Bölüm 17-HAYAL

3.5K 130 3
                                        

BÖLÜM ŞARKISI:Adele-Hello

Media:Azra ve Birkan


Boyundan büyük işe kalkışıyor sözü benimle çok orantısızdı.Çünkü benim boyum zaten kısaydı ve benden kısa olan hiçbir şey yoktu.Ayaklarım mekana girmek için sabırsızlansa da,kalbim Birkan'ın bu işe çok kızacağını bildiği için direniyordu.Beynim ise kalbimle dalga geçiyor,mantıklı olanın Baran'ı öldürmek olduğunu söylüyordu.Çokta kötü bir fikir değilmiş aslında.Böylece tüm sorunlar ortadan kalkar ve Birkan'la mutlu olan hayatıma kaldığım yerden devam edebilirdim.Tabi baba sorununu da atlattıktan sonra.

Sonunda ayaklarımın sabırsızlığına dayanamayıp küçük,şehirin dışında bulunan kafeye girdim.Pencere kenarındaki masaya oturdum ve anın verdiği stresle tırnaklarımı yemeye başladım.Birkan bugün şirkette olacaktı ve gece bile gelemeyeceğini söylemişti.Bende buna güvenerek Umut'a adresi mesaj atmıştım,yalnız gelmesi gerektiğini zaten biliyordu.Aksi takdirde bütün polisleri başımıza toplayacaktım.Bu konuda hiçbir şüphem yoktu.Umut'un bana zarar vereceğini sanmıyordum,bakışlarında görmüştüm.

"Erken gelmişsin."dedi sandalyeyi çekerek.Oturdu ve bir süre yüzümü inceledikten sonra garsonu çağırdı.Yüzündeki gülümseme solmuştu ama bakışları hala aynıydı.Hayranlık ve şaşkınlık karışımıydı.

"Öyle."dedim ciddi olduğumu ses tonumla belirterek.Gerçi ses tonumla belirtmeme gerek yoktu çünkü bunu yüz ifademden de anlayabilirdi.Garsona iki portakal suyu siparişi verdikten sonra tekrar bana döndü.

"Konuşmak istediğin konu?"

"Konuşmak istediğim konu,"dedim ve parmaklarıma baktıktan sonra devam ettim."Ben artık korkuyla yaşamak istemiyorum.Her evden çıkışımda Baran'ın beni tekrar o pis yere götüreceği düşüncesiyle yaşamak ya da Birkan evde olmadığı zamanlarda acaba bir şey oldu mu düşüncesiyle yaşamak istemiyorum.Kısaca hayatımızdan çıkmanızı istiyorum.Bedeli neyse bana,fazlasıyla ödettiniz zaten."

"Bu muydu?"dedi ve sessizce güldü.Bakışları değişmiş ve çenesi kasılmış bir şekilde bana bakıyordu.Bir anda değişiklik göstermelerine artık alışmıştım.

"Daha önemli bir sorun görmüyorum."dedim tek kaşımı kaldırarak.Elimi tuttu,çekmeye çalıştım ama bırakmadı.Kahverengi gözleriyle yeşillerim buluşunca,kendimden tiksindim.Onunla buluşmayı aklımdan bile geçirmemeliydim.Salaktım işte,süzme salak!

"Azra,seni kırmak istemiyorum.Benim için zorlaştırma.Elimden geldiği kadar Baran'ı durdurmaya çalışıyorum ama Birkan'da durmuyor."Gözlerim sulanırken elini çekti ve gelen portakal suyuna aldırmadan gitti.Arkasından sadece bakakalmıştım çünkü suçlu olan onlardı,biz değildik.Birkan kimseye fiziksel veya ruhsal şiddet uygulamamıştı.

Hesabı ödeyip,kafeden ayrıldım.Şu an kimseyle konuşmak istemiyordum.Sadece elimden geldiği kadar kaçmak istiyordum.Keşke her sorunumuzda kaçma imkanımız olsa ve çözülene kadar gelmesek.Ya da bu kadar zor şeyler yaşamasak,fazla değil miydi?

Anne,sana sesleniyorum.Ölüm sence kurtuluş mu?

Birkaç saat müzik dinlereyek dolaştıktan sonra eve gitmeye karar verdim.Doğum günümde Araz'ın bana aldığı arabaya bindim.Kısa bir süre sonra evde oldum ve odama çıktım.Telefonumda aramaları kontrol ettim.Tek arayan Birkan'ı.Ara tuşuna bastım ve beklemeden açtı.


"Sevgilim?"dedi endişeli bir sesle.Onu çok endişelenmiştirdim biliyorum ama kafamı dinlemeye ihtiyacım vardı.Tabii birde Umut'la buluşmam vardı,söylemeyecektim.Zaten hiçbir şey olmamıştı.Gerek yoktu bence.

PATRONUMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin