Şirketteki sandalyesine yayılmışken aklına Derin ile olan konuşma geldi. "Birbirimize aitiz." Emir'in kalbi her zaman Derin'e aitti kimse bunun aksini söyleyemezdi fakat evlilik cüzdanı Selda'daydı. Derin ile şimdiye kadar evlilik konuşması geçmemişti ama bu geçmeyeceği anlamına gelmiyordu. Emir'in de çok iyi bildiği gibi kadınların çoğu aynı düşünceye sahipti. İlişkileri belli bir zamanı doldurduktan sonra evliliği düşünmeye başlıyorlardı. Erkeklerden daha farklı düşünce yapıları vardı. Erkekler her ne kadar evliliği önemsemiyorsa, kadınlar da bir o kadar evliliği önemsiyorum. İlişkileri iki buçuk yıldır sürüyordu. Derin Emir'in yeni hayatına yeni taşlar döşediği zaman çıkagelmişti. İlk zamanlarda aralarında ki sekiz yaşı sorun etselerde sonralarda bunun ne kadar önemsiz olduğunu farkına varmış, her şeyi oluruna bırakmışlardı. Emir hayatının gerektirdiği olgunluğa sahipken Derin onun aksine ele avuca sığmayan hareketli birisiydi. En başta Emir'in dikkatini bu çekmişti aslında. Çocuksu ve bir o kadar çekici genç bir kız .
"Emir ağam ne bu dalgınlık?"
Kafasını sağa sola salladıktan sonra kendine geldi ve kardeşine baktı.
"Allah aşkına ağa deme bana."
Sinan gülerek kendini deri koltuklardan birisine attı. Ayaklarını sehpaya uzattığı anda Emir'in uyarıcı bakışları ile karşılaşmıştı.
"Ne oldu yine?"
Kardeşinin yüzündeki gülümseme sinirlerini bozuyor ve yumruk atma isteği uyandırıyordu.
"Sırf şu lanet olası hayatım yüzünden sevdiğim kadından bir çok şey saklıyorum ve ona evlilik teklifi bile edemiyorum."
Ellerini sıkıntı ile ensesinde birleştirdi.
"Derin bunun konusunu hiç açtı mı?"
Ofladı.
"Hayır ama açacak elbette. Şimdi değilse bile bir ay, bir yıl sonra. İki buçuk yıl oldu Sinan az buz bir şey değil."
Sinan ciddiyetle kardeşini dinliyordu. Yüzündeki sırıtış artık yoktu. Bu konu çok ciddiydi ve zamanın da aynı şeyleri yaşamış birisi olarak ağabeyini çok iyi anlıyordu. Sinan da sevmişti hem de çok sevmişti. Ailesi, hayatı işin içine gelince ayrılmak zorunda kalmıştı. Üzerinden zaman geçse dahi yarasını hala kalbinde hissediyordu yarım kalan aşkının.
"Her kadın evliliği düşünür ."
Diye onayladı Sinan.
"Derin evliliğe pek sıcak bakan birisi değil fakat arkadaşlarının aklına girmesinden korkuyorum. Eminim ki kuaförde, kafede bu muhabbetler dönüyordu. Ha zaten tek sorunumuz evlilik de değil birde sık sık yaptığım iş gezileri var."
Derin dile getirmese bile rahatsız oluyordu. Emir bunu anlayabiliyordu. Fakat diyebileceği, yapabileceği bir şeyi ne yazık ki yoktu.
"Klasik kıskançlıklar mı?"
"Üstü kapalı dile getirmese de temelinde bu yatıyor. Selda varken de kimsenin olmadığını söylemem sanki ona ihanetmiş gibi geliyor."
Sinan biraz düşündü. Ne yapabilirlerdi ki bu durumda? Pek bir yapacak bir şeyi olmadığını da farkındaydı.
"Ona anlatsan her şeyi. Gizlemekle olmuyor biliyorsun ben gizlediğimde ne oldu."
"Ayrılacak benden."
Diye fısıldadı Emir sessizce. Söylemek bile canını yakıyordu.
"Kendi öğrenirse daha kötü olucak ağabey. Kadınlar şeytandan farksızdır kafalarına taktıkları ufak olayları bile büyütürler sonra da öğrenirler. Hatta bazen bunu senin ağzından kendi öğrenir sana fark ettirmeden. Birde Derin hatrı sayılır bir aileden. Ufak bir uğraşta her şeyi öğrenebilir. "
Sinan'ın söyledikleri doğru bulduğu aynı zamanda bildiği şeylerdi.
"Beni de en çok korkutan onun ailesi ve hayatı ya zaten."
"Neden ki?"
Emir bir iç çekti.
"Derin'in bu konağa gelebileceğini düşünebiliyor musun Sinan Allah aşkına? İkliminden tut insanlarına kadar. Hele hanımağaya dayanabilir mi? Ben bile dayanamıyorum ki burada büyüdüğüm ve kendi annem olduğu halde. Derin tek çocuk dünyayı onun etrafında döndürmüşler. Şimdiye kadar kimsenin sözünü dinlememiş bundan böyle hanımağanın sözlerini dinler, altında kalır mı? Bir kez susar benim için iki kez susar üçüncüde kendini tutamaz. Sonra da zaten olaylar daha çıkılmaz bir hâl alır. "
Sinan her ne kadar teselli vermek istesede yapamadı. Çünkü Emir sonuna kadar haklıydı.
"Peki ne yapacaksın?"
"Ah bir bilsem."
Kapının hafif çalınma sesi kısa süreli oluşan sessizliği böldü.
"Gir"
Diye gürledi Emir. Yalnızca Derin ve Sinan hariç herkese karşı sertti. O böyle olmak zorundaydı aslında. Ailesinin biçmiş olduğu şey yalnızca ağalık değildi. Bir ağa,ağa gibi davranır sözleriyle beynine işlemişti annesi küçüklüğünden beri.
"Emir bey toplantı salonunda sizi bekliyorlar."
Emir kafasıyla onayladıktan sonra yerinden kalktı Sinan'da onun ardından yürümeye başladı.
"Sıkıcı bir gün daha ne dersin ağam."
Emir sertçe Sinan'a baktı.
'Ağanı si- neyse.'
Bu siniri elbette ki Sinan'a değildi. En başında babası İstanbul'a gitmesine mani olduğu için, sonra ise Derin'in özlemi vardı. Birde Selda vardı tabi ona yol gösteren Hanımağayı da unutmamalıydı. Bir an önce bu işi bitirmeyi ve buradan kaçmayı düşünüyordu. Arkasına bile bakmazdı o derece bunalmıştı artık. Herkes üstüne gelirken akside mümkün değildi. En azından Derin anlayışlı dedi iç sesi. Sonra sessizliğin daha tehlikeli olduğunu düşünmeden edemedi. Belki de Derin'in kafası çoktan karışmıştı..
"Günaydın."
Selamlaşmalar bittikten sonra iş faslına geçildi. Bu ihaleyi bugün almak zorundaydılar yoksa Emir'in gidişi haftaları alacaktı. İlk kez bu kadar istekli bir şekilde toplantıya girmişti Emir ve istediğini alırdı bu ihale onların olacaktı.
Söylediği gibide olmuştu iki saatlik toplantı başarı ile bitmişti. Tek biten toplantı değildi tabii ki Emir ve Sinanda bitmişti. Topantıdan çıktıktan sonra direk konağa sürdüler arabaları. Büyük kapının önüne geldiklerinde arabayı Selim'e verdi ve hızlıca konağa girdi. Direk odasına gitmek istiyordu fakat ondan önce yapması gereken bir şey vardı. Salona gitti direk. Biraz sonra Sinan da gelmişti. Koltuğa oturdu.
"Ağam bir şey söyleyeceğim."
"Önce biz seninle konuşalım oğlum."
Diye araya girdi hanımağa. İçini çekmemek için kendisini zorlaması gerekmisti.
"Buyrun."
Hanımağanın gözlerindeki parıltı konuşmanın pek hayra alamet olmadığını bağırıyordu. Rıza bey elindeki kahvesini yanındaki sehpaya bıraktı.
"Selda ile evleneli kaç yıl oldu artık erkek bir torun istiyoruz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İkili Hayat
Novela JuvenilGösterişli, ışıklı, huzurlu, modern bir İstanbul ve kokusunda huzur bulduğu, sevdiği, sevildiği Derin.. Zorlu, zorunlu, nefret ettiği Mardin ve hiç bir zaman kalbinde yer edinemeyen karısı Selda... 29.12.2015 #80 Genç Kurgu Yalan içinde #212 12.05.2...
