Her şey yoluna girecek

8.4K 239 5
                                        

Bu bölüm tam istediğiniz gibi uzun ve çok güzel, yorumlarınızı ve votelerinizi bekliyorum :)

Sağ elinin baş harfini dudağıma götürerek hiçbir şey söylememe izin vermedi.

Anlatacakları hala bitmemişti.

"Benim bir sevgilim vardı. Adı Derin'di. Furkan'ın abisi yani Kemal de Derin'den hoşlanıyordu."

Bunları anlatmak ona nasıl bir acı veriyordu kim bilir.

Kendini iğrenç hissederek anlatmaya devam etti.

"Ben eskiden böyle değildim. Yani bu kadar soğuk, içine kapanık, evden dışarı çıkmayan... Hepsi o geceden sonra oldu. Derin için bir bar açtığım gece."

'Bar açtığım' diyince gözlerimi iyice açıp ona baktım.

"Eskiden romantik de biriydim. O gece Kemal'de bu bara gelmişti. Derin ve ben arka odadayken o da odaya girdi aniden. İçmişti, sarhoştu yani. Ne dediğini bilmeden hakaretler ediyor elindeki eşyaları duvara fırlatıyordu. Bunlara daha fazla göz yumamazdım."

Zor yutkunuyor. Her söylediği kelimede boğazına yumruk yiyor gibi oluyordu.

"Yumruğumu suratına indirdiğimde kafasını masanın kenarına çarptı ve yere yığıldı. Hiçbir şey söyleyemeden oracıkta öldü. Bunu farkedebilecek kadar ayıktık. Derin tam çığlığı bastığında kapıda babamı gördüm. Ne yapacağımı bilmiyordum. Babam beni hemen oradan uzaklaştırarak bir otele götürttü. Kemal'in ölümünü de Derin'in üzerine yıktı..."

Diyecek hiçbir şey bulamıyordum.

Film mi çekiyoruz burda?

Senaryoya bakar mısın?

Böyle bir şeyin yaşanma ihtimali yüzde kaç acaba!?

Ben bütün bunların şaka olduğunu düşünürken Bora kollarını boynuma dolayıp sessizce ağlamaya başladı.

Küçük bir çocukmuş gibi onu teselli etmemi bekliyordu.

Elimi o harika saçlarının arasına daldırarak saçlarını okşamaya başladım.

Onu sakinleştirmeye çalışıyordum.

Kulağına "Hepsi geçti..." diyip duruyordum ama ben hala olayın şokundaydım.

Hakan bey nasıl böyle bir şey yapmış olabilir?

Aslında o 'itibarını' korumak için her şeyi yapardı (!)

Her ne kadar Bora'yı teselli etmeye çalışsam da doğru olanın bu olmadığını biliyordum.

"Bunu kimler biliyor?" dedim sessiz bir şekilde.

Kollarını boynumdan ayırarak gözlerini gözlerime dikti.

"Sadece babam, sen ve ben" sesi iyice ciddileşti. "ve böyle de kalacak" Diye devam etti.

Onaylar şekilde hızlıca başımı aşağı yukarı sallıyordum.

Bu sefer ben kollarımı Bora'nın boynuna dolayarak "Bunları sana anlattırdığım için özür dilerim. Olanları tekrar hatırlamanı istemezdim. Çok özür dilerim Bora lüffen beni affet." sesim çaresiz ve ağlamaklı çıkıyordu.

Ne yapacağımı bilmiyordum çünkü.

Böyle bir durumda ne yapılır ki?

HİÇBİR FİKRİM YOKTU!

Sadece sarılıp acısını hafifletmek istiyordum.

Onun acı çekerken görmek benim için de çok üzücüydü.

O mutlu olsun da kızsın bana, bağırsın, cins cins davransın...

Birbirimizden ayrıldığımızda ikimizinde gözleri kızarmıştı.

Bu Bora için yeterince küçük düşürücüydü zaten.

Hemen kalkıp lavaboya gitti ve elini yüzünü yıkayarak tekrar yanıma geldi.

Ben de o gelmeden göz yaşlarımı silmiştim.

"Yemeğe gidelim mi?" dedi gülümsemeye çalışarak.

Sanırım bana bir şans verecekti.

Kardeşi olmam için...

"Kurt gibi açım" diyip yataktan zıplayarak kalktım.

Kafasını dağıtmak istercesine salak saçma laflar ediyordum.

Odasından çıkmadan önce masada duran Bora'nın kimliğine takıldı gözüm.

Doğum günü 1995di.

Benden 2 yaş büyük değil miydi bu çocuk? Neden kimliğinde 1995 yazıyor peki?

Konuyu değiştirmek için elime bir koz geçmişti ve bunu kullanmaya niyetliydim.

"Bora sen kaç doğumlusun?"

"1995 aslında ama babam beni erken okula yazdırdığı için herkes 1994 sanıyor. Anlayacağın aramızda sadece 1 yaş var."

Konuşmaya ihtiyacı olduğunu, kurduğu uzun cümlelerden anlıyordum.

Merdivenlerden inerken "Ee nereye gidiyoruz yemeğe?" dedim sırıtarak.

"Benim dışarıda olduğum sürece gittiğim tek yere." dedi ve ifadesiz bir şekilde.

Heyecanlanmış, aynı zamanda onu eğlendirmek istiyordum.

"Peki yemekten sonra benim istediğim bir yere gidebilir miyiz?" dedim sevimli görünmeye çalışarak.

'Olur' dercesine başını salladı sakince.

Arabaya bindiğimizde hemen radyoda hareketli bir şarkı aramaya koyuldum.

Sonunda aradığım parçayı buldum!!!

Ke$ha-Take It Off çalıyordu.

Sonunu bayaaaa yüksek bir sesle açıp şarkıya eşlik ediyordum.

Milleti yurt dışından geldiğime inandırmak için çok çalışmıştım.

Şimdi çalışmamın meyvelerini alıyorum.

Mükemmel bir ingilizceye sahibim!!!

Bora başlarda bana eşlik etmiyordu fakat benim uzun ısrarlarımdan sonra eşlik etmeye başlamıştı.

Beraber dans edip şarkı söylüyorduk.

Gideceğimiz yere gelmiş olmalıyız ki Bora dans edip şarkı söylemeyi kesti ve o 'cool' haline döndü.

Ben de Bora'nın kız kardeşi olarak en az onun kadar cool olmalıydım!

Bu kıyafetle zaten yeterince cool'dum fakat davranışlarıma da dikkat etmeliydim.

Arabadan indiğimizde Bora anahtarları bir valeye vererek elini belime koydu ve içeri doğru yürümeye koyuldu.

İçeriye girer girmez herkes yanımıza gelip sırayla selam veriyordu.

'Bora'nın bahsettiği bar bu bar olmasın sakın!' diye içimden geçirirken cevabımı alıp sustum.

"Burası en yakın arkadaşımın babasının yeri. Bu kadar sessiz olduğuna bakma, asıl olay gece başlıyor." dedi ve ben derin bir nefes aldım.

Ay Derin dedim.

Yapma eyleme Bürge.

Bak içinden kaçırdın Derin diye, aman dışarıdan da kaçırma.

Bak ne güzel Bora sana iyi davranıyor.

Keyfini çıkart.

Allah'ım şimdi de içimden kendi kendime konuşuyordum!

Bora'nın barmene "2 limonata" demesiyle kendime geldim.

"Burası gece eğlenceliyse şimdi benim istediğimi yapsak, akşama doğru buraya gelsek olur mu?" dedim gözlerimi Bora'nın o masmavi gözlerine dikerek.

Cevap vermedi, sadece masaya bir miktar para bırakıp elimden tuttuğu gibi dışarıya çıktık.

Vale arabayı getirirken Bora bana döndü ve "Nereye gidiyoruz?" dedi.

En şirin, en sevimli, en tatlı halimle "Sahile inelim" dedim.

"O kadar yer varken sahile mi inmek istiyorsun?" dedi şaşırmış bir yüz ifadesiyle.

"Evet! Hadi gidelim!!!" Dedim ve araba gelir gelmez ön koltuktaki yerimi aldım.

Sahile indiğimizde saat 7ydi.

Hava hafiften kararıyordu artık.

Arabayı bir yere park ettikten sonra aşağı indik ve yürümeye başladık.

Karşımıza direk pamuk şeker satan bir adam çıktı.

Allah'ım bu nasıl bir lütuftur!

Hemen koşarak iki tane pamuk şeker aldım ve Bora'ya kocaman bir gülücük attım.

"Gerçekten mi?" dedikten sonra adama pamuk şekerlerin parasını ödeyip yürümeye devam ettik.

Ben ikisini de birden yerken Bora elimden birini alıp kendisi de yemeğe katıldı.

İşte ben de bunu bekliyordum!

Dışarıdan ne kadar cool gözükse de içinde küçücük bir çocuk vardı.

Bunu görebilmem bile benim için mutluluk kaynağıydı.

Artık normal konulardan konuşmaya başlayabilmiştik.

Gayet gülüp, sohbet ediyorken karşımıza ne çıksın beğenirsiniz?

DİLEK FENERİ!

Evet, her genç kızın yapacağı gibi ben de gidip bir tane dilek feneri alıp yakmaya çalıştım.

Tek başıma açıp yakmam benim için bir işgenceydi.

Tek başına yapılması belki de en zor şeydi.

Bora can çekişmemden zevk alırmış gibi bana bakıp gülüyordu.

Lan cool herif gel azcık birazcık yardım et!

Artık sinirlerim bozuldu ve şu lanet şeyi hemen uçurmak istiyordum.

"Zahmet olmazsa gelip bi yardım eder misiniz Bora bey!?"

Bora gülerek yanıma geldi ve kolaylıkla dilek fenerini yaktı.

Bir ucundan Bora diğer ucundan ben tutuyordum.

Gözlerimi birkaç saniye kapalı tuttuktan sonra açtım ve Bora bakarak "Ben tuttum. Sen de tut!" dedim.

Bora gözlerini gözlerime dikereek birkaç saniye öyle kaldı.

Ne yapmaya çalıştığını anlayamadım.

"Tuttum, hadi bırak" dedi ve ikimiz de aynı anda bıraktık.

O kadar yükseğe gitti ki, Bora'nın bile hoşuna gitti!

O derece yani.

Hava artık iyice kararmıştı ve gökyüzü çiftlerin bıraktığı dilek fenerleriyle doluydu.

Yıldız değil artık dilek fenerlerini izler olduk.

Çimlere uzanıp biraz öyle gökyüzüne baktık.

Hiçbir şey konuşmadık ama ben Bora'nın neler düşündüğünü biliyordum.

Onu bu düşüncelerden sıyırmak istercesine elini tuttum ve hızla yattığı yerden kaldırdım.

"Artık senin mekanına gidelim istersen." dedim arabaya doğru yönelerek.

Yine aynı valeye anahtarı verip içeri girmeye koyulduk.

Bu sefer sadece Bora'ya değil, bana da selam veriyorlardı.

Her selam verdiklerinde Bora iyice beni kendine çekiyordu.

Sesiz bir şekilde "Kardeşini de kıskanırmışşşşş." dedim kıkırdayarak.

"Sus kız" diye terslendiğimde kıkırdamam gülücüğe dönüşmüştü.

Herkesin selamını aldıktan sonra sonunda oturacağımız yere geldik.

Bu sefer de 2 limonata isteyen Bora'ya bön bön baktım.

Bu cool tiplerle limonata mı içeceğiz?

Gerçekten mi Bora?

"Başka bir şey içsek olmaz mı?" dedim umutsuz bi çare şekilde...

Resmen sefilleri oynuyordum...

"İçince neler yaptığını gittiğin partide gördüm ben." diye lafı soktu bana Bora.

Aha da daha içemeyecektim iyi mi?

"Tamam tamam" diyip limonatamdan bir yudum aldıktan sonra etrafa göz atmaya başladım.

Karşı masamızda oturan genç bir grup Bora'ya bakarak aralarında bir şeyler fısıldaşıyorlardı.

Kızların gözü Bora'da, erkeklerin gözü ise bendeydi.

AY İNANAMIYORUM BANA BAKIYORLARDI!

Hiç istifimi bozmadan cool davranmaya devam ettim.

O masaya arada bir bakış atıyor, bol bol kahkaha atıyordum.

Sonunda masadan bir erkeği masamıza doğru yaklaşıyorken gördüğümde elim ayağım birbirine girdi.

İyi ki çocuk masaya varmadan aynı masadaki kızlar yanımıza çoktan damlamışlardı.

Bora kızlarla uğraşırken ben de bu yakışıklıyla ilgilenebilirdim.

YAŞASIN KIZLARIN DAYANIŞMASI, SİZİ ÇOK SEVİYORUM!

Bora kızlara laf yetiştirirken arada bana ve sohbet ettiğim çekici çocuğa bakıyordu.

Bora, çocuğun kulağıma eğilip bir şeyler söylediğini gördüğünde elimden tuttuğu gibi piste sürükledi beni.

Bu hareketi ne kadar kaba olsa da hoşuma gitmişti.

Bir de çaktırmamak için alttan alttan dans etmesi...

Allah'ım gülmekten yerlere yatma derecesine gelmiştim.

Arada bakışlarımı yanıma gelen çocuğa çeviriyordum.

Morali bozulmuş, keyifsizce bizi izliyordu.

Şarkı bitince ben istekli, Bora isteksiz bir şekilde yerlerimize geçtik.

Ne kızlar Bora'nın dibinden, ne de Cenk benim dibimden ayrılmıştı.

Evet, çekici yakışıklımızın adı Cenk'ti.

Aslında güzel bir isim ama bana çok itici gelmişti.

Bütün geceyi yanımda geçirmeyi planlamış olan Cenk'in planlarını yine Bora bozmuştu.

Kızların gereksiz ilgisinden sıkılmış, artık eve dönmek istiyordu.

Cenk'e numaramı vermemi bile beklemeden beni dışarı sürükledi.

Artık hoşuma gitmiyor aksine sinirimi bozuyordu.

Yani tamam başta iyidi hoştu ama son yaptığı hareket?

Abi bırak bi numaramı veriyim yani.

Vale arabayı getirdiğinde arabaya ilk binen Bora oldu.

Ben hiç ayrılmak istemiyordum buradan.

Şarkılar mükemmel, mekan zaten enfes.

Artık benim de mekanım burası!!

Bora'nın sürdüğü arabayı çığlık atmamla durdurması bir oldu.

"Noldu!" diye bağırdığında ben melül melül bakıp "Eve kadar ben sürsem olur muuuuu?" dedim.

Erken kalktık bari araba sürmeme isin versin.

Şöförden gizlice arabayı kaçırdığım zaman hariç hiç araba kullanmadım.

Bora umursamaz davranıp arabayı kullanmama izin verdi.

İlk önce iyi gidiyordum fakat ani frenlerimden sıkılan Bora artık dayanamadı.

"Şu arabayı biraz daha sakin durdurur musun!!!?"

"Ay sen çok biliyorsun!"

"Bana ne bakıyorsun geri zekalı mısın önüne baksana!!!" demesiyle başımı yola çevirdim fakat kaçınılmaz sondan kurtulamadım.

Direksiyonun hakimiyetini kaybetmiştim bile.

Araba bir sağa bir sola savrulurken Bora'nın direksiyona müdehalesiyle işler daha da karıştı.

Arabanın içinde attığım çığlıklar bir direğe çarpmamla son buldu.

-ÇINLAYAN SESLER-

Gözlerimi açtığımda Bora dehşete düşmüş gözlerle bana bakıyordu.

Başım çatlıyordu resmen, olamaz böyle bir acı!

Elimi başıma götürdüğümde bir ıslaklık hissettim ve elime baktığımda gördüğüm tek şey kan oldu.

En az Bora kadar ben de dehşete düşmüştüm.

Hiç hareket etmiyor, sadece Bora'ya bakıyordum.

Sanki hareket etsem acım kat ve kat artacaktı.

Elimi kaldırıp bütün gücümle Bora'ya doğru hareket ettirdim.

Sanki ona dokunmak bana güç verecekti.

Durumunun benden daha iyi olduğunu telefonla konuşmasından çıkarabiliyordum.

Siren seslerini yarım yamalak duyduğumda kiminle konuştuğunu anlayabildim.

Elimi Bora'nın suratına götürdüğümde "Her şey yoluna girecek" dedi ve gözlerimin kapanmasına mani olamadım...

FOTOĞRAF:BÜRGE 'COOL' KIYAFETİYLE

Evlatlık AşkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin