Arkadaşlar hikayede geçen bir konu hakkında fazladan bilgi vermek istediğim zaman ekstra bölümlerle karşılaşacaksınız. Okumak zorunda değilsiniz, okumadığınız zaman hikayede bir kopukluk yaşamazsınız.Bu bölümler sadece konuya daha hakim olabilmeniz için. Umarım beğenirsiniz :)
"Tatlım lütfen böyle ağlama, biliyorum 16 ay uzun bir süre ama kendini bu kadar yıpratmamalısın. Lütfen biraz sakin olmayı dene."
Hiçbir şey söylemiyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
"Aslı sakin olabilir misin artık? Bak ben de ağlarım ona göre."
Ufakta olsa gülümsemesine neden olmuştum.
"Heh şöyle, şimdi anlat bakalım. Neden ayrıldınız?"
Zorlukla oturduğu yerde belini dikleştirdi ve anlatmaya başladı.
"Bak şimdi. Her şeyi baştan anlatıyorum, sıkıldığın zaman beni durdur."
Kafamı onaylar şekilde salladım ve dinlemeye başladım.
"Tanışmamızı biraz yargılayabilirsin ama ilerisini anlattığımda şok olacağına eminim. Ben blackberry telefon kullanıyorum. Bundan bi 16 ay önce sadece blackberrylerde BBM(blackberry massenger) varken bir şekilde listemde o da ekliydi. Adı Emre. Profil fotoğrafına çektiği fotoğrafları koyuyordu ve gerçekten çok iyi fotoğraf çekiyordu."
Derin bir iç cektikten sonra anlatmaya devam etti.
"Bir keresinde jelibonları yanyana dizip çektiği fotoğrafını koymuştu. Artık dayanamayıp "Çok tatlılarr" gibi saçma bir yorum yapmıştım. O aralar da bir başka birisiyle beraberdim fakat uzun zamandır görüşmediğimiz için biteceği belliydi. Neyse. İşte öyle konuşmaya başladık. Sonradan farkettim ki benim gittiğim okulun kardeş okuna gidiyormuş. Konu konuyu açtı ve biz her seferinde şaşırdık. Onun kuzeni benim ortaokuldaki ilk arkadaşımdı. Kardeşiyle aynı okulda okumuştum ve ailelerimiz büyük ihtimalle tanışıyordu. Aynı memlekettendiler."
Bu kadar tesadüfte olamaz yani! BBM'den tanıştığın biriyle bu kadar ortak noktanın olması? Şaka gibi!
"İşte böyle ortak noktalar çıktıkça biz daha fazla konuşmaya başladık. Tanıştığımız süre içerisinde şehirdışında olduğum için buluşamamıştık ama beraber bakkala gidip aynı şeyleri alıyor, aynı şeyleri izliyoduk. Mesafe bizim için bir engel değildi. Tabi ben birlikte olduğum kişiden ayrılmış, sadece Emre'yle konuşuyordum.1 Ay sonra İstanbul'a döndüğümde ilk işim Emre'yle buluşmak oldu. Müthiş derecede heyecanlıydım. Onu ilk gördüğüm an aklıma geldikçe sanki tekrar ve tekrar o heyecanı yaşıyorum. Günler, haftalar derken konuşmaya başlayalı aylar olmuştu. Buna bir isim verdik. İlk 6 ay kusursuz derecede güzel ve büyüleyiciydi. Her şey o kadar güzeldi ki Bürge."
Gözlerinden dökülen yaşları aldırmıyor, hararetle anlatmaya devam ediyordu.
Allah'ım bu nasıl bir aşktır?
"6. ayımızı doldurunca anneme söylemeye karar verdim. Aslında vermedim. Anneme söyleyemeyeceğimi düsündüğüm için Emre'yle konuşmayı kestim. 3 gün evde ruh gibi gezdikten sonra annemin dikkatini çektim ve beni karşısına oturtup konuşturdu. Her şeyi bir bir anlatırken o hiçbir sey söylemiyor, ardarda sigara yakıyordu. Anlatacaklarım bittikten sonra annesiyle konuşmak istedi ve konuştuktan sonra onayladı. Dünyalar benim olmuştu! O anı hiçbir şeye değişmem, hiçbir şeye!"
O kadar heyecanlı, o kadar içten anlatıyordu ki ben de göz yaşlarıma engel olamadım. Kocaman iki kız karşılıklı oturuyor, salya sümük ağlıyorduk.
"Peki neden ayrıldınız? Her şey kusursuz gözüküyor."
Sesim buruk çıkmıştı. Onu daha fazla inciltmemek için kelimelerimi özenle seçmiştim.
"14.ayımıza kadar her şey çok güzeldi. Bol bol sürprizler, iltifatlar... Her şey çok güzeldi. Nedenini bilmediğim şekilde bana farklı davranıyordu. Eskiden ne dersem yapar, söylediğim hiçbir şeye karşı çıkmazdı. Ama 14.aydan sonra? Bağırmaya başladı. Sürprizlerin yerini unutulan özel günler aldı. Birden aramıza sur duvarları örüldü. Ben hiçbir zaman böyle olacağını düşünmemiştim. O düşünceli, romantik çocuk gitmiş, yerini öküz, bağırıp çağıran, ilgisiz biri almıştı. Ona birkaç şans verdikten sonra dayanamadım. İşte bundan 1 hafta önce daha fazla devam edemeyeceğimi söyledim fakat kabul etmedi. Ayrılmak istemiyordu. BEN DE İSTEMİYORDUM. Sadece beni buna mecbur etti. Artık her gece yatağımda gizlice ağlamaktan yorulmuştum Bürge. Artık beni üzmesinden yorulmuştum."
Artık sarsılarak ağlıyor, anlatmaya devam edemiyordu. Başını omuzuma yaslayarak sırtını sıvazlamaya başladım.
"Hayatım bu kadar acı çekiyorsan anlatmak zorunda değilsin. Lütfen kendini onun için bu kadar yıpratma."
Hırçın bir şekilde başını kaldırıp göz yaşlarını eliyle sildi. Sanırım o benim sandığımdan daha güçlü bir kızdı.
"Hayır sonuna kadar anlatacağım! İyiyim ben. Bir hafta önce ayrılmak istediğimde izin vermemişti. Ben de değişmesi şartıyla bunu kabul etmiştim. Gün geçiyor ben ona eskisi gibi davranmaya başlamıştım. Hani ilk tanıştığımız zamanki gibi. Her şey eskisi gibi olabilecek sanmıştım. Allah'ım ne kadar aptalım!!! Onun davranışlarında hiçbir değişme olmuyordu. Yine geç ve soğuk cevaplar alıyordum. Dün de dayanamayıp tamamen onunla bağlarımı kopardım."
Dayanamayıp "En iyisini yapmışsın, seni haketmiyormuş zaten.." dedim ve küçük de olsa gülmesine sebep oldum.
Onun yerinde ben olsam ne yapardım acaba? Koskoca 16 ay...
"Nasıl bu kadar değiştiğini anlayamıyorum Bürge. Bir insan nasıl bu kadar değişebilir?"
Bu cümlesini duyduğumda beynim CEMRE CEMRE CEMRE diye çığlık atmaya başladı.
Hüzünlü ve buruk bir gülücükle "Çok doğru söylüyorsun. Bir insan nasıl ukadar değişebilir..." diyip kendimi yatağa bıraktım.
Ektra bölüm istediğinizde yorum yapabilirsiniz. Müsait olursam yapmaya çalışırim :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Evlatlık Aşk
Teen FictionHayatının tamamını yetimhanede geçirmiş bir kızın, Türkiye'nın sayılı zengini arasında olan bir aile tarafından evlatlık edildiğini düşünün. Yeni ailesiyle her şeye sahip olan bu kız, aşka kiminle sahip olacak? Yakışıklı bir üvey ağabeyle? Yok yok...
