Gün karanlığa bürünür, gece onun benliğini ağırlardı. Hava yavaş yavaş soğur ve onun yüzünü hedef alırdı. Bu sefer maske yoktu. Gözlerine mıhlanmış kararlılığı buna gerek duymuyordu. Bu ilk öldüreceği insan değildi bu yüzden hareketleri tecrübesiyle rahat ve sakindi. Elinin altındaki çanta yapacağı planın sembolünü taşırken adam, aniden durdu ve gözlerini avına dikti. Kendisi gibi yalnızdı. Adam, avıyla kendisinin bulunduğu sokağın boş ve karanlık olduğunu kavrayınca dudağı şeytani bir sırıtışla gerildi.
Ayaklarını hareket ettirip kapşonuyla saçlarını kapatırken yüzünde hâlâ gülümsemesi hüküm sürüyordu. Fakat güldüğünün bile farkında değildi. Düşünceleri, tek bir algı üzerinde yoğunlaşmıştı.Bir çita, geyiği öldürmeden önce planını kurardı. Kendisinin hızı ve geyiğin soluklu kısa mesafesi. Adamın değişmez planı hazırdı. Dükkanların olmadığı dolayısıyla kameranın varolmadığı sadece orta ve düşük bütçeli insanların kullandığı basit evler. Amacını burada gerçekleştirecekti. Bir ihtimale karşı onu görebilen insan olurdu ama onunda işini nasıl halledeceğini biliyordu.
Boş sokakta sadece iki adım sesi yükselirken adam, çitanın avına yaptığı gibi sinsice yaklaştı ve aniden pençesini avının ağzına dayadı. Elinin gerisinde avının inleyen sesini duydu.
Onu hızla sürükleyererek kuytu bir köşeye çekti ve iterek yere düşmesini sağladı.
Neler olduğunu algılamakta güçlük çeken av oldukça şaşkındı. Yere düşer düşmez arkasını dönüp baktı ve ayaklarıyla sürünerek ona karanlık gözlerle bakan yabancı adamdan uzaklaşmaya çalıştı."Benden hâlâ rahatsız oluyor musun?" diye sordu.
Av, ağzından çekilen elden sonra bağırmayı düşündü ama boğazından yükselecek çığlığı bir baltanın görüntüsü yok etmişti.
Adam, çantasından çıkardığı baltaya gözlerini dikti."Hayır" dedi, korkuyla. Bu kelime sorunun cevabımıydı yoksa gözlere yansıyan baltanın aksedeceği zarara sessiz bir çığlık mı?
Bunu ikiside bilmiyordu. Adamın istediği tek şey bu işin sonuydu.
Avın istediği tek şey ise... Bunu kendisi bile bilmiyordu. Aklını ve ruhunu korku sarmalamıştı. Ne bağırabiliyor ne de kaçabiliyordu. Düşünebildiği tek şey ölümdü. Düşünmesi gerekenler ise aklında koca bir boşluktan ibaretti. Boşluğun dibi, üzerine ölümün gölgesi yüzünden karanlık ve belirsizdi.Av, sürünerek ondan uzaklaşırken adam ona yavaş yavaş yaklaşmaya başladı. Gözlerinde büyük bir haz vardı. Hangi duygunun hazzıydı bu?
İntikam? Tutku?Bir metre gerisinden avının hızla atan kalp atışlarını duyuyor gibiydi. Bu sesi seviyordu. Çünkü onun için atıyordu.
Avının yüzündeki korkunç ifadeyi de sevmişti. Onu bu hale o getirmişti ve devamını gerçekleştirmek için de sabırsızdı.
Evet, tutkunun hazzıydı bu.Ona daha fazla yaklaştığında sadece tek bir hamlede işini halledeceğini biliyordu. Baltayı yavaşça havaya kaldırdı.
"Ya-yapma."
Başının yanına gölgesi yansıyan baltayla birlikte ağzından çıkan bu kelime adamı daha fazla güldürmüştü.
Ona tekrar son kez sorusunu sordu."Benden hâlâ rahatsız oluyor musun?"
Bunun cevabını beklemiyordu tabii. Gereksizdi ve artık çok geçti.
Şeytani yüzünde parıldayan gülümsemeyle baltayı hızla avına savurdu.
Tek hamlede işini bitirmişti ve tek hamlede avının korkuyla bakan yüzünü duygusuz bir hale getirmişti.Kafasına geçirilen balta oldukça yoğun kan bahşederken adam elini geri çekti ve avının başında yer alan baltayla birlikte yere düşmesini sağladı.
Cebinden telefonunu çıkardı ve kamerayı açtı.Çünkü bu görüntü oldukça güzeldi...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GECENİN AVCISI #Wattys2023
General FictionOnun karanlığının altında olan zihnimin içinde, hayal dünyama sığınan küçük bir umut olduğunu hissettim. Baktı. Baktım... Kobalt mavisi gözlerinin derinliklerinde nefretten başka b...