Çok gülen çok ağlar demiş miydim?
Sinirden sanki vücuduma iğneler batıyor gibi. Tam herşey yoluna giriyor derken hayattan bir atak daha! İşin acı tarafı bu hiç bitmeyecek birşey. Hiç bir zaman rahat olamayacağız. Tanrım! neden bu işlerde olan bir adama aşık oldum, ne zaman bu hale geldim. Annenin kaderi kızınaymış gerçekten de.
Yazar anlatımı
Bir düşman bitiyor diğeri başlıyor. Oto galerinin ön kısmı için mahşer günü gibi deyimini kullanabiliriz. İhaleye girdiği günden beri geri çekilmesi için ömründe almadığı kadar tehdit telefonları, suikastler, sorunlar bitmek bilmiyordu. Genç adam omuzundaki kamburu bir of bile demeden taşıyordu. Sonucu ne olursa olsun yolundan vazgeçmeyecekti, öyle de yaptı dik duruşuyla hayran bıraktığı düşmanları dahi garip bir şekilde ona saygı duyacak raddeye geliyor kendilerini zor zaptediyorlardı. Kahpece sürülen oyunlardan birisi de galerinin önüne uzun namlulu silahlarla gerçekleştirdikleri saldırıydı.
Caner odasında her zamanki evrak işleriyle ilgileniyordu kahvesinden son yudumunu alırken baş hizasında kaldırdığı kolu nerden geldiğini bilmediği bir kurşunla delindi genç adamın kafasına nişan alınan kurşun namluya sürüldüğünde bir yudum kahve hayatını kurtarmıştım. Yaşama sevincini yitirmiş, gencecik yaşta ölümü bekleyen her fırsatta kurşunların üzerine atlayan adam kendini öldüremedikleri için küfürlerini savura savura silahını belinin sol yanından çıkararak dışarıya doğru rastgele ateş ediyor ön kısıma geçip siper almıştı. Hızlıca içeriye göz gezdirdi galerinin önünde duran iki adam yerde kanlar içinde yatıyordu. Çatışma devam ederken ceket cebinden cıkardığı telefonla Ermen'in numarasını tuşladı.
'Abi ofisi tarıyorlar gelme sakın! Evden çıkma'
Telefonun ucundaki genç adam bağırarak telefonu kapattı. Bir yandan uyarması gerekiyor bir yandan da söylediği için kendine küfür yağdırıyordu. Ermen Atalay tabii ki dinlemeyip gelecekti. Caner sürünerek dolaptan cıkardığı uzun namlulu silahı adamların siper aldığı arabaların üzerine ateş ediyor zırhlı olduğunu yeni farkettiği araçta ufak çaplı etkiler yaratıyordu yaklaşık üç dakika süren çatışma suikastçilerin gelen araçlara hızla binip kaçmasıyla son bulmuştu. Ermen ise trafiğe, düşmanlarına hatta evin ofise olan uzaklığına bile geldiği yolu üçe beşe katlar seviyede küfüre boğmuştu. Genç adam kornayı yumruklayarak çalıyor boş bulduğu her sokağa giriyordu. Siniri bedenini kaskatı kesmiş gözlerini kızartmıştı. Kan çanağı gözleri hırsla dolmuş bunu ona yapanlardan hesap soracak hatta öldürecekti. Canına kastetmeye kalkanlara tüm aleme ibret olsun diye etek giydirip tasmayla bütün şehri dolaştırma fikirleri yaşarken öldürmek felsefesindeydi. Onun genel taktiği buydu. Düşmanını yaşarken öldürmek ona daha mantıklı geliyordu. Galerinin önüne geldiğinde arabaların üzerinde kurşun izleri gözüne çarptı. Yere saçılan cam parçaları ve boş kurşun kovanlarını heybetiyle eziyor kapı önünde kanlar içinde yatan iki adamın arasından geçiyordu. Bir kaç cesedin daha bulunduğu koridor zemini tamamen kana bulanmış siyah deri koltukta koluna bez parçasını bastıran kardeşi gibi olan adamı gördü. Burhan kapıdaki polislere üç maymunu oynarken olay yeri inceleme şeritleri çoktan çekilmişti. Karakola gelinmeleri istendiğinde Ermen bir telefon ile işi halletmiş Caner ile Burhan ise emniyetle nasıl güçlü bağlantısı olabileceğini düşünmeden edemiyordu. Ermen bu işinde üzerini kapatmayı başarmıştı. Sıra hangi düşmanının bunu yaptığını öğrenmekteydi. Polisler gittiğinde ortalık toplanmış bir kaç saat içinde ofis eski haline gelmişti. Caner'in özellikle hedef alındığını duyan genç adam ofisin içinde volta atarak sigarasını içiyordu.
'Yine beceremedim ölmeyi'
sesin sahibi yaralı adam abi dediği adamı biraz olsun güldürmeyi başarmıştı. Önünde tabiri caizse el pençe duran ve hayatta kalmayı başarabilmiş on iki adam emir bekler vaziyetteydi. Genç adam onları yeni farketmiş gibi başını kaldırıp ölümcül bakışlarını yöneltti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MUAMMA | #Wattys2017
Non-FictionGenç adam bir kaç adım attığında kulübe büyük bir gürültüyle patladı. Ahşap tahtalar etrafa saçılıyor alevler hızla büyüyordu. Kızarmış gözleri dumanın etkisiyle buğulanırken, sağ gözünden bir yaş düşmüştü. Her zaman ağır duran, sert bakışlarıyla or...
