"Hoseok," demiştim, "beni neden hiç aramadın? Yoksa girdiğimiz iddiayı kazanmak için mi?"
Bu aklıma nerden gelmişti bilmiyordum sadece söyleyecek mantıklı bir şey aramıştım ve gerçekten en mantıklısı buydu.
Yada değildi.
"Ne iddası?" demiştin. Sesin yankı yapıyordu.
"Telefonlarımı bile açmayacağını söylemiştin? Bu yüzden miydi?" Hıçkırıp durmuş, bir türlü düzgün konuşamamıştım ve Hyejin'in bana güç verdiğini sandığı hareketlerinden uzaklaşmak, dışarı çıkmak için kalkmam gerekmişti. "Yoksa, günlüğümü okuduğun için mi?"
Galiba hayatımın en aciz durumu bu soruyu sormak olabilirdi. Bir kaç tane daha vardı ama bu da ilk üçe hiç zorlanmadan giriş yapardı.
"Sen iyi misin?" diye sormuştun ve sorularıma soruyla karşılık vermen sinir bozucuydu.
"İyiyim, iyiyim. Neden iyi olmayayım ki?"
"Daha sonra konuşalım olur mu?" demiştin ve ben telefonu yüzüme kapatmana üzülmek yerine bana daha sonra konuşma sözü vermiş olmana sevinmiştim.
Gerçi bu ihtimaldi, ihtimaller de asla bana yardımcı olmazdı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
•meraba, hoseok ölmedi. ölürse beni kesecek bir peter olduğundan ölür mü bilemem. burdan peter'a selam gönderiyorum skslzşsşsşşd•