, dostlarımı kaybedemem."
Bunları bir solukta söyledi.
İçim rahatlamaya başladı diyebilirim.
Galiba sevinmeye başladım.
En azından kazık yememek ya da öyle olduğunu sanmak güzel bir şey.
Ben de bunun üstüne tavrımı bozmamaya çalışarak:
" Ne zamandan beri gönderiyor?"
" İzmir'e gelmeden birkaç gün önce. Neyse işte sonra sizin beni EKA sanmanızı istedi ve başardı da."
" Peki EKA'nın kim olduğunu biliyor musun?"
" Bilsem hemen söylerdim."
" Tehdit falan dedin ya ne tehditi bunlar? "
Aslı " Ya şey aslında ben büyük bir hata yaptım..." derken Hira belirdi aniden.
" Eylül hâla bununla mı konuşuyorsun sen " dedi ve aniden kolumu tutup beni uzaklaştırdı. Aslı da
" Tekrar konuşuruz sonra." dedi ve gitti. Gözlerindeki pişmanlığı okuyabiliyordum.
Masaya döndüğümüzde Baran'la Demir gelmişti. Baran Selinlerin yanına gitmişti ve Demir tek başına oturuyordu.
"Aslı'yla konuşuyordu!" Diye atladı Hira.
" Ne ? " dedi Demir.
" Hira mal mısın?!"
" Neee, bitti gitti işte "
" Kız tam bir şey söylüyordu. Önemli bir şey. Aferin."
" Ne söyleyebilir Eylül. Her şey ortada zaten. Ne diyorsun hâla sen?"
" Kızlar neredeler?"
"İçecek alıyorlar şimdi." Dedi Demir.
" Hah geldiler."
" Ne oluyor be ?" Diye atladı Miray.
" Aslı'yla konuştum." dedim.
Ezgi
" Çabuk anlat" dedi meraklı bir ses tonuyla.
Aslı' ya bakmak için etrafıma bakındım. Bakınmaz olaydım. Baran'la göz göze geldim . Aslı da yoktu zaten.
Demir:
- E hadi.
- Konuşalım diye mesaj attı. Sonra da geldi buraya. Anlattıklarına göre EKA ona da mesaj atıyormuş ve tehdit ediyormuş. Bu yüzden bize söyleyememiş.
Hira:
- Başka?
- Ne başka! Gelmeseydin tehditleri anlatıyordu.
- Bence hepsi yalan.Ne diyecek ki. Tabi ki ben EKA değilim diyecek.
Miray
- Aslında bence inandırıcı. Yani açıkçası ben inandım.
- Bence de dedim. Gayet olanaklı bir sebep bence.
Demir
- Ya o değilde, abim ne tehditi bunlar?
Ezgi
- Aynen ben de merak ediyorum onu.
Ben
- Bugün tekrar konuşmaya çalışırım ben onunla.
Hira
- Saçmalamayın artık. EKA Aslı tamam mı?
Ezgi onu takmayarak
- Peki o zaman EKA kim? dediğinde
Hira
- Şimdi artık Selinlerin yanına gideceğim, niye takmıyorsunuz beni ya!
Bu arada 2. tura 2 gün kaldı ( yarından sonra) ve biz hâla EKA'yla uğraşıyoruz.
" Haydi biraz çalışalım." dedim.
Cooliçeler ve Selinler de dışarıdaydı indiğimizde. Herkes harıl harıl çalışıyor ve biz...
Neyse ki uzun bir kaykay geçmişim var.
Aslı' yı ondan sonra hiç görmedim. Gerçekten yarışmayı bıraktığını düşünmek istemiyorum.
Eve geldiğimizde bilgisayarı açıp EKA' ya yazmaya başladım.
" Her şeyi anlat ve bitsin."
" Hadi."
" Bak gerçekten sıkıldım artık."
" Ne istiyorsun? " diye sıraladım. Yaklaşık bir saat sonra cevaplar gelmeye başladı.
" Konuşmayacağım dedim ama madem ısrar ediyorsun."
" Bugün Aslı'yla konuştuklarınızı biliyorum ama bunun hakkında bir şey söylemeyeceğim."
" Her şeyi anlatacağım günü biraz daha bekle. Daha bitmedi. "
" Vee sıkılmanı umursamıyorum Eylül"
Bana ismimle hitap edince çok garip oluyor. İğrenç.
Ayrıca 'Daha bitmedi 'derken?!
Hira yanımda bir yandan cips yerken bir yandan da olanları izliyordu.
- Boşver bekleyelim, görelim. Kötü bir şey ne yapabilir ki Aslı?
- Kızım EKA diyeceksin, Aslı değil. Kızın günahına girmeyelim. dedim.
Ama gerçekten Aslı demesi beni sinir ediyordu. Ben Aslı'ya güvenmiştim.
Hira devam etti:
" Sen bir ara sorunları varmış falan diyordun sorunlarına ne oldu?"
"Hakkında pek konuşmadı o günden sonra. Ben de soramadım bir türlü."
Evet gece daha az çileli bir uyku çekebilirim artık. En azından bir açıklaması vardı. Açıklamaları seviyorum. Her neyse.
Bu EKA'nın dediği " Daha bitmedi." de ne demek oluyor şimdi?! Hiç böyle hayal etmemiştim macera için dua ederken.
Uykucu bir insan olan Hira benden üç saat önce uykuya dalmıştı bile. Hem de onunla bir şey konuştuğumu sanarken. Halbuki ben anlatıyormuşum ve o uyuyormuş. Kaderim böyle.
O kadar dinleneneyecek bir insan mıyım ben? Annemler de günümüzün tamamını Kaykay'da geçirdiğimizi söyleyip duruyor. Ama abim için her şey no problem. Kölelik meselesine takılıyor o. Hani EKA yerine Selin'le görüştüğümüz o kara deliğe benzeyen sokak vardı ya. Yoksa EKA Selin mi ? ...
Ben bu şekilde kendi iç sesimi dinlerken uyuyakalmışım ve sabah gayet normal bir şekilde kalktım. Annemin " Çocuklar uyandıysanız kahvaltıya! " sesini duyduktan sonra tuvaletteki Hira'ya ' Çabuk ol ' tıktıklaması yaptıktan sonra pijamalarımla masaya gittim. Abim klasik uyuyormuş. Kış uykusu da diyemiyorum çünkü yazdayız. Neyse laf etmeyeyim, ben de uykucu bir insancık sayılabilirim.
Kahvaltıdan sonra evde Hira'yla biraz takıldık ve Kaykay'a gitmeye hazırlandık.
Bugün kendimi mutlu hissediyordum. Girişteki bir şeylerle uğraşmakta olan Bayan Nej'e
" Günaydıın :) " dedim belki bir şey der diye. Neyle uğraştığını anlayamazdınız. O masanın altında bir şeyler yaptığı belliydi ama.. Birileri gelince kafasını kaldırıp hayattan bezmiş bir nine edasıyla o kişinin girişini izler ve işine devam ederdi. Evet gözlemlediğim kadarıyla bu şekilde.
Günaydın'ımdan beş saniye sonra yine ' Of niye ben bu çocuklarla uğraşmak zorundayım ki' dercesine bir "Günaydın" aldık.
Kafeye girerken bizimkilerin nerede olduğuna bakıp onların yanına doğru ilerledik. Baran dışında oradalardı.
" Naber?" dedi Hira ortaya. Bakışlarının biraz farklı olduğunu sezdiğimden:
" Ne oldu ?" dedim.
Herkes bir an bize bakıyor gibi hissettim. Kaykay zaten pek kalabalık olmuyor ama yaklaşık yirmi kişi falan vardı galiba.
" Arkana bak" dedi Demir.
Hira'yla aynı anda başımızı arkaya çevirdik. Tabela ya da pankarta benzeyen bir şeyin üstünde aynen şunlar yazıyordu.
"Eylül Baran'ı seviyor!"
" Eylül 💕Baran"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaykay
Teen FictionBugün yine Ezgi' yle kaykaylarımızı alıp sitenin çevresinde birkaç tur attıktan sonra dondurma almaya gittik. Ben her zamanki gibi kavunlu ve frambuazlı aldım. Dondurmayı yerken biraz daha dolaşmaya devam ettik. Yoldan geçerken yerde bir broşür görd...
