Kıskançlık

50 3 0
                                        

                          ***

    Tayfun kendine gelmek için derin bir nefes aldı. Yasemin için sinirlerini kontrol etmeliydi çünkü zavallı kız hiçbir şeyden anlamamış,korkmuş bir şekilde, yavru kuş gibi titriyordu kolları arasında. Kızı yavaşça serbest bıraktı ama kendinden uzaklaşmasına izin vermedi.

-Özür dilerim Yasemin, seni korkutmak istememiştim ama bilmem gerek, lütfen soruma cevap ver.

    Yasemin, daha ilk şokunu atlatamadan ikincisiyle karşılaşmıştı ve üçüncüsüyle. İlk anda beyni isyan etmişti,sonrasında şaşkına dönmüştü şimdiyse beyninin olması gereken yerde koca bir boşluk vardı. Yine de hayatını kurtaran mantıklı sesi ona kendisini toplaması gerektiğini hatırlattı. Fakat kadınca bir merakla kendisini kollarında tutan adamı incelemeden yapamadı.

-Anlamadım,neden bilmeniz gerek.

-Çünkü.. ben...

   Tam o sırada Mine içeri girdi. Sabahki gibi imalı bakışlarını onlara dikmişti. Yasemin hemen kendini saran kollardan kurtulup kaçarcasına oradan çıktı. Tayfun sinirle Mine'ye bakıyordu.

-Ne yaptığını sanıyorsun Tayfun?

-Aynı soruyu ben sana sorayım. Ne hakla...

-Ahh,evet,patron sensin değil mi? İstediğini yaparsın, istediğini söylersin, istediğini alırsın, istediğin zaman da bırakırsın.

-Evet, dediğin gibi patron benim ve benimle böyle konuşamazsın, ayrıca Yasemin 'le de uğraşma.

-Eski günlerin hatırına sen de bana saygı duyabilirsin. En azından gözümün önünde asistanınla kırıştırmaktan vazgeçebilirsin.

-Laflarına dikkat et Mine, Yasemin hakkında böyle konuşamazsın.

-Anlamıyorum ya, iki günlük basit bir elemanı yani bu kadar kısa sürede, daha tanımadan, bu şekilde sahiplenmeni anlayamıyorum.

-Bence anlıyorsun, aşk böyle bir şey demek ki, zamana ya da başka bir şeye ihtiyacı yok. Zaten öyle olsa arkadaşlık olurdu.

-Sen... Saçmalıyorsun... Kafan karışmış... Kendine gel... Bu saçmalığı beni sinirlendirmek için çıkardın değil mi?

-Kendine gelmesi gereken biri varsa o da sensin. Ne söylediğimi duydun, ona göre davran. Lütfen, bir daha böyle bir şey yaşanmasın, lütfen.

   Tayfun'un son sözlerinde kullandığı ses tonu bunun bir rica olmadığını açıkça belli ediyordu. O konuşmasını bitirip çıktıktan sonra Mine hışımla masadaki dosyaları yere fırlattı. Daha çok şey kırıp dökmek istiyordu ama bunun akıllıca olmadığına karar verdi. 'Tayfun'un sadece kafası karışmış' diye düşünüyordu. Saldırgan davranarak onun kendisine dönmesini sağlayamazdı. Ne yapacağını düşünürken aklına toplantıdaki gerginlik geldi. Sonunda bugün ki misafirlerin Yasemin'i ayak altından çekmek için bir fırsat olduğuna karar verdi.

                          ***

-Yasemin bir dur artık yerinde, sakin ol.

-Nasıl sakin olayım Ece? Ya benim yüzümden bir sorun çıkarsa. Hadi onu geçtim ya beni işten kovarlarsa.

-Yok canım saçmalama. Ama kovacaklarından o kadar eminsen bence hiç gururundan ödün verme, çık karşılarına istifa et.

-Eceee..

-De ki;benim kalbim aşırı yakışıklı patronum, onun fettan eski sevgilisi ve şimdi ortak iş yaptıkları eski başbelalarımla aynı ortamda çalışmaya dayanmaz. Bu yüzden gidiyorum. Nasıl ama?

ANSIZINHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin