27.bölüm - sona doğru

35 4 4
                                    

(3 sene once,kasım 22)

Göz kapaklarimin üstünde tonlarca ağırlık vardı sanki. Bikac kez açma çabalarından sonra gözlerimi kendi haline birakmistim. Ama vücudum onun aksine çoktan uyanmıştı.

Birbirine yapışan kirpiklerim tamamen ayrıldığında kaslarimi cattim. En son saatli odadaydim.Şimdiyse ilk odada. Tuhaf olarak,yatiyodum.Daha tuhafiysa, kısacık mesafedeki yan yatakta da Yağmur yatiyodu. Gözlerim ve beynim işbirliğiyle bana oyun oynamiyosa,göz etrafındaki kizariklikla beraber yüzü çizik doluydu.

İrkilmeyi bi kenara bırakıp birbirine yapıştırılmışcasina kapanan dudaklarimi araladim.

- Yağmur...

Benim bile zor duyduğum sesimle beraber bi öksürük krizi yapıştı bogazima. Hırıltılı nefeslerim ciğerimi delmeden gecemezken elim bogazima gitmişti. Ne diye bu kadar daralmistim ki ? Bu kadar oksurmek,daralmak normal miydi ? Acıyı çekerken hiç böyle daralmamistim.

Oksuruk meselesini bi kenara bırakıp tekrar Yağmur'a baktım.Yerimde dogrulmaya çalıştım ama cabam beni yormaktan başka bi ise yaramadı. Kollarım ve bacaklarim yatağa yapıştırılmış gibi yerinden kalkmiyodu.

Ben bacaklarimi ovalayarak oflayip puflarken Yağmur da gözlerini araladi. Birbirimize dikkatli dikkatli bakıp tuhaf bi şekilde sessiz kalırken bu sessizliği bozdum.

- Ne yaptı sana bu böyle ? Her tarafın yara bere,baya kanamis da heralde ?

Kafasını 'yok bisey' anlamında yukarı doğru kaldırırken eli yüzüne gitti.

- Çok fazla sasirmiyorum artık, neler yapabilicegini az çok anlıyoruz. Anlıyoruz da,sana napti böyle ?

- Önemli bisey yok ya, bikac darbe işte.

Küçümser tavrima kaslarını kaldırırken bisey demesine fırsat olmadan kapı açıldı. İzbandut gibi iki adam içeri girdi. Biri,heran bi taraflarimizi kiricak gibi bakarken diğeri ona oranla daha sakin gorunuyodu.

Biri benim basıma diğeriyse Yağmur'a doğru ilerledi. Neyse ki sakin olan bana bakiyodu. Ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışırken kapı tekrar açıldı.Ve Siyah Adam yine aynı havasıyla karsimizdaydi. Ellerini ceplerine koyduktan sonra ustumuzde göz gezdirdi.Gözlerini Yağmur'da sabitledikten sonra :

- Nasıl ? dedi,normalde dinginlik verebilecek olan ama şuan urkuten ses tonuyla.

- İyi gibi gorunuyo,ama bi doktor gorse fena olmaz.

Yağmur'u göz yordamıyla muayene eden adama bakmadı bile. Gozumu ustunden ayirmayip her hareketini, her mimigini takip ediyodum. Anlam veremedigim bi ifadeyle baktı bikac saniye. Sonra yine aynı bakışları bu kez ustumde gorunce ister istemez başka yöne baktım. Böylece gereksiz takibi de bırakmış oldum.

Bana olan sessiz bakışları diğer yanındaki sakin adama dönünce içime içime derin bi nefes çektim.
Bisey demesine gerek kalmadan diğer adam söze girdi bu kez.

- Şimdiye kadar dovduklerimiz gibi olsaydı, pek bisey çıkmazdı. Ama bu...hem kadın hem de bünyesine ağır gelmiş olabilir. Doktor iyi fikir abi.

Sahi,ne vurmuştu ?! Felegim sasti. Burnumda hissettigim siziyi ömrümde hiç hissetmemistim sanırım.Sadece alaycı olduğunu çıkarabildiğim bakışlarını bizden çektikten sonra geldiği gibi ağır adımlarla odadan çıktı, onun ardından adamları da.Kaslarimi cattim, bi insanın bu kadar mazosist olması için neler yaşamış olması lazım ?
...
Tavandaki catlaklarda göz gezdirmeyi biraktigimda bu kez gozumu tam karşıda kalan cama çevirdim. Üst köşedeki ufak kırık dışında sağlam olmasına rağmen fazlaca kirliydi. Özensiz bi yer oluşundan,gözden uzak bi yer de olduğu anlasiliyodu.

BEDEL...Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin