12. Bölüm

3 0 0
                                        

Tüm gün o odadan o odaya attım kendimi ama yine de sıkıntıdan duramıyordum yerimde. her gün bir şeyler yapardık ayarlıyla denize girerdik, piknik yapardık, son ses müzik açar oynardık hatta arada dışarı çıkar gezerdik gizli gizli bugün kös kös oturup film izledik oyun oynadık birbirimizi sinir edip durduk iki ev arkadaşı gibi olduk resmen.

Üst katta gezinirken atarlının odasının kapısı aralıklıydı, ben pek girmem odasına ama içeri göz attığımda kitaplığına gözüm kaydı. İçim içimi kemiriyordu girmemek için. Neyse hazır atarlı ortalıkta görünmüyorken bi göz atıp çıkarım bakalım neler okuyormuş?.

Odasına girip kapıyı aralıklı bıraktım seslenir duymam sonra baskın yapmasın. Şöyle bir göz atınca.. Piyanosu vardı ve kocaman da bir kitaplığı, balkonu bile vardı denizin dalga sesleri içeriyi dolduruyordu insanın içini huzur kaplıyordu. Meğer odasında gizli bir dünya barındırıyormuş. Mia neden buraya girmiş belli oldu. Piyanoyu çok severdim küçükken annemle hep çaldığımız bir şarkımız vardı. Annem gittikten sonra hiç çalmadım, baya oldu piyanoya elimi sürmediğim. Üzgünüm çalmayı da düşünmüyorum çünkü güzel bir anıyla kapattım o defteri açılmamak üzere!

sonra kitaplığına yönelip, Kitaplarını incelemeye başladım. sürekli bilimsel, edebiyat ve şiire dayalı kitap türleri vardı. bildiğim yada duyduğum kitaplar, Bazı önemli yazarlarında hayatını konu alan kitaplar da vardı. Hepsi de çok sevdiğim yazarlar! Cemal Süreyya, Nazım Hikmet, Edip Cansever, Turgut Uyar, Can Yücel, Cahit Zarifoğlu ve birçok isim..
Bizim laf cambazın bu uzun dili nerden geldiği belli oldu! Bunları okuyorsa, Güzel bir akla sahip olduğu kesin.
Masasının üstündeki çerçevelenmiş fotoğraflara bakındım, kim acaba bunlar? Ailesi olabilir belki. Şuraya bak ne kadar mutlu bir hayatı var. 
"şu tatlişe bak!! dur bakayım, ayy bu omuu? Atarlıya çok benziyor valla! Adam küçükken bile karizma abi!"
Koltuğa oturup çekmecelerini karıştırdım.
Ruh hastası Saat koleksiyonu yapmış! Çekmecenin derinlerinde gözüme çarpan çok güzel bir kutu vardı, elimi uzatıp aldım. Ne acaba? Böyle şık bir kutu bir erkeğe ait olamaz! Merakıma yenik düşüp açtım. İyi ki açmışım.. çook güzel bir kolye tam karşımda 'beni al beni al' diyor. Sevgilisinin mi acaba? Ayy neyse beni ilgilendirmez tabi de, benim anlamadığım sevgilisi olan biri başka kızlara ne diye tehlikeli yakın temaslara girer ki! Neyse özel hayatına burnumu fazlasıyla soktum zaten. Kutuyu geri yerine koyup çekmeceyi kapattım. Ayağa kalkıp başka neleri varmış diye bakındım. Banyoya girip sıralanmış parfümlerine göz gezidirdim. Bi kokusu beni benden aldı! Zaten bayılıyorum şu erkek kokularına Ordan çıkıp Yatağının baş ucunda ki kitaba gözüm çarptı.
'Nazım hikmetin piraye'ye yazdığı mektupları' okuyormuş!
"Sen neymişsin be atarlı Attila" Diyerek kitabı aldım elime incelemeye başladım. Dikkatimi çekmişti fazlasıyla!
yatağa bağdaş oturup okumaya başladım. Okudukça okuyasım geldi. Ben okumaya dalmışken, Attila'nın kapıya yaslanmış beni izlediğinden haberim bile yoktu. 
"24 Eylül 1945
En güzel deniz : henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk : henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz :
henüz söylememiş olduğum sözdür... "
Dedi güzel bir tonda ve devam etti.
" bu dün akşam uykuya dalmadan önce Nazım'ın Piraye' ye söylediği sözlerden biriydi. Son okuduğum ve sevdiğim bir söz." Diye gülümsedi bana bakarak. Bende durup 2-3 saniye bişey demeden ona baktım ve;
"Benim de sevdiğim bir söz var senin gibiler için söylenmiş bir söz!."
"Öyle mi? Neymiş peki?"
"Nazım Hikmet gibisiniz bayım, Ağzınız iyi laf yapıyor ama pek bir ayran gönlünüz!" Dedim muzip bir yüz ifadesiyle.
"Hm.. iyiymiş sevdim bunu! bakarsın benim de pirayem sen olursun Peki sorabilir miyim benim odam da ve benim yatağımda napıyorsun?"
"Iıı.. şeyy.. mia yine buraya girmişti de onu arıyordum"
"Sonra?"
"Sonra işte bu kitap gözüme çarptı bi okuyayım dedim.. dalmışım" diyerek yataktan kalkıp kitabı yerine bıraktım.
"Ben mia'yı en son aşağı da dolanırken görmüştüm ama?"
"Yaa aşağımı inmiş bende burda duymuştum sesini ama aşağıdaymış meğer, yanlış duymuşum demek ki. Neyse gidip alayım bari onu" diyerek kapıya yöneldim. Elini kapıya yaslayıp geçmeme izin vermedi
"Bir dahaki sefere yalan söylemek yerine doğrusunu söyle ki inanmış gibi rol yapmayayım"
"Doğruyu söylüyorum ben!"
"O zaman ne diye çekmecelerimi karıştırmışsın?"
"Off ben çekmecelerini filan karıştırmadım!"
Dememle banyoda denediğim parfümlerinden beğendiğim olan parfümün boynuma sinen kokusunu içine çekti.
"Peki neden ben gibi kokuyorsun?"
İşte şimdi faka bastım! Şimdi ne uydurucam?
"O kokuyu beğendiğim için biraz sıkmış olabilirim ama bu çekmecelerini karıştırdım anlamına gelmez! Hem çekmecelerinde değil Banyo da sıralı duruyordu parfümlerin bir kere!"
"Ooo lara hanım yerlerini de ezberlemişiz?!" Diyerek sırıttı. Köşeye sıkışmış üstüme üstüme gelmesinden boğulup kolunu çektim.
"Off tamam çekil şurdan!" Diyerek odadan çıkıp aşağı indim. Kabul et lara fena yakalandın!

Aşağıda ayaklarımı uzatmış elma soyup yerken bi yandan da televizyonu açmış karşıma çıkan ilk magazin programını izliyordum. Bakalım dünyada neler oluyormuş? mia da o sırada yanımda uzanmış bana eşlik ediyordu
Attila aşağı inip yanıma oturdu. Bende ağzımda elma ona baktım.
"Noluyoruz?"
"Üstünü çıkart!"
"Ha?? İyi misin sen? Çıkartımıcam tabiki Ne diye çıkartıcam üstümü?!"
"Üff uzatma lara yarana bakıcam"
"Haa.. şey ben baktım ya iyi, iyileşiyor napsın oda"
"Saçmalamayı bırak hadi aç"
"Ya işin gücün yok mu senin git onunla uğraş, durup durup sarma bana!"
"Açıyor musun yoksa ben mi zorla bakayım?"
"Tamam tamam dur! Sen şimdi abartırsın başka yerlere gider olay."
"Hahah beni tanımaya başlamışsın" diyerek sırıttı. yaramın görüneceği şekilde tişörtümü kaldırıp gösterdim.
"Hm.. bir doktora göstersek iyi olur gibi!"
"Yok yok bir kaçış planı daha yapamam. Ben böyle iyiyim"
"Kaçış planı yapıcağını kim söyledi? Doktor ayağımıza gelcek sen değil!"
"Öyle olucaksa tamam"
"İyi ben bir görüşüp geliyorum o zaman"
"Tamam"

Yarım saat sonra kapı çaldı. Ben bi an panikledim, ya bizimkilerse? Ya beni buldularsa?
"Attilaa.. Attila.." diye koştur koştur odasına kaçtım. Kapıyı çalmadan içeri daldım.
"Hey heyy.. noldu, ne bu telaş?"
"Kapı çalıyor, biri geldi! Bizimkiler olabilir!"
"Tamam sakin ol bekle burda sen, doktor gelmiş olabilir."
"Tamam dikkatli ol bak delikten bakmadan açma!!"
Bu telaşıma karşı güle güle gitti ruh hastası! Bizimkilerse ikimizde tutarız başı!! Bu durmuş gülüyor.

"Laraaa aşağı in korkucak birşey yok!"
Bu sesi duyduktan sonra bir rahatlama geldi anlatamam..
aşağı inip yanına gittim.
"Bak demiştim sana doktor diye."
"Kusura bakmayın kız arkadaşınızı korkuttuysam"
"Yok önemli değil o sadece korku filminin etkisinde hala!" Diye sırıttı.
Bi saniye! Ne kız arkadaşı ya? Üstelik bide korku filmi diyor?! Çaktırmadan koluna vurdum
"Ne kız arkadaşı ne filmi? Ne saçmalıyorsun sen Attila?" Diye mırıldandım gülerek
"Kızım çaktırma işte bi bildiğim var ki söylüyorum, doktor gidene kadar idare et!"
"Doktor gitsin unutturucam sana o bildiğini!"
"O zaman şöyle uzanın küçük hanım bi bakalım yaranıza" dedi doktor. Bende kafamı Attila'ya çevirdim kararsız bakışlarımla. Oda onaylarmış gibi kafasını salladı.
O onayladıysa sorun yok, doktorun dediği gibi koltuğa uzanıp bekledim. Doktor da sandalye çekip oturdu yanıma.
"Tişörtü kaldırır mısın canım doktor bi baksın." Dedi Attila.
Attilaya gösterdiğim gibi yaranın görüneceği şekilde tişörtü sıyırdım. sargıyı açıp baktı.
"Hm.. enfeksiyon kapmamış bu iyi haber. Hiç bir sorunu yok gibi görünüyor, iyileşmeye başlamış bile! Sevgiline özenle baktığın belli Attila" diye sırıttı doktor.
"Ne sevgili ama!" Diye mırıldandım.
"Anlamadım?" Diye sordu doktor
"Yaa evet çok iyi bakıyor saolsun sevgilim" diye sırıttım.
"İyi o zaman sargıyı değiştirmemiz yeterli olucak bide bir krem yazıcam yara iyileşene kadar günde iki kere sürmeniz lazım daha çabuk iyileşmesini sağlayacaktır."
"Tamamdır onu bana bırakın siz." Diye gülümsedi Attila. Başımı ona çevirip sırıttım 'çok beklersin' dermiş gibi işaret ettim.
Doktor sargıyı değiştirip kalktı.
"Ee bana müsade o zaman Attilacım."
"Teşekkür ederiz buraya kadar geldiniz." Diye tişörtümü indirip doğruldum bende.
"Rica ederim tatlı kız sen bana değil sevgiline et teşekkürü o kadar ilgilenmiş seninle. Bana bişey bırakmamış" demesine karşılık sadece gülümsedim. Diyecek bir şey bulamadım.
"Buyrun ben sizi yolcu edeyim" diyerek yolu gösterdi Attila.

NEFESİM Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin