Gece yarısı yatağımdan kalkıp aşağı buzdolabına yöneldim atıştırmalık aramaya. İnip dolabın kapağını açtım gözüm direk nutellaya kaydı hemen bir kaşık alıp bandırdım. Ahh bu nutellanın verdiği mutluluk..
Çikolata delisi bir tek ben değilim herhalde?!
O sırada yukardan piyano sesleri geliyordu.
"Buda ne?"
Durup dinlemeye başladım Çok güzel insanın içine huzur veren bu ses çok tanıdık, bilindik bir şarkı gibi!
Acaba bizim tas kafalı bu saatte neyin psikolojisini yaşıyordu?
Sessizce yukarı gidip nerden geldiğini anlamaya çalıştım odasından geliyordu. Kapısı kapalıydı Ama kulağa çok güzel geliyordu piyanonun sesi. Kapıyı hafif bir şekilde açıp dinlemeye başladım, dinledikçe insanın içini huzur kaplıyordu yani mutlu ediyordu resmen. Kısa bir süre sonra benim geldiğimi gördü ve çalmayı bıraktı Atilla.
"Neden durdun devam etsene" dedim
"Hoşuna mı gitti?" Diye sırıttı
"Evet ama eğer rahatsız ediyorsam gidebilirim?"
"Yok etmiyorsun. Gelsene içeri dikilme orda"
"Senin gibi birinin böyle şeyler bilmesi şaşırtıcı" Diye tek kapıyı kapatıp yatağının kenarına oturdum.
"Sen beni daha tanımıyorsun lara, insan birine kendini nasıl tanıtırsa öyle bilir. Uzun zaman önce hobi olarak öğrenmiştim günlük stresimi ve ruhumu dinlendirmek için arada çalarım"
"Haklısın kimse asıl seni tanıyamaz ve göremez sen göstermediğin sürece tabi bu herkes için geçerli. Bende çok severim piyanoyu peki sen bu şarkıyı nerden biliyorsun?"
"Bu benim en sevdiğim parçalardan denemek ister misin?"
Diye sorunca ne desem bilemedim annem gittikten sonra çalmayı bırakmıştım. Ve bahsettiğimiz parça benim en sevdiğim parçaydı.
"İyi de ben senin gibi çalamam ki yani o kadar iyi değilim" diye ufak bir yalan söylemiş oldum.
"O kadar zor değil gel otur yanıma gösteririm ben nasıl yapıldığını"
"Hayır saol ben almıyım böyle iyiyim"
"Hadi lara şu hallerimizi bir tarafa bırakalım şimdilik, dene bak pişman olmazsın"
Kararsız kakımıştım çalıp çalmamak arasında bir yandan uzun zamandır çalmadığım için tekrar çalma isteği oluşmuştu bir yandan da hüzün kaplamıştı içimi. Şuan Atilla yerine annemin olması ne çok isterdim.
Atilla kararsızlığımı görünce bana döndü
"Zor bir şey istemedim lara istemiyorsan sorun yok ama denemediğine pişman olursun benden söylemesi bu Atillayı kolay kolay bulamazsın"
Diyerek tekrar önüne döndü. Bende çalma isteğime yenik düşüp kabul ettim
"Tamaam geldim "
Yanına gidip oturdum. Ellerimden tutup tuşların üstüne koydu ve;
"Bak şimdi önce bu tuşları hissedeceksin kendini kasmana gerek yok ben yönlendiricem seni" diyerek parmaklarımı hareket ettirmeye başladı. Parmaklarımı serbest bırakıp yönlendirmesine izin verdim. iyi gidiyorduk sanki gerçekten de bilmiyorum gibi hissettim ve uzun zaman dan sonra mutlu etti beni bu durum. Çünkü ben küçükken annemle çalardık saatlerce ve o kadar güzel çalıyordu ki Aklıma annemle çaldığımız bir beste geldi.
"Sana bir tane beste göstersem telefonumda kayıtlı onu birlikte çalalım mı yani sen yine gösterirsin bana ben bilmediğim için!?" Diye sordum. Tabi içten içe sinsice gülüyordum. Tabi tabi lara hanım kesin bilmiyorsun!
"Olur tabi bildiğim bir şeyse yaparız" deyince hemen telefonu alıp gösterdim galerimden.
"İşte bu"
"Ha.. ben bunu biliyorum hatta ilk piyano çalmaya başladığımda bunu öğrenmiştim. Sen nerden biliyorsun bunu?"
"Ben bunu küçükken annemden dinlerdim hep." Diye yalanımı sürdürmeye devam ettim.
"Tamam o zaman ver ellerini bakalım olucak mı" diyerek tekrar elimi tutup tuşların üstünden parmaklarımı hareket ettirdi. Başta biraz zorlandı biraz gülüştük yapamadığı için ama toparlamayı başardı ve tıpkı annemle yaptığımız gibi çalıyorduk, gözümün önüne geldi o eski anılarım.. ahh annecim seni o kadar çok özledim ki.. keşke yanında olabilseydim! Bir an duygulanıp durdum biraz daha devam etseydim ağlayabilirdim.
"Tamam bu kadar yeterli" diyip elimi çektim.
"Noldu iyi gidiyorduk? Diye sordu şaşkınlıkla.
"İyi hissettirmedi bu beni o yüzden"
"Kötü Bir anın mı vardı bununla ilgili?"
"Hayır, sadece.. neyse boşver önemsiz bir şey" diyip gözümden dökülen iki üç damla yaşı sildim.
"Bak birbirimiz hakkında pek bir şey bilmiyoruz tamam anlatmak istemiyor olabilirsin bazı şeyleri, anlarım ama artık biraz bilgi sahibi olmalıyız birbirimiz hakkında. Sonuçta bir haftadır bir yabancıyla ev arkadaşlığı yapıyorum ve öncesinde olanlar filan bence buna hakkım var diye düşünüyorum?!" Dedi merakla. Böyle söyleyince akla mantıklı geliyor çünkü bunun hırlı mıdır, hırsız mıdır yada sapık hatta katil olma riski bile var onun hakkında hiç bir şey bilmiyorum.
"Haklısın bu benim için de geçerli yani bir haftadır tanımadığım birinin evinde kalıyorum" diyerek hak verdim.
"Tamam ben başlıyorum o zaman kısadan anlatayım kendimi. Ailem den biraz uzakta yaşıyorum gördüğün gibi burası benim evim 1-2 yıldır burda tek yaşıyorum kişisel olarakta 21 yaşındayım, sporla uğraşıyorum, boyum senden uzun o kesin, herhangi bir suçlu yada yada sapıkta değilim hele ki gay hiç değilim yani için rahat olabilir" diye bitirince lafını kahkaha ya tutuldum
"gay nedir ya? Sana öylesin diyen olmadı ki, olmadığın çok belli zaten" diyerek gülmeye devam ettim.
"Ne var yanlış anlaşılma olmasın diye söyledim yoksa sen lezbiyen misin?" Diye sırıttı
"Tabiki de değilim ıyy"
"Niye böyle tepki verdin üçlü de lezbiyen olması iyi oluyor bazen onları izleyip tadını çıkarırsın ne güzel işte"
"Tamam kapat konuyu yine iğrençleşmeye başladın! Ben gidiyorum" diye tiksindim ondan ve kalkıp gidecekken elimden tuttu.
"Hey..heyy tamam tamam şaka yaptım gel gitme"
"Bazen dozunu kaçırıyorsun ama!" Diyerek kaşımı çattım.
"Özür dilerim haklısın neyse sen anlat bakalım" deyince oturdum bende.
"Pekala.. ııı.. bende.. 18 yaşındayım işte. O hastanede gördüklerinde ailem, seni bilmem ama ben pek şanslı değilim aile konusunda onun dışında liseyi geçen sene bitirdim bu yıl üniversite için hazırlanıyordum ama yalan oldu bu gidişle"
"Peki bir şey sorucam özel değilse?"
"Tabi.. seni dinliyorum"
"Yani o gün noldu onu bana anlatır mısın ben nasıl bir olaya dahil oldum?" Diye sordu.
Bende 1-2 saniye duraksayıp artık anlatma vakti geldiğini düşünerek derin bir nefes aldım.
"Şöyle ki babam 5 yıl önce annemi aldatmıştı bu yüzden boşandılar ve annem bizi bırakıp gitti nerde olduğunu bilmiyorum sonra o aldattığı kadınla evlendi o günden beri hep kavgalar ve olaylar bitmedi o günden bir gün önce yine kavga ettik ve babamda beni suçlayıp evden kovdu beni bende akşamında kaçıp gittim evden ertesi günü işte uçak bileti filan alıp kaybolacaktım ama işte sen bana çarptın ve gerisini zaten biliyorsun "
"Kaçıp nereye gitmeyi düşünüyordun?"
"İstanbul'a."
"Hayır yani tek başına bilmediğin bir yerde ne yapacaktın bide bir başınasın tanıdığın kimsen de yok?"
"gidebilsem orasını sonra da düşünürdüm yeterince param var bir ev tutar üniversiteye hazırlanırdım her halde belki bir ev arkadaşı alırdım ne bileyim yapardım illa ki birşeyler ben bulurum başımın çaresini"
"Çok safsın!"
"Ne?.. ben mi safım! Sen beni tam tanımıyorsun belli ki bak şu gözlerimin içine saf gibi mi duruyorum?" Diye söylendim ve demez olaydım. Böyle söyleyince yakınlaşıp gerçekten gözlerimin içine baktı ve hareketlerimi izledi ben tabi yine gerçekten böyle bir şey yapacağını düşünmediğim için naptığını anlamaya çalışıyorum.
"Napıyorsun?" Diyip geri gittim
"Şşş.. burda saf biri var mı diye bakıyorum sessiz ol.!" Diyip bide incelermiş gibi ciddi ciddi bakıyordu. Görende sanacak başımıza Bilim adamı oldu da deney yapıyor gözlerimde! Ama bu hali komiğime gelince gülemeden edemedim.
"Ya bi git.. bide alay ediyor"
"Hiç fark ettin mi?"
"Neyi?"
"Gözlerinin devasa bir şekilde çok güzel olduğunu?" Diyerek güldü. Yineee lal olmuş dilim tutuldu kekeme oldum bir şey diyemedim
"Be..ben evet yani hayır. Üff bir git ya yine başardın bravo!" Diyerek sinirlendim. Bu halimden nefret ediyorum ya! Karşısında aciz gibi kalıyorum cevap bile veremiyorum!! Tabi bu hallerim yine hoşuna gittiği için gülmeden duramadı.
"Bayılıyorum bu hallerine böyle 'ııı..şey..ben ne diyeceğimi bilmiyorum.' Gibi kalıyorsun ya çok iyi !" Diyerek gülmeye devam etti. Ayağa kalkıp yataktaki yastıkları alıp ona fırlattım.
"Sen şimdi görürsün" diyip hıncımı almak istedim.
"Ooo demek savaş istiyorsun kaybedersen sana istediğimi yaparım ama bilgin olsun!" Diyip yere düşen yastığı alıp oda bana fırlatmaya başladı.
"Görüşürüz bakalım kim kaybediyormuş ağlatmazsam seni görürsün buraya gel" dedim bir süre böyle devam edince kollarımda güç kalmadı halsizleştim iyice, bünye alışık değil tabi. Tam biraz durup soluklanayım dedim son yastığı Atillaya fırlatmamla yatağa düşmesi bir oldu. Bu eşsiz hareketime mi sevineyim yoksa bu yaptığımın karşılıksız kalmayacağıma mı üzüleyim bilemedim.
"Ahh gözüm!.." diye sızlandı atilla. Bende korktum bişey mi oldu diye bakayım diye yanına gittim.
"Abartma o kadar kötü vurmadım bi kere!" Derken belimden tutup yatağa çekti beni. Neye uğradığımı şaşırdım.
"Demek hem suçlusun hem güçlüsün!" Diye doğrulup üstüme üstüme geldi. Ayvayı yemiştim!
"Tamam tamam özür dilerim valla bir daha yapmıycam"
"Olmazz öyle kolay kurtulamazsın benden!"
"Napıyorsun ya saçmalama bırak beni yoksa fena olur"
"Şuan pek bir şey yapabileceğini sanmıyorum atom karınca"
"Sen öyle san" diyerek onu itip düşürecekken ikimiz birlikte yere kapaklandık. Bir süre öylece bakakaldık birbirimize
"bana yakın olmak istediğini söylemen yeterliydi böyle acılı bir şekilde yapmana gerek yoktu" dedi ve gülümsedi.
"Saçmalama tabiki niyetim bu değildi!"
"Neden benden hoşlandığını itiraf etmiyorsun da zor olmaya çalışıyorsun?"
"Nee? Ben mi?"
"İtiraf et kurtul bu eziyetten hem ben çok gördüm senin gibisini şuan üstümden hala kalkmadığına göre buda onun ıspatı "
"Sen iyice sınırını aştın!" Diyip kalkacakken beni hızla kendine çekip dudağıma yapıştı.
Ben tabi bu kes daha çok şook. İşte bunu hiç tahmin etmemiştim. bir an aklım başıma geldi ve onu hızlıca iteleyip tokat attım. Saçımı başımı düzeltmeye çalıştım. Kalbim yerinden çıkacak gibi ne yapacağımı ve ne tepki vereceğimi şaşırmıştım. Kendimi korumasız ve aciz gibi hissettim o an beynime kan sıçradı kullanılmış düşüncesi içindeydim.
"Ne yaptığını sanıyorsun? Zayıf halimden mi yararlanacaktın?! Bumu senin anlayışın!! Karşındaki kişinin duygularını ve düşüncelerini bilmeden kendi bildiğini yapmak mı?!!" Diye yüksek sesle kızdım.
Oda böyle bir tepki vereceğimi düşünmüyordu belli ki bir anlığına afalladı.
"Ben düşünmüştüm ki.."
"Ne düşündün ben bunu evime almışım istediğimi yaparım sonuçta kimsesi yok ve böyle bir yerde de kaçamaz mı?!!"
Ben öyle söyleyince sinirlenip ayağa kalktı
"Sen ne saçmalıyorsun! beni ne sandın!? Adi bir pislik mi? Eğer niyetim öyle bir şey olsaydı çoktan yapardım ve kesinlikle böyle olmazdı!"
"Bir kıza zorla böyle bir şey yaptıramazsın anladın mı beni! Beni ne sandın sen? Neyim ben gözünde? sürekli tahrik edici yakın temaslar kurup yatağa atma düşüncesi mi vardı?"
"Bak lara özür dilerim bir süredir beraberiz ve senin de istediğini düşündüm ama asla iğrenç bir düşünce içerisinde değilim ben senin hakkında asla da böyle düşünmedim" Diyerek omuzlarımdan tutup gergin ortamı yok etmeye çalıştı bende bir anlığına durdum ve ondan uzaklaşmam gerektiğini düşündüm. Tekrar olmasın diye;
"Benden uzak dur! Anladın mı?! Kirli emellerini başkasına sakla ben gidiyorum!!"
"Nereye gidiyorsun ?!"
"Kendi odama! Ve yarın da ilk iş burdan gitmek olacak!!" Diyerek bir şey söylemesini beklemeden kapıyı hızla çarpıp çıktım.
Odama geçtim derin bir nefes aldım.
"Off az önce noldu öyle " Bir süre kapıya sırtımı yaslayıp öylece durdum ne düşüneceğimi şaşırdım.
Bir süredir odada ordan oraya geziniyorum, yatağa oturuyor tekrar kalkıyorum!
Atilla dan ses seda yoktu. Acaba çok mu abarttım? belki niyeti benim düşündüğüm gibi değildi? Nasıl başlayacağını bilememişte olabilir! Napıyor acaba şuan? Aklımı kaçırıyordum bir yanım açıklama yapmasına izin ver sonra yarım kalan işe devam et bir Yanımda saçmalama otur oturduğun yerde diyor!
Yalnız bir yanım çok tehlikeli düşünüyormuş niye böyle düşünüyor ki, birini gördü kudurdu iyice neyim ben yol geçen hanı mı?
Böyle her gelene bacağımızı açalım mı?!!
Şuan resmen iç mahkeme kuruldu içimde Attila için biri iyi biri kötü iki tane avukat, kararı verecek hakim yani, ben ve suçlu Atilla!
Kötü avukat o tam bir pislik her fırsatta üstüne atlıyor ne denli yaptığı belli değil çükü kalktıkça yada canı istedikçe geliyor ve duygusal yada seninle ilgili bir düşüncesi yok aklı yerine çüküyle düşünenler den diyor diğer yandan iyi avukatta şuana kadar sana bakmış yaranı iyileştirmiş elinden geleni yapmış böyle biri fırsatçı yada pislik olamaz olsa olsa senden hoşlanmış ama kötü bir giriş yapmış diyor kararı verecek hakim yani, ben iki avukatın savunmasını da haklı buluyorum yani ikisi de olabilir bilmiyorum aklım allak bullak bu zamana kadar didiştik hiç duygularını belli etmedi anca tahrik edici yakınlık kurup durdu bende hep kaçtım! Niye kaçtım? Çünkü hangi amaçla geldiğini bilemedim ve bilmediğim emin olmadığım şeylere adım atmam!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
NEFESİM
Fiksi RemajaAşk; sonun başlangıcı demekti onun için ve kendi sonuna gitti, yeniden başlamak için. Sonu en saf haliyle sevdi ve hiç bırakmadı..
