MULTİDE SELİN
Bağırmaktan vazgeçip kaymaya devam ettim. Yani edemedim. Harika, gerçekten süper, şimdi yolu hatırlayabilirsen hatırla Eylül. Dedim size yön bilgilerim içi boş kocaman bir SIFIR. Göl, evet göle gittim, geldiğimiz yol burasıydı ama devamı yok. Neyse yürümeye devam ettim.Telefonumu yanıma almadığım için kendime de kızmıyor değildim tabi ama biliyorsunuz işte. Neyse, kaybolmam herhalde çünkü zamanında dönmezsem beni aramaya çıkarlar diye içimden geçiriyordum. Artık gerçekten kimseyi bulamayacağımı düşündükten sonra çantamdan güzel şeyler çıkması umuduyla çantamı karıştırmaya başladım. Evvet bu beni biraz teselli edebilirdi sanırım: BROWNİ
Size her daim işe yaradığını söylemiştim. Kaykayımı kenara bırakarak ağaca yaslandım, brownimi ve küçük paket sütümü açıp atıştırmaya başladım.
Galiba uyuyacaktım. 'Uyuma sakın yolu bulmaya çalış Eylül' iç çatışmalarım devam ediyordu ve ben tam kestirecekken bir ses duydum. Bu ses hayııır ya köpekti. Arkamı döndüm ve köpeği Baran'ın peşinde havlarken gördüm. Çok gülesim gelmiştim. Bir de ağlayasım tabi ki. Ben de köpeklerden çok korkarım, hem de öyle böyle değil. Geçen sene okul gezisinde bir köpek bacağımı ısırmıştı ve bu yüzden bir hafta acı çekmiştim. Bu acı biber acısı gibi değil, söylememe gerek var mı.? Durun ben biraz önce Baran dedim, köpek dedim. Koşmaya başladım. Dolaştık ve tuvaletin olduğu yere geldik. İkimiz de hemen tuvalete fırladık ve kapıyı tutmaya başladık. Köpek havlamaları bir süre sonra kesildi.
Bizim kapıyı açmayacağınızı anlamış olmalı.
" Hadi çıkalım, gitmiştir. " dedim hızlıca.
" İyi bak o zaman sen, beni çağırırsın"
" Ya ben kızım, sen erkeksin" diye saçma bir cümle kurdum. Korkumdan olduğuna inanıyorum.
" Farkettin demek"
" Ya dalga geçme de kapıyı aç, ne zamana kadar burada bekleyeceğiz" kapıyı sımsıkı tutuyordu.Ani bir hareketle Baran'ın kolunu ittirip kapıyı açtım.
Köpek gitmişti, en azından şimdilik.
" Ya yok işte, çok korkaksın "
" Ben ?! Ben mi korkağım"
" Evet, sen korkaksın, köpek peşinden koştururken gördük canım "
" Seni de canım, tuvaletin kapısını kırıyordun be "
" Köpek peşinden koştururkenki tepkini gör, öyle konuş "
" Bi kere kim olsa korkardı, kurt köpeği o, kuduzdur belli mi olur. Hem ne oldu kıpkırmızı oldun?"
" Sen de sabah kıpkırmızıydın"
" Eylüül "
" Adımı biliyorsun"
" Sen de "
" Ben sana Baran mı dedim "
"Şimdi söylemiş oldun Eylül "
Bi dakka o beni bırakıp gitmişti.
" Ya bir dakika ya sen beni bırakıp nereye gittin, niye beklemedin, kayboluyordum senin yüzünden!" diye bağırmaya başladım.
" Asıl sen nereye kayboldun, tuvalete girdim ben de, sonra yoktun "
" Orada başka tuvalet mi var salak."
" Arkasında bir tane daha var."
" E ben nerden bilebilirdim, insan bi haber verir. Manyak mısın sen?"
" O zaman kulaklarını açıp dinleseydin hanımefendi, sana bağırdım, sonra ben de tuvalete girdim. Bi baktım, çıkışta kocaman bir köpek, ben de seni aramaya başladım."
" Ben de 'Baraaaann' diye her tarafta seni aradım şaşkın!"
" Neyse tamam artık, sorun yok. Saat kaç ? "
" 20 dakikamız var, gidelim artık"
" Ya ben açım, atıştırmalık var mı sende"
" Eyvahh, çantam! Çantam oturduğum yerde kaldı. Gölün yakınlarında"
" Tamam, bekliyorum"
" Neyi bekliyorsun, saçmalama, yürü geliyorsun"
" Uzak değil, koşarsın sen "
"Ya yine mi bırakacaksın "
" Bırakmadım diyorum beynin algılıyor mu acaba "
" Düş önüme "
" Seninle işim çok zor benim"
" Biliyorum" dedim ve gülümsedim.
Çantamı aldık. Brownilerimi sömürmeye başladı. Ben de çikolatalı sütüme kaldığım yerden devam ettim.
Görüşürüz diyerek ayrıldık. Aslında güzel bir gündü. Ama çok yorulmuştum. Kaykay falan boşverip yemekhaneye gidip yemek almadan oturmaya başladım. Yemek yiyecek halim bile kalmamıştı. Ilk Eylül geldi, sonra Miray'la Demir. Onlara Baran'ı anlattım. Bay çok bilmiş Demir de hemen konuya atladı:
" Size diyorum, iyi çocuklar, sadece Selin biraz kendini beğenmiş, gıcık ve havalı tiplerden"
" Ay tamam size afiyet olsun, ben yemeyeceğim hiç bir şey. Eğer hocalar falan program yapcaz derse uyandırın" dedim ve kulübeye gittim. Buradan gitmemize 3 gün kalmıştı. Günler hemen geçiyor. Sayılı gün çabuk geçermiş.
Hemen yatağa attım kendimi. Telefonuma baktım.
" Hahaha domates " from Gizli Numara. Ya yeter artık, korktuğumdan değil de sıkıldım artık be. Böyle saçma saçma mesajlar falan. 'N'oluyo ya derdin ne senin' diyesim var. Dalga mı geçtiğini zannediyor. Aaa bu arada ben Aslı işini bizimkilere söylemeyi unuttum.
Sabah "Eylül kalk artık" sesiyle uyandım. Miray'la Ezgi yine benden önce kalkmış, giyinmişler,kahvaltıya gideceklerdi.
" Ya niye geç uyandırıyorsunuz, illa alarm mı kurayım" Gerçi alarm kurmaktan nefret ederim. Sabah alarmla uyanmak okula gidecekmişim hissi veriyor. Bu yüzden ben hiç o işlere girmeyeyim.
Sarı tulumumu ve sarı converselerimi giyip ben de kahvaltıya koştum. Yolda Baran'ı gördüm ve "Günaydııın ! " dedim. Sonra o da aynısını bana dedi. Bizimkiler oturmuştu. Aslı'yı Selin' le konuşurken gördüm. Alay mı ediyordu şimdi onunla. Neyse ki Selin arkasını dönüp gitti. Ben de bizimkilerin yanına gittim. Konuşuyorlardı:
" Bir şeyler yapalım, onu da Aramıza alabiliriz mesela" diyordu Ezgi
"Kimi?" dedim konuşmanın ortasına dalarmışçasına, bir yandan da peynirimi koca bir bütün halinde ağzıma attım.
" Aslı diye bir kız var da " diye karşılık verdi Demir.
" Hee ben de onu söyleyecektim size "
" Biliyor musun ?"
" Evet ya onu gruba alsak iyi olcak, yani kız berbat bir durumda. Siz sevdiyseniz alalım diyecektim." dedim.
" Ya aynen iste dün onla eşleşmiştik. Hem de kafa dengi gibi." dedi Ezgi.
" Peki, o zaman ben çağırıyorum. Biraz tanışırız şimdilik." Miray Tanışma konularında çok iyidir. Yeni kişilerle tanışmaya bayılır. Neden böyle ben de bilmiyorum. Bazı garip huyları var: dondurmadan nefret eder, meyvenin tadını bile bilmiyor, ve film izlemeye bayılıyor. Sorsanız tüm onun ilgi alanıyla ilgili olan filmleri bilir. Ama insan nasıl olur da dondurmadan nefret eder ve hayatında hiç meyve yemez?
Aslı' yı getirdi Miray:
" Istersen artık bizimle takılabilirsin"
" Yoo hayır, sizin arkadaşlığınız gerçekten çok güzel, ben de zaten arada Figenlerle takılıyorum."
Demek ara sıra yanında gördüğüm kız Figen'miş.
"Olsun sen yine de bizim yanımıza gel ara sıra " dedim ince bir ses tonuyla.
Gülümsedi.
Miray hemen herkesi tanıştırdı. Cana yakın bir kız Aslı bence.
"Grubumuzun yeni üyesi sayılırsın artık" dedi Demir.
Demek artık Aslı da bizden. Acaba ona hemen Gizli Numara olayını anlatmalı mıyım? 'Ama daha güvenilip güvenilmeyeceğini bilmiyorum. Biraz zaman geçsin.' diye düşünüyordum. Hiçbir şey söylememeye karar verdim. Bu daha bir başlangıç ne de olsa. Belki de anlaşamayacağız. Hata mı yaptık ya . Biz ne güzel dördümüz iyiydik. Off bilmiyorum, bunu zaman bize gösterecek.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaykay
JugendliteraturBugün yine Ezgi' yle kaykaylarımızı alıp sitenin çevresinde birkaç tur attıktan sonra dondurma almaya gittik. Ben her zamanki gibi kavunlu ve frambuazlı aldım. Dondurmayı yerken biraz daha dolaşmaya devam ettik. Yoldan geçerken yerde bir broşür görd...
