Haberler hızla yayılmıştı. Üniversite ve şehirdeki en suçlu kişiyle çıktığından dolayı, ünlü biri gibiydi. Kimse ona zorbalık yapmıyor ve toplum içinde onun hakkında konuşmuyorlardı. Onu görmezden geliyorlardı. Ama şansına, Taehyung onunla henüz yüzleşmemişti. Çıktıklarını söyleyeli iki hafta olmuştu ama o Jungkook'un yaptıklarından habersiz gibi görünüyordu.
Jungkook her zaman büyük olan etrafındayken, gergin hissediyordu. Bir keresinde Taehyung bahçelerinde belirmiş ve Jungkook'un odasında uyumak istediğini söylemişti çünkü kendi odasında uyuyamıyordu. Bayan Jeon ikinci bir kez düşünmeden, en yakın arkadaşının oğlu olduğu için ona izin vermişti. Jungkook onun yatağında uzandığını gördüğünde, şok geçirmişti. Yüzü yastığa gömülmüş, ayakları ve kollarıysa sanki genç olanın yatağının sahibiymişcesine yayılmıştı. Jungkook o zaman onu uyandırmamış ve oturma odalarındaki kanepede uyumuştu.
Jungkook gergin olmanın yanında, mutlu görünüyordu. Mutlu görünüyordu çünkü sonunda Taehyung, ona karşı değişiyordu.Soğuk olmaktan, tatlı olmaya doğru değişiyordu. Evet, hyunglar etrafta olduğundaki gibi sürekli gülmüyordu ama Jungkook onun sık sık gülümsemesini yakalıyordu. Kare gülümsemesi değildi ama, yalnız kaldıklarındaki gerçek içten gülümsemelerdi.
Peki ya köpekleri ? Jungkook ona Jack adını vermiş, ama onu her zaman bebeğim diye çağırıyordu.
"İyi günler, Bayan Jeon." Taehyung kapıyı üç kere çalışından sonra açan Jungkook'un annesini, selamladı.
"İyi günler. İçeri gel." Onu mütevazi evlerine davet ederken, kapıyı geniş bir şekilde açmıştı.
"Jungkook odasında, Jack ile oynuyor."
"Oraya gidebilir miyim, Bayan Jeon ?" Taehyung ayakkabılarını çıkardıktan sonra, sordu. Kadın gülümsemişti. "Tabii ki. Bu arada, Jungkook senin anneni eomma diye çağırıyor. Sen ne zaman bana eomma diyeceksin, hm ?" Şakacı bir şekilde sormuştu.
Taehyung gülümsedikten sonra ensesine dokundu. "Üzgünüm, Bayan Jeo-- Yani, eomma." Utangaç bir şekilde söylediğinde, kadının kıkırdamasına neden olmuştu.
"Sorun yok, evlat. Devam et, onun odasına git." dedi ve Taehyung yanıt olarak başını sallamıştı. Çocuğu için mutluydu, Taehyung oğlunun etrafında olduğunda mutlu oluyordu. Onunla takılması, sıradan bir şekilde konuşmaları ve en önemlisi de Jungkook artık eve üzgün bir şekilde gelmiyordu.
Kapıyı bir kere bile çalmadan, Taehyung Jungkook'un odasının kapısını açmıştı. Jack'le oynuyordu ama Taehyung'un odaya girdiğini gördüğünde, durmuştu.
"Oh, h-hyung. Neden buradasın ?" Jungkook kekeleyerek sordu. Taehyung ona sadece daha da gerilmesine neden olan bir bakış atmıştı. Şimdi mi benimle yüzleşecek ? Beni azarlayacak mı, yoksa bana vuracak mı ? diye düşündü.
Taehyung, genç olanın yüzündeki huzursuzluğu fark ettiğinde gözlerini devirmişti. Önce ceketini çıkardı, sonra da tişörtünü. Jungkook'un gözleri, büyük olanın gözlerinin önündeki keskin göğsünü ve kaslarını gördüğünde genişlemişti.
"H-Hyung..." Taehyung kemerini açtığında, Jungkook mırıldanmıştı. Fermuarını da açtıktan sonra pantolonunu çıkarmış ve sadece boxerıyla kalmıştı.
Jungkook'a doğru yürümüş ve onun yatak başlığına doğru kaçıp, nasıl yutkunduğunu görmüştü. Taehyung gülmek istiyordu ama boş ifadesini korumaya devam etti.
"H-Hyung. Komik değilsin." Jungkook yanan kırmızı yüzünü saklamaya çalışırken, söyledi.
"Tabii ki, çünkü seni güldürmeye çalışmıyorum. Tss." dedi Taehyung ve Jack'i Jungkook'un kucağından aldı. Diğeri, onun yatağa uzandıktan sonra Jack'i yanına koyuşunu izlemişti. "Hey, dostum." Taehyung yavruya söylemişti. Jack onun çenesini yaladı.
"Uhm, hyung... Vücudunu yorganla kapatacak mısın ? Sen biraz---"
"Böyle davranmayı keser misin ? Sanki senin de bir sikin yokmuş gibi." Taehyung gözlerini devirip, yorganı alt bölgesini kapatmasına yetecek kadar çekmişti.
Kollarını köpeğin etrafına koymuş ve gözlerini kapatmıştı. Birkaç dakika içinde uyuyakaldı. Jungkook onu uyurken izlemişti. Eğer bir gün Taehyung onunla yüzleşirse, ne yapacağını düşünüyordu. İç çekti.
O da gözlerini kapatmak üzereydi ama sonra bir telefon çalmıştı. Bu onun zil sesi değildi, bu yüzden Taehyung'un olduğunu varsayıyordu.
Büyük olan derin bir uykudaydı, bu yüzden kıyafetlerinin olduğu yere gitmiş ve pantolonunun cebinden telefonunu çıkarmıştı.
Jimin arıyor... Ekranda bu yazıyordu ve Taehyung'la birlikte bir oğlanın fotoğrafı da çıkmıştı.
Jimin kim ? diye düşündü. Resme bakarken, göğsünde bir sızı hissetmişti. Belliydi ki Taehyung üstsüzdü, ama vücudunu yorganla örtmüştü ve yanındaki adam da kameraya gülümsüyordu.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Jungkook tam aramaya cevap vermek üzereydi ki, arama sonlanmıştı. Jimin'i o kadar merak ediyordu ki, galeriyi açıp her fotoğrafı kontrol etmek isteğiyle dolmuştu. Çoğu fotoğrafta ikisi vardı ve diğerleri ise hyunglarla birlikte çekilmiş fotoğraflardı. Birlikte hiç fotoğrafları olmaması, Jungkook'u üzmüştü. Orada, açmak istediği bir klasör daha vardı ama dosyaya tıkladığında parola istemişti.
Son sekmeleri temizlemiş ve telefonu pantolonuna geri koymak üzereyken, Taehyung'un konuştuğunu duymuştu. "Neden benim telefonumu tutuyorsun ?" diye sormuştu.
Jungkook birkaç saniyeliğine dondu. "Ah... Biri aradı ama arama çok çabuk sonlandı." diye açıkladı.
Taehyung yatakta oturur hale geldi ve saçını düzeltti. "Kim ?" diye sordu.
"Jimin ?" Jungkook emin olmayan bir şekilde cevap vermişti çünkü onun kim olduğunu bilmiyordu.
Taehyung aniden yataktan ayrılmış ve elbiselerini alıp, olabildiğince hızlı bir şekilde giyinmişti.
Odadan çıkmak üzereyken, Jungkook onu durdurmuştu. "Nereye gidiyorsun, hyung ?" Üzgün bir ifadeyle sordu.
Taehyung sadece ona son bir bakış atmış ve sonra aceleyle odadan ayrılmıştı. Ön kapılarının ve küçük giriş kapısının kapandığını duymuştu. En son duyduğu şey ise, arabasının bıraktığı sesti. Tek bir kelime etmeden ayrılmıştı.
Jungkook'un gözlerinde yaşlar oluşmuştu. "O kişinin adını söylediğim gibi, neden aceleyle gitti ?" diye düşündü.