Yazar Anlatımı
Sanki bir zincir atılmıştı ayaklarına..
bilinmezlikler zincirin halkaları gibiydi, ya tek tek açamaya çalışacaktı ya da kırıp atacaktı. her şeyi silip en baştan başlayacaktı. milyonlarca şanssız insandan sadece birisiydi, kaderine küsmeyecek, yenilmeyecek savaşacaktı çünkü bu düzen böyle gitmezdi. madem yaşayamamıştı çocukluğunu bedelini canlarıyla ödetecekti bunu yapanlara. madem yaşayamamıştı o halde çocuğuna yaşatacaktı, sevgiye aç çocukluğunu onunla doyuracaktı...
genç adam günün tatlı yorgunluğuyla üst kattaki yatak odasına yöneldi. güzel bir uyku, şefkat dolu sıcacık kollar ihtiyacı olan tek şeydi.. çalan telefonla düşünceleri dağılan genç adam Caner'in adını görünce pek de hayıra alamet olmadığını biliyordu.
'bana iyi bir şeyler söyle!'
'maalesef abi!'
'Dila... çok kötü abi hemen gelmen lazım!'
genç adam telaşla çıkış kapısına yöneldi. kapının sağ ve sol yanında duran iki adamına kısa süreli bir bakış attıktan sonra orta boylu ela gözlü adamına seslendi.
'koray! arabayı hazırlayın, on dakika içinde herkes yerinde olacak!'
Ermen kapısı açılmış arabanın şoför koltuğuna yerleştiğinde uzun parmaklarıyla direksiyonu kavradı. Caner'in mesaj olarak attığı adresi zihnine kazırken hızıyla rüzgara karşı meydan okuyordu. hız göstergesi döndükçe dönüyor sıkışık olan trafikten ara sokaklara girerek kaçıyordu. Caner adamları mekanın bodrum katında toplamayı başarmış, iki yana dizilmiş yaklaşık kırk adamın arasında voltalar atıyor, içinde bulundukları durumdan çıkış yolları arıyordu. Ermen dışarıdan lüks bir villa olarak görünen evin bodruma katına ulaşmak için uzun merdivenleri seri adımlarıyla sonlandırmış içerideki kalabalığa hızlıca göz gezdirdi. kavisli kaşlarının altındaki sorgulayıcı bakışı Caner'in sessizliği bozması ile çatıldı.
'abi Dila hanım, her zamanki gibi hastaneye gitmişti, kamera kayıtlarından gördüğümüz kadarıyla başkanın kaldığı odadan tekerlekli sandalye de yüzünde ve saçında maskeyle çıkmış'
'peki o sırada Dila'nın yanında olması gerekenler neredeymiş!'
genç adam çatılan kaşları, sert bakışları altına ezilen sarışın uzun boylu iki adamın önünde adımlarını sabitledi. Ölüm kokusu tüm kata hakim olmuşken iki adama da yumruk atarak tek darbede burunlarını kırmıştı. yüzlerine bulanan kırmızı sıvıyla refleks olan inlemelerine dahi hakim olan iki adam verecek cevap bulamamıştı tekrar ayağa kalkıp ellerini önlerinde birleştirmiş başlarına geleceklerden habersiz ayak uçlarına bakıyorlardı. yüzlerinden akan kırmızı sıvı siyah takım elbiselerinin arasına gizlenmiş beyaz gömleğe kara bir leke gibi düşmüştü. Ermen ağır adımlarıyla kurtarma planları içindeyken bir yandan da bunu yapanın kim olduğunu düşünüyordu. başkanın kızını kaçıracak potansiyel çevresindeki herkes de vardı, fakat buna cesaret edebilecek kimse yoktu... ölüm kokusunun yerini barut kokusu alırken yankılanan ard arda patlama sesleri durumu kanıtlıyordu. Genç adam bu anı yaşamaktan nefret etse de kendini buna mecbur hissediyordu. yanındaki herkes ona sadık olmalıydı, hata yapmamalıydı tıpkı kendisi gibi. intikamına sadık bir adamdı, muammaydı, kimse bilmezdi içini, göstermezdi yüreğinin bir köşesinde duran dizlerini önüne çekmiş duvar kenarlarında iç çeken küçük çocuğu... Çekilen tetiğin sahibi silahını beline yerleştirip göz ucuyla mekandakilere adamları kattan çıkarmaları için işaret etti. Ermen, yaptığı davranış karşısında onay bekleyen Caner'e baktı. Gözlerinde en ufak bir pişmanlık yoktu. Oda alışmak zorunda kalmıştı, hayat herkesi farklı yönlere çekiyordu. Daha yeni doğmuş bir bebek iken çocuk esirgemenin tehlike kokan binalarında on sekiz yılını geçirmişti. her türlü suça bulaşmış hayatın böyle olduğuna inanmıştı. bir iyilik yapıp Ermen'i karşısına çıkaran hayat kurtuluş anahtarını kendisine teslim etmişti. öyle ki yanlış yapmaktan korkuyordu bu güzel insana, fakat herkes onun gibi düşünmüyordu korkuyordu bu kan kokan adamdan. hiç göstermediği yüzünü Caner görebiliyordu, gözlerindeki keder masumluğunu, hayata bir-sıfır yenik başladığını fark edebiliyordu. Çalan telefonu beklenilen haberdi. Burhan nefes nefese konuşmasıyla anlaşılmayı güçleştiriyordu. Telefon hoparlörde iken tanıdık yaşlı bir ses Burhan'ın telefonunu ele geçirmişcesine konuşuyordu. önce bir adres yankılandı yavaş kelimeler eşliğinde,
'Atalay! herkes burada, sen neredesin? yoksa annen ile baban gibi sen de mi kaçıyorsun!'
🌍🌎🌏
Genç adam karşısında duran iki gence bakıyordu. İkisini de kurtarmalıydı, Dila ve Burhan'ın başlarına geçirilmiş siyah çuvallar ile elleri ayakları hareket edilemeyecek şekilde kelepçelenmişti. Arkalarında duran isim ise şaşırtmamıştı.
'Ailenden cesur çıktın Atalay'
Alaycı gülüşüyle Ermen'in gözlerinin içine bakarken ufacık da olsa bir korku belirtisi aramış fakat aradığını bulamamıştı. Ermen Atalay birşeyler bildiğini anlamıştı bu yaşlı adamın..
Dışarıdan silah sesleri yükselirken genç adam belindeki metal tabancayı çıkarıp karşısında duran yaşlı adamın alnına dayadı. Aralarında bir nefes kadar mesafe kaldığında daha kumarhanesini yeni satın aldığı adam ile şimdi düşman rolündelerdi. Konsey üyelerinden kimsenin kendine dost olmadığını biliyordu fakat Mazlum Karan'ın yaptıklarına bir açıklama getiremiyordu. Çocukluğuna dair replikler ortaya atıyor anne babası hakkında kendisinin dahi bilmediği yargılarda bulunuyordu, silahı alnına dayamıştı fakat öldürmek istemiyordu, yalan ya da doğru dinlemeliydi onu, öğrenmeliydi. Ailesine ne olmuştu. Mazlum Karan dudağında biriktirdiklerini dökmeye başladı
'Cem, kafanı karıştırmış sanırım'
Hala devam eden alaycı tavırları Ermen'i delirtmeye yeterken söylediği sözcükler bir ok gibi saplanıyordu yüreğine..
'Kimsin sen Mazlum Karan! Benimle derdin ne!'
'Kim olduğumu ancak ben öldüğümde öğreneceksin. Fakat ölmeden önce sana bir iyilik yapmak istiyorum'
Ermen sol elinde tuttuğu tabancayı iyice kavradı, gözünü kırpmadan sıkacak aklını karıştırmasına daha fazla izin vermeyecekti.
'Annen ölmedi!'
Genç adam tetiğe basmak üzereydi ikinci ağızdan duyduğu bu cümle umrunda bile değildi. Öldü ya da değil artık onun için farketmiyordu.
'Ve sen genç adam, emanetime sahip çık!'
Anlamadığı sözler karşısında silahını indirmeyi aklından geçirirken yaşlı adam silahını Ermen'in alnından çekip saliseleri alan bir hareketle kendi şakağına bir kurşun sıkmıştı. Gördüğü manzara karşısında soğuk kanlılığını bir anlığına kaybeden Ermen'i Dila'nın çığlıkları kendine getirmişti. Barut kokusundan, Dila'nın çığlıklarından başka bir ses yoktu ortamda. Silah sesleri susmuş içeri gelen Caner ve adamları yerde yatan adamın Mazlum Karan olduğunu görünce tepki verememişlerdi. Ermen hızlıca evden çıkarken ardında bıraktığı sorgulayıcı bakışları es geçmişti. Bahçedeki yeşermeye başlayan ağacın altına yerleşti içinden binbir türlü senaryolar geçiyordu.
Hayat gibi ailesi de muammaydı..
Az çok demeyelim oysuz geçmeyelim 😜
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MUAMMA | #Wattys2017
NonfiksiGenç adam bir kaç adım attığında kulübe büyük bir gürültüyle patladı. Ahşap tahtalar etrafa saçılıyor alevler hızla büyüyordu. Kızarmış gözleri dumanın etkisiyle buğulanırken, sağ gözünden bir yaş düşmüştü. Her zaman ağır duran, sert bakışlarıyla or...
