-16-

83 12 22
                                        

İşte yeni bölüm sizlerleeee... İyi okumalar canlarım :3

----

Noel tatilinin kasvetli ve dondurucu günleri Wool Yetimhanesi'nin taş duvarları arasında nihayet son bulmuştu. Zaman, Londra'nın üzerindeki gri sis bulutları gibi ağır ama kaçınılmaz bir şekilde akmış ve ocak ayının o ilk haftası gelip çatmıştı. Hermione için yetimhanede geçen her saniye, Tom Riddle'ın her an kapısını çalabileceği korkusuyla ve Henry Lestrange'in küle dönen mektubunun bıraktığı ağır tehditle bir işkenceye dönüşmüştü. Ancak şimdi, King's Cross İstasyonu'nun o tanıdık, kömür ve buhar kokan kalabalığının ortasındaydı.

9 ¾ Peronuna adım attığı an göğsündeki boğucu baskının hafiflediğini hissetti. Hogwarts Ekspresi her zamanki görkemiyle kızıl gövdesini sergiliyor, etraftaki büyücü ailelerin neşeli sesleri yükseliyordu. Hermione kalabalığın arasında gözleriyle tanıdık yüzleri ararken, arkasından gelen yüksek ve heyecanlı sesle irkildi.

"Mione! Sonunda!"

Hermione arkasına döndüğü an kendisine doğru adımlayan Eurydike'ı gördü. Kış galasının ihtişamını taşıyan şatafatlı kürk paltosunun sarmaladığı genç kız; porselen beyazı teni, omuzlarından süzülen dalgalı sarı saçları ve parıldayan mavi gözleriyle adeta etrafa asalet saçıyordu. Hiç vakit kaybetmeden arkadaşının boynuna sarıldı.

"Seni o kasvetli ve ruhsuz diyarda yalnız bırakmak zorunda kaldığımız için ne denli kahrolduğumu bilemezsin! O kadar zayıflamışsın ki, üstelik mektuplarıma da doğru dürüst yanıt vermedin!"

"Buradayım işte, iyiyim," dedi Hermione, arkadaşının sıcaklığına içtenlikle gülümseyerek karşılık verirken.

Hemen arkalarından yaklaşan Nathaniel ve Herman adımlarını yavaşlattı. Nathaniel, koyu renk seyahat pelerini içinde her zamanki çapkın asilzade edasıyla yürüyordu; keskin bakışları anında Hermione'nin üzerindeki yorgunluğa takılmıştı. Herman ise her zamanki sakinliğiyle elindeki ağır bavulu yere bıraktı ve Hermione'nin omzuna sıcakça dokundu.

"Herm," dedi Nathaniel, sesine yerleşen korumacı bir tonla. "Mektuplarını hep kısa tuttun. Yetimhanede ters giden bir şeyler mi vardı? Dürüst ol."

Herman, Nathaniel'ın ısrarcı bakışlarını kesmek ister gibi araya girdi. "Bırak kız rahat bir nefes alsın Nathaniel, peronun ortasında sorgu memurluğu yapma." Adımlarını Hermione'ye doğru yaklaştırıp sesini yumuşattı. "Hoş geldin Hermione, seni görmek çok güzel."

"Sizi de görmek çok güzel," dedi Hermione, içindeki Tom Riddle kâbusunu bir anlığına da olsa arkasında bırakmaya çalışarak. "Hadi, kompartımanlar dolmadan geçelim."

Trenin dar koridorlarında ilerleyerek arkalara doğru boş bir kompartıman buldular. Bavulları yerleştirdikten sonra Eurydike hemen Hermione'nin yanına kuruldu; Nathaniel ve Herman ise karşı koltuklara oturdular. Tren büyük bir sarsıntıyla hareket ettiğinde, Londra'nın dondurucu silüeti pencerelerin ardında hızla kaymaya başladı.

Eurydike, Hermione'nin koluna girerken kumaşın üzerinden bile hissedilen o soğukluğu fark etmiş gibi parmaklarını hafifçe sıktı. Bu ani ve sessiz şefkat Hermione'nin boğazında bir düğüm oluştursa da belli etmemek için yutkundu.

Karşı koltukta oturan Nathaniel, pelerinini tek bir hamleyle omuzlarından geriye atıp arkasına yaslandı. Bacak bacak üstüne atarken gözleri hâlâ Hermione'nin yüzündeydi; dudaklarındaki o incecik, analiz eden kıvrımla onun her mimiğini inceliyordu. Bir şeyler sakladığından emindi ve bu sırrı Hermione'nin ağzından duyma isteği, bakışlarına sabırsız bir avcı iştahı katıyordu.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 24 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Falling // TomioneBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin