Jungkook kaçmıştı. Olabildiğince hızlı bir şekilde, kaçtı. Gözyaşları sürekli olarak yanaklarından dökülmeye devam ederken, onları sessizce siliyor ve alt dudağını ısırıyordu.
Sadece beni reddetmiş olsaydı, bunu kabul edebilirdim ama bunları söylemesini, kabul edemem. Bu çok acıtıyor, diye düşündü içinden.
Bay Jang malikanenin hizmetçilerinden biriyle konuşurken, Jungkook'un merdivenlerden koşarak indiğini ve gözyaşı döktüğünü görmüştü.
"Genç efendi Jungkook--" Genç çocuğa ne olduğunu sormak istemişti ama o, daha hızlı kaçmıştı.
Bay Jang o kadar meraklanmıştı ki, ağlayan Jungkook'u takip etmek yerine Taehyung'un odasına doğru yol almıştı.
Kapıyı çalmadan açmış ve efendisini aramıştı. Onu verandada, duvara yaslanmış ve boş gözlerle giriş kapısına bakarken bulmuştu. "Genç efendi, ne oldu ? Jungkook-ssi ağlıyor--" Taehyung onun lafını kesmişti.
"Umursamıyorsunuz, Bay Jang." En soğuk ses tonuyla söyledi.
Bununla birlikte odadan ayrılmış ve kahyayı şaşkın bir şekilde bırakmıştı.
******
Jungkook oyun alanının önündeki kaldırıma oturdu. Saat neredeyse 5 olmuştu, bu yüzden etrafta kimse yoktu. Gözleri yerinden çıkacakmış gibi, kalbindeki acıyı hafifletmek için ağlıyordu ama bu yeterli değildi. Neyse ki, şu anda astım krizi geçirmiyordu.
Taehyung'dan kaçalı iki saat olmuştu ve şu ana kadar, ağlamaya devam etmişti. Diğerinin alaycı sesini, unutamıyordu. Gözlerindeki bakışını. Soğukluğunu ve kızgınlığını.
Taehyung'un kelimeleri sanki bir bıçak gibi, Jungkook'un zayıf kalbini bıçaklamaya devam ediyordu.
Bacaklarını kapatmış ve alnını dizlerinin üzerine yerleştirmişti. Telefonu cebinde çalıyordu ama artık umursamıyordu. Önümüzdeki iki saat boyunca böyle durmuştu. Tişörtünü göğsüne sıkıştırıyor, sessizce ağlıyor ve hıçkırıklarını yutuyordu, böylece hiç kimse onu fark edemeyecekti.
******
O eve giderken, etraf fazlasıyla karanlıktı. Annem muhtemelen beni arıyordur, diye düşündü.
Evlerine girmeden önce yüzünü silmiş ama Taehyung'un annesinin, annesinin sırtını sıvazladığını gördüğünde, gözyaşları tekrar düşmeye başlamıştı. Annesinin gözleri, oğlunu görmesiyle genişledi. Dağınık saçları. Göğüs kısmı ıslanmış ve buruşmuş tişörtü. Yüzünün her yerinde gözyaşları vardı ve hatta kahkülleri bile ıslaktı. Burnu ve kulakları kızarmıştı. Yüzü ve gözleri şişmiş, alt dudağı bilinmeyen bir sebepten dolayı, kanıyordu.
Annesi ayağa kalkıp, ona doğru koştu. "Sana ne oldu ?!" Bu sefer, daha çok ağlamaya başlamıştı.
Taehyung'un annesi sadece orada oturmuş, yanaklarını silerken onları izliyordu çünkü o da, onların görünümüne ağlamıştı.
Kolunu tutmuş ve vücudunu kontrol etmişti. Hatta onu arkasına bile döndürmüştü, böylece arkasında herhangi bir kan ya da yara izi olup olmadığını kontrol edebilecekti.
"A-Anne..." Jungkook onun gözlerine bakarken, mırıldandı. Sesi çatlıyordu ama yine de gözlerinden yaşların kaçmaması için uğraşıyordu. Ona sorununu anlatmak istiyordu. Ona bir ay öncesinden başlayıp, olan her şeyi anlatmak istiyordu. Taehyung'u bir kızla birlikte gördüğünden, birkaç saat önceki konuşmalarına kadar her şeyi anlatmak istiyordu ama söyleyebildiği sadece tek bir kelime olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Delinquent | TaeKook [Çeviri]
Fiksi PenggemarThank you for permission @allabouttaekook
![Delinquent | TaeKook [Çeviri]](https://img.wattpad.com/cover/136087415-64-k339137.jpg)