Sabahtan beri Pepe'nin çok bilmiş tavırlarını izliyoduk. Küçücük çocuk, yanında da kardeşi boyundan büyük laflar ediyo, bunun neresi eğitici anlamıyorum ki !? Çocuk çok bilmiş olur çıkar :D -eğitici olmasına sözüm yok aslında, sadece pek sevmem (yazar) -Dizilerden daha yararlı, ya da en azindan daha zararsız olduğu için kahvaltıdan sonra Pepe acmistik. Hoş benim oğlum onun verdiği dersleri pek anlayamiyodu henüz ama.
Elimdeki dergiye bakarken,gözüm Kuzey'di takılı kaldı. Bir iki saniye öylece bakakalinca gözünü TV'den çekip bana baktı. Evet,gözünü TV'den çekti, çünkü dalmış gitmiş bi şekilde Pepe'nin halayini izliyodu.
Şaşkınlığın vermiş olduğu yari acik agzimla Kuzey ve Aras'ı izlerken kapı çaldı. Ben birini beklemiyodum, dolayısıyla biz beklemiyoduk.
Kapıyı acmamla bi damacana parfümün yanımdan geçmesi bir olmuştu. A pardon, bi kızmış gelen.Ama karıştırmakta hakliydim. Zaten ağır olduğunu baştan belli eden parfümü neden damacanadan bosaltirsin ki !?Heralde toplu katliam yapicak. İlk andan burusmus yüzümü bu düşünceyle beraber kapıdan uzatirken, gelirken oldurmus olabileceği insanlara bakiyodum.Neyse ki sokak sakin. Tabi bu sırada o çoktan içeri geçmişti.
Kapıyı kapatıp içeri geçince; kafasına silah dayanarak zorla bi parça bisey giydirilmiş gibi düşündüren mini eteğiyle Aras'ı sevmeye eğilen bi kız, ve onun hemen ardında saskolozca dikilen bi Kuzey gordum. Heey ! Minicik bi etek ve kocam...1 metre meydanda bacak ve Kuzey...Hadi ama cocuklar,bu...bu sinir bozucu.Olaya el atma vakti.
-Kuzey. diyip anlamaz bi ifadeyle kızı işaret ettim.
Kuzey bi bana bi kıza baktıktan sonra,bisey hatırlamış gibi kafasını hafiften iki yana salladı. Bu haline anlam veremesem de,ustelemedim.
-Ha şey,Bengü. Hastaneden.
Kız,bulunduğu rahatsız edici pozisyondan çıkıp bana bakmayı akıl etmişti sonunda !
-Hm,iyi.İyi de burda...
-Ben Kuzey Bey'in eksik kalmış dosyalarını getirdim de.
Biri şu... şu cisme kocamla konuştuğumu söyleyebilir mi ? Bak işte,durduk yere ofkemi kabarttin.
-Anladım. dedim çok da gerçek olmayan bi gulumsemeyle. Sonra kafamı Kuzey'e çevirdim. Şey, bunu pazar günü yapmak zorunda miydiniz ?
-Ya hastanede günlük işlerle ugrasinca bunlara pek vakit kalmiyo da,biraz birikmis çünkü. Oyle hafta sonuna kaliyo.
Ayy,soko yopoyoson.Yine cirladi ya.Kızım bi sus,yoksa canima minnet bilip o gururla sergilediğin bacaklarını zevkle ayiririm.
-Kuzey,ben de bugün Aras için alışverişe gidelim diycektim.
Kuzey elini sakalına götürüp dusunceli dusunceli Aras'a bakınca benim teller yanmıştı.
-Ah evet,Aras'tı dimi ? Ya sonunda gorebildim meşhur Aras'ı, keşke hastaneye getirseydiniz daha önce.
Al,al,tuz biber ek sinirime. Zaten sana hiç isinamadim, sen de zorla şansını. 'Meşhur Aras' kısmına da biraz takilsam da onemsemedim. Ne yani,işi gücü bırakıp bayan doktor ve hemşireleri etrafına toplayıp Aras'ı mi konusucakti ? Saçma dusuncelerden sıyrılmak için gozumu kapatıp açtım.
-Ya canım,akşamüstü gitsek.
Farkında olmadan kollarımı bağlamış, bi ayağımla da yerde ritim tutuyodum.Başka yöne bakıp dudagimi da kemirmeye başlayınca, bu kadar sinirin gereksiz olduğunu dusunup rahatlamaya çalıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEDEL...
Genç KurguHayatta her zaman birilerinin kararı, başka birinin hayatını etkiler. Peki doğru insan olmak için verdiğin bir karar,bir başkasına zarar verirse...Üstelik o kişi bir mafya... Şimdi,o adam bir bedel isteğiyle yanıp tutuşur... peki BİR BEDEL KAÇ ÖMRE...
