Fourteenth

2.3K 213 58
                                        

"Hey. İyi misin, Jungkook ?" Jin, üniversite otoparkının yanınında bulunan parkta buluştuklarında, genç olana sordu. 

Öğle yemeği vaktiydi ve Jin'in yurduna ya da kafeteryaya gitmektense, Yoongi ve Hoseok'un en yakın marketten yemek için bir şeyler almalarına izin vermişlerdi. Hyunglar, dongsaengleriyle birlikte olabilmek için öğleden sonraki derslerini ekmişlerdi. Ama bunu ona söylememişlerdi. Jungkook'un incindiğini biliyorlardı, bu yüzden Jin'in sorusuna ne cevap verirse versin, büyük ihtimalle asıl duygularını gizliyor olacaktı. 

Jungkook rameninin çorbasını yudumlamadan önce kafasını kaldırdı ve hyunguna baktı. "Uh, sanırım." Gülümsemişti, ama gülümsemesi gözlerine ulaşmamıştı. 

Cevabıyla birlikte, diğer üçünün dikkatini çekmişti. " 'Sanırım'la ne demeye çalışıyorsun, Jungkook ?" Hoseok sanki gerçeği bilmiyormuşcasına sordu. 

Jungkook omuzlarını silktikten sonra, ramenine baktı. "Bana aldırmayın, hyung." diye fısıldadı. 

*****

"Neye bakıyorsun ?"

"Oh, geri döndün." Jimin gülümsedi ve Taehyung'un elini tuttu. "Buraya gel, sana bir şey göstermek istiyorum." Onu kolyelerin olduğu rafa doğru çekti. 

"Bak, çok güzel, değil mi ?" Ucunda bir taş bulunan kolyeyi işaret etti. 

"Evet. Denemek ister misin ?" Taehyung sordu ve Jimin mutlu bir şekilde başını salladı. 

Rafın yanındaki kadın, kolyeyi kutusundan çıkardı ve Taehyung'a uzattı. Onu aldı ve Jimin'in boynuna takabilmek için arkasını döndürdü. 

"Bir bakayım." Kolyeyi taktığında söyledi. 

Jimin ona doğru döndü. "Bana yakıştı mı ?" diye heyecanla sordu. 

Taehyung gülümsemişti. "Evet, yakıştı." 

Jimin ikna olmamıştı, bu yüzden yorumunu alabilmek adına kadına baktı. "Erkek arkadaşınız haklı, bayan." Kadın gülümsedi. 

"Ah --" Jimin bir şey söylemek üzereyken, Taehyung aniden konuyu değiştirmişti. "Tekrardan, fiyatı nedir ?" Cüzdanını arka cebinden çıkarırken sordu. 

"78 dolar, efendim." Kadın cevap verdi. 

"Ucuz, huh." Taehyung cüzdanından para alırken mırıldandı. 

Jimin'in bileğini tutmuştu. "Gidelim." 

"Uh efendim, para üstünüz ! Ve kutunuz, bayan !" Kadın neredeyse peşlerinden koşuyordu ama Taehyung kıza bakmadan boş elini sallamıştı. "Para üstü sizde kalsın." Havalı bir şekilde söyledikten sonra, kolunu Jimin'in omzuna koydu. 

"Çok havalı davranıyorsun, ha ?" Diğeri, omzuna sarılmış olan Taehyung'un elini tuttu ve kıkırdadı. 

Taehyung Jimin'e bir bakış attıktan sonra, sol yanağını sıktı. "Çok şirin davranıyorsun, ha ?" diye dalga geçti. 

"Hayır. Ben her zaman şirinim, biliyorum. Öyle davranmama gerek yok." Jimin'in cevabı, ikisini de güldürmüştü. 

Alışveriş merkezine gittikten sonra, Taehyung Jimin'i eve bırakmıştı. Yemekten sonra birisiyle randevusu vardı, bu yüzden Jimin eve girer girmez oradan ayrılmıştı. 

"İşte kağıtlar. Bu konuyu kimseye anlatmayın, Bay Lee." dedi Taehyung. 

"Tabii ki." Bay Lee cevap verdi. Köpek kafesinden olan Bay Lee, şu anda Taehyung'la konuşan Bay Lee'nin küçük kardeşiydi. 

Anlaşmayı kapatmışlar gibi el sıkıştıktan sonra, ofisten ayrılmıştı. 

Araba anahtarlarıyla oynarken, gözlerini okul arazisinde dolaştırdı. Burayı özlüyordu. Bundan şüphesi yoktu. Ve üniversitede birlikte olduğu insanlar, onları da özlüyordu. 

Telefonunu cebinden çıkarmış ve Namjoon hyungun numarasını aramıştı. Ama onu aramadan önce, telefonununu kapatmış ve cebine geri koymuştu. 

"Onları şaşırtmam daha iyi olur." diye düşündü. 

Üniversitenin etrafında dolanmıştı. Herkes ona bakıyordu ama bunu umursamıyordu. Üniversite kısmına gitmiş ama hyunglarının hiçbirini görememişti. 

Jin'in yurduna gitti ama orada kimse yoktu. Bir saattir onları arıyor ama göremiyordu. Tekrar aramak yerine, otoparka doğru gitmiş ama arabasına yaklaşmadan önce, onları parkta görmüştü. Farklı şarkılarla eğleniyorlardı. 

Koşarak Hoseok'un sırtına atlamıştı. "Sizi özledim, çocuklar !" Onlara kutu gibi olan gülümsemesinden vermişti. 

Yoongi ve Jin rahatsızlıkla inlemişlerdi. "Oh, harika. Birini aradığında, koşar ve saklanır. Ama onu aramadığında ve kovalamadığında, ortaya çıkar. Vay canına." Jin alaycı bir şekilde söyledi. 

Taehyung'un gülümsemesi bir an için soluklaştı ama Namjoon hyungun ona nasıl olduğunu sorduğunu duyduğunda, gülümsemesi yerine gelmişti. 

"İyiyim, hyung. Peki ya sen ?" Hyunguna ve diğerlerine bakarak söyledi. 

Sadece hyunglarının orada olduğunu fark etmişti. Jungkook yoktu. İyi, diye düşündü. 

Jin ona bir sürü sormuştu. 'Seni son gördüğümüzde, yanında olan kız kimdi ? Bizi gördüğün için kaçtın, değil mi ? Bizi görmezden mi geliyorsun ? Neden ?' ve bunun gibi birçok soru... Ama o cevap vermeyi reddetmişti. Sürekli omuz silkiyordu. 

"Hyung !" Arkalarından, Taehyung'un olduğu yerde donmasına neden olan sesi duymuşlardı. Jin, Namjoon ve Hoseok sesin geldiği yere bakarlarken, Yoongi onu izliyordu. Sanki bir şey bekliyormuş gibi. 

"Derslerim..." Jungkook'un sesi neredeyse çatlıyordu ama istikrarlı ve sakin olmayı başarmıştı. Ama karşısındakinin kim olduğunu fark ettiğinde son kelimesi bir fısıltı gibi çıkmıştı. "Bitti." Kalbi kıvranıyor, iç yanakları yüz kaslarını kontrol etmek için ısırdığından, acıyordu. Sakin ifadesini korumaya çalışıyordu. 

Taehyung'un arkasına bakıyordu. Jungkook, diğeri ona doğru dönüp, kendisine bakmak için başını eğdiğinde, donmuştu. Taehyung ona bir gülümseme verdi. "Hey, uzun zaman oldu. Nasılsın, Jungkook ?" dedi.

Jungkook ağlamak istiyordu. Dün olanlar henüz aklından çıkmamıştı. Taehyung'un sözlerinden dolayı duyduğu acıyı hala hatırlıyordu. 

Taehyung'a bakarken yavaşça geri adım atmıştı. Gözünden bir yaş kaçmış ve bu koşmaya başlamasının işareti olmuştu. 

Hyunglarının adını söylediğini duyuyordu ama arkasına bakmamıştı. Ağlarken koşmaya devam etti. Ve bulanık görünüşüne rağmen, otobüs durağına kadar geldi. Jin hyung ona eve onlarla birlikte gitmesini söylemesine rağmen, hala otobüsün gelmesini bekliyordu. 

Herkes ona bakıyordu, bu yüzden ellerinin tersiyle yaşlarını sildi. Ama hala gözlerinin kenarlarında yaşlar oluşuyordu. Gözlerini kırpmasını bekliyorlardı, böylelikle yanaklarına doğru inebilirlerdi. 

Bunu bana nasıl yaparsın, hyung ? Dün hiçbir şey olmamış gibi, nasıl davranırsın ? Senin utanç verici bir şey yapmışken, bana nasıl böyle gülümseyebilirsin ? Nasıl ?

Jungkook alt dudağını ısırdı. Aşağıya bakıp, kendine sarıldıktan sonra hüzünlü bir şekilde gülümseyip, gözyaşlarının dökülmesine neden olmuştu. 

Biliyorsun, seni hala seviyorum, hyung. Bu, bir gün değişir mi bilmiyorum ama umarım, seni bir daha ki görüşümde, artık senden etkilenmiyormuş gibi davranmayı başarabilirim. Kalbimin istediği en özel şey değilmişsin gibi davranmayı, hyunglar etraftayken bana nasıl iyi ve nazik davrandığından etkilenmiyormuş gibi davranmayı başarabilirim.  

Delinquent | TaeKook [Çeviri]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin