Yine Bir Ayrılık Hikayesi

36 1 0
                                    

3.Bölüm

Bir insan için siyah renk ne kadar önemli olabilir?  Hayatın sunduğu bütün renkleri öldürüp renk bile sayılmayan siyaha önem veren insan sizce ne kadar olumlu düşünebilir? Bence Hiç. 

Gece yine bütün endamıyla sahnedeydi. Ona eşlik eden ay yine takım elbisesini giymiş. Geceyle dans ederken kadın uykusundan korkarak uyanır. Kendisini bir uçurum kenarından düşerken görmüştür. Hemen yatağını yanında ki suyu içer. Aklına adamın sözleri gelir. 'Yüksek bir yerden düşen insan korkuyla karışık mutlu oluyormuş.'  Şimdi kadın mutlu mu olmuştu? 7 saniyelik bir mutluluk mu yaşamıştı. Çok az değil mi ? Uzun zamandır tatmadığı duyguyu çok kısa süre tatmak haksızlık olamaz mı? Bu soruların cevaplarını adamda aramaya karar verir ve hızlıca evden çıkar. İlk karşılaştıkları yere gider. Ama adam yoktur orada. Zaten orada olduğuna emin değildi kadın. Belki, bir ihtimal denk geliriz umudu ile gelmiştir. Kadın, dinlenmek için oturur köprüye. Her zaman ki gibi aşağıya sarkıtır ayaklarını alır yüzünü ellerinin arasına öylece durur. 

Mutlulu neydi gerçekten? Dünyada herkesin peşinden koştuğu ama bir türlü yakalanamayan mutluluk. Yakalandığında ise kısa süren,hiç beklemediğin anda tekrardan kaçıp giden mutluluk. Nasıl kalıcı hala gelecek bu mutluluk denen yaramaz çocuk?

Hala sorularla savaşan kadın yorulur ve eve gidip yatmak için ayağa kalkar. Kafasını gideceği yöne doğru çevirdiğinde ise adamı görür. Hafiften bir gülümsemeyle;

+ Neredesin sen adam?

-Ne o beni mi bekliyorsun?

+Bu saatte aklımda ki soruları cevaplayacak tek kişi sensin.

-Ön yargılarından arınmış'sın.

+Soruları merak etmiyor musun?

-Hayır

+Öküz!

-Otursana ayakta kaldın.

Adam köprünün demirliklerine sırtını dayanarak oturur. Kadın ise hala ayaktadır.

-Oturmayacak mısın?

+Hayır.

-Sen bilirsin

Der Adam ve bir sigara yakar. Kadın kızgın kızgın adama bakar ama adam bakmaz kadına. Kadın dayanamaz oturur adamın karşısına;

+Mutluluk neydi adam? Ama hiç gitmeyen mutluluk.

-Hiç gitmeyen?

+Hiç gitmeyen işte hep devam eden. 

-Yok öyle bir mutluluk!

+Var inanıyorum ben.

-Sen hiç gitmem diyenlere de inanmıştın demi ?

+Iıı şeyy...

-Bak kadın, mutluluğa dünyanın en güzel yemeği diyelim. Ama sana o yemekten bir tabak ve bir lokmalık sunuluyor. O yemekten bir lokma alıyorsun ve çiğnemeye başlıyorsun. O kadar lezzetli ki yemek yutmak istemiyorsun sürekli ağzında döndürüp duruyorsun. Biliyorsun yutarsan lezzeti gidecek ağzından ve bir lokma şansın bile yok. Onun için sürekli çiğneyip duruyorsun. Çiğnedikçe büyüyor ağzında. Büyüdükçe  istemsiz yutmak istiyorsun. Ağzında ki lokma git gide büyüyor ve birden yutmak zorunda kalıyorsun. Boğazında bir acı oluşuyor. O acı geçsin diyede içiyorsun işte. Artık acıyı bastırmak için ne içersen. Yani kadın hiç bir şey ebedi sürmez. Süremez. Hayatın kuralı bu. Ne kadar engellemek istesen de bazı şeyleri kuralına göre oynamalısın....


Paranoyak Adam.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin