Seventeenth

2.3K 215 140
                                        

"Neredeler ?" Taehyung arabasından inerken söyledi.

Minjae sırıtıyorken, onu takip etti. "Bodrum katında." diye cevap verdi.

Taehyung söz konusu yere koşarak, yolun yarısına kadar indi. Merdivenleri inerken, parmak boğumlarını ovuşturuyordu.

Yüzü öfkeyle doluydu ve tehlike diye çığlık atıyordu. Onun aurası, şaka değildi ve Minjae şu anda onu yapmak istediği şeyden alıkoymamanın, daha iyi olduğunu biliyordu.

Minjae onun için kapıyı açtı. Kafasını kaldırdığında, gözleri görüntülerde gördüğü adamın üzerine uzanmıştı. Kanı kaynıyordu. Bir anda, adama doğru koşmuş ve sert bir şekilde, doğrudan burnuna yumruk atıp kanamasına neden olmuştu.

Taehyung adamı tekrar yumrukladığında, yere düşmüştü. Adamın yakasını yakaladı ve onu yüzüne yaklaştırdı. "Pis ellerini, benim Jungkook'uma uzatmana kim izin verdi, huh ?" Tehlikeli bir şekilde sordu.

Adam ona cevap verememişti çünkü yumruklarından dolayı başı dönüyordu. Kımıldayamıyordu bile.

"Orospu çocuğu. Sana soruyorum !" Çığlık attı. Boynundaki damarlar belirginleşmişti. Gözleri ve yüzü, kıpkırmızıydı. Elleri, öfkeden dolayı titriyordu.

Diğeri hala cevap vermemişti. Ve bu, onun kontrolünü kaybetmesine neden olmuştu. Adamı tekrar yumrukladı ve ikinci kez düştüğünde, Taehyung onun karnına oturup, durmadan yumruklamaya başlamıştı. "Siktiğimin sana sorduğumda bana cevap versen iyi olur ! Piç kurusu, seni öldüreceğim. Seni orospu çocuğu !" Oğlanın yüzünü yumruklamaya devam ederken, bağırdı. Bir sürü kesik olana ve onlardan kan gelene kadar durmadı. Adam bayılmıştı ama Taehyung umursamamıştı.

Kimse onu durdurmamıştı. İstediğini yapmasına izin verdiler. Çetesi, özellikle kızgın olduğu zamanlarda işine karışmamayı tercih ediyordu. Gizli çetesindeki hiç kimse, onu durduramaz ya da sakinleştiremezdi.

Yorulduğunda, ayağa kalkmıştı. Baygın adama bakıp, derin nefesler alırken, ellerini uzun kollu kıyafetine siliyordu.

Odadan ayrılmak üzereydi, ama arkasına dönüp adamın kasığına birkaç tekme daha atmıştı. "Olmayan geleceğinde sana iyi şanslar." Ona tükürdükten sonra, sırıttı.

Yüzü ciddi bir hal almıştı. "Bırakın bu sikiği, ölsün. Ona yardım etmeye kalkmayın, bundan haberim olacaktır. Eğer biriniz benim isteğime karşı çıkacak bir şey yaparsa, sizi kesinlikle çıplak ellerimle öldürürüm." dedikten sonra odadan ayrıldı.

Minjae tekrar onu takip ediyordu.

"Şimdi, o kaltak nerede ?" diye sordu Taehyung.

"Cam kafeste." Minjae cevap verdi.

Hala cam kafesten, üç oda uzaktalardı ama Mina'nın sürtükçe kıkırdamalarını, inlemelerini ve erkeklerin sızlanmalarını duyabiliyorlardı.

Bazı çete üyeleriyle birlikte, kafesin önünde durdular. "İğrenç." Taehyung ve Minjae uyum içerisinde söylediler.

Mina, üç tane maskeli adam tarafından beceriliyordu. Bütün deliklerini, erkeklerin her biri beceriyordu. Ağzındaki penis ile oynuyor, adam onun erekte olmuş göğüs uçlarını sıkıyordu. Altındaki adam, penisini onun vajinasına itip, geri çıkarmaya devam ediyordu. Ve diğeri de, onu kıçından beceriyordu. Delikleri kanıyordu. Menileri onun kanıyla kaplanmıştı, ama kimse bunu umursamıyordu. Tüm cam kafes, onların kirli inlemeleri ve sekslerinden gelen düzensiz seslerle dolmuştu.

"Tıpkı bana söylediğin gibi, bu sürtüğe üç şırınga eroin ve afrodizyak enjekte ettim." dedi Minjae. Taehyung başını sallamıştı. "Bu adamlar, onu becermek isteyen ikinci grup."

"Sence yarına kadar sevişebilir mi ?" Taehyung başını salladı.

"Şüphesiz. O doğuştan sürtük, bu yüzden endişe etme. Uyuşturucu almamış olsa bile, şu anda başına gelenlere bayılacaktır." Minjae gülmüştü.

"Endişelenmiyorum, Jae. Eğer şu anda uyuşturulmuş olmasa, ona neler yapabileceğimi bilmiyorum. Muhtemelen, şu an burada onu öldürürüm. Ve asla tereddüt etmem. Bunu biliyorsun."

"Evet, evet. Peki bundan sonra, ona ne yapacağız ?" Minjae sordu.

"Onu kimsenin tanıyamayacağı bir yere gönder."

"Peki ya polise anlatırsa ?"

"Aptal mısın ? Kafası iyi ve ne yaptığını hatırlamayacak. Uyuşturucular artık beynine etki etmediği zaman onu düzgünce giydir. Onu götüreceğin süre boyunca, uyut. Ve adamların ona yaptıklarını hatırlayacak olsa bile, hiçbir zaman bizi parmaklıklar arkasına attıracak bir kanıtı olmayacak." Taehyung gözlerini devirmişti. Minjae omuz silkti. Taehyung'un söylediklerinin doğru olup olmadığını düşünüyordu.

"Onlara göz kulak ol, Jae. Sana güveniyorum."

"Anlaşıldı." Dedi Minjae. Arkadaşıyla alay ediyordu.

Taehyung güldü ve arabasına bindi. Yolda giderken ve sakinleşmişken, Jungkook'a ne yaptığı hakkında düşündü.

"Kesinlikle çuvalladın, Taehyung..." Mırıldandıktan sonra derin bir nefes aldı. "Ne sikim yaptın sen ?!" Bağırdıktan sonra, sokağın ortasında kornaya basmıştı.

"Lanet olsun sana, Taehyung ! Lanet olsun !" Tekrar bağırdıktan sonra, gaz pedalına bastı.

Geçmekte olduğu arabalar, ona korna çalıyordu. Sanki bir yarıştaymış gibi, arabayı fazlasıyla hızlı sürüyordu.

Otele geri döndü ve Jungkook'u arkasında bıraktığı erkekler tuvaletine ulaştı.

Otele vardığında saat, çoktan sabah 6 olmuştu. Etrafta koşuşturup, Jungkook'u arıyordu. Lobiye koşup, Jeon Jungkook adına bir rezervasyon yapılıp yapılmadığını sormak adına resepsiyona doğru ilerledi.

Resepsiyondaki kadın, ona ihtiyacı olan bilgiyi vermeden önce, suratına inen yumruk onu koridora atmıştı.

Etraftaki insanların çığlıkları kulağını doldurdu. Taehyung ona vuran kişiye vurmak üzereydi ama yukarı baktığında, babasının gözlerindeki ölü parıltıyı ve büyük babasının onu şaşırtan, hayal kırıklığı dolu suratını görmüştü.

"Ne oluyor, baba ?!"

"Bana 'Baba' deme, genç adam. Benim senin gibi, tecavüzcü bir oğlum yok." Babası alay ederek söyledi.

Delinquent | TaeKook [Çeviri]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin