İnsanların eskiden ilk sorduğu şey böceklerdi.
"Çok özür diliyorum bunun için ama ben koku duyum olmadan doğmuşum" derdim.
İnsanlarsa "Oh tamam fakat böcekleri de mi farketmiyorsun?" derlerdi.
Böcekler. Heryerde. Tabi ki onları görüyordum, beni heryere takip etmelerini. Genelde sinekler ama daha nicesi de vardı.
Duş almak istemediğimden değil aslında. Annem eskiden beni her gün duşa sokardı, ama hiç bir zaman nedenini söylemedi. Bana nedenini kimse söylemedi. Herkes kötü koktuğumu ve bunu nasıl çözeceğimi söylemek yerine nedenini bildiğimi varsayarak hiçbirşey demediler. Öyle olunca da sonuç olarak engelli, deli veya kirli olduğum sonucuna vardılar.
Tam 22 yıl boyunca kimse bunu söylemedi bana. 22 yıl boyunca herkes benim korkutucu ve tuhaf olduğumu düşünüp her zaman benden uzak durdular.
Saçını kestir, saçını tara, sinek kaydı tıraş ol, okula işe gitmeden önce her gün egzersiz yap...her şeyi denedim. Normal olmak ve sevilmek için herşeyi denedim ama bütün bunların nasıl geri teptiğini hiç anlayamadım. Yüzüme baktım ve ağladım...ayna kırılana kadar yumrukladım...
22 yıl. Neden kimse zahmet edip bana anlatmadı bunu?
Lütfen annemi suçlamayın. O dünyadaki en iyi anneydi, eğer onun hakkında kötü birşey söylerseniz o zaman siz yanılmış olursunuz. Hatırlayabildiğim kadarıyla, benim okulumu ve balkonunun önünde çimden ufak bir bahçesi olan o zemin katı evimizin masraflarını ödeyebilmek için 2 işte birden çalışıyordu. O çim bahçede, okuldan sonra hayali arkadaşlarımla oyunlar oynardım.
O zamanlar annemin hasta olduğunu ve bizim de borca batmış durumda olduğumuzu bilmiyordum. Bütün bunlara rağmen 15.5 saat çalıştıktan sonra bile eve gelip yemek hazırlayıp bana sarılıp korkularımı ve endişelerimi dinler ve her zaman sevildiğimi ve sevileceğimi söylerdi.
Annem de, herkes gibi beni duş almanın sebebinin ne olduğunu bildiğimi düşünürdü galiba. Çünkü eve geldiğinde eğer duş almadığımı farkederse çok sinirlenirdi. Ben de ona iyilik yapmak için duş alırdım. Duş almadığımı sadecec saçım farklı gözüktüğü için anlardı diye düşünüyordum.
18 yaşıma basalı 1 hafta olmuştu ve annem çok kötü koktuğu için doğum günü pastamın son dilimini atmıştı.
O gece polisin nasıl olduğunu bir türlü bulamadığı bir
şekilde evimize biri girdi.
Annemi sabah beyaz koltuğun üstünde vücudu kanla çevrilmiş halde buldum.
Eve giren kişi annemi boğmuştu. Karnından parçalar koparmıştı ardından da onu ölüme terketmişti.
O gece bana iyi geceler demiş miydi hatırlamıyorum. Şimdi bile hala geceleri uyanıp, o gece bana söylediği son şey iyi geceler miydi yoksa kötü kokuyor muydu diye merak ediyorum.
Cenazenin üstünden yaklaşık bir hafta geçmişti ve okulda olmak yerine günlerimi evde geçiriyordum. Ağlıyordum. Annem için, onun yerini ve sevgisini kimse tutamayacağı için.
O zamanlar babamdan para gönderdiği için nefret ediyordum. O parayı bana acıdığından dolayı, suçluluktan dolayı ve annemin yokluğunu parayla unutturabileceğini düşündüğünden dolayı gönderdiği için nefret ediyordum. Daha önce neden göndermedi ki, öyle yapmış olsaydı annem iki işte çalışmak zorunda kalmazdı ve benimle daha fazla vakit geçirirdi.
Yiyecekleri hepsinin tadı aynı. Dokularını hissedebiliorum o fast food burgerinin yağımsı yapışkan tadını. Ve aynı zamanda o burgerin tuzlu, ekşi ve şekerli tadını da alabiliyorum. Bu tuzlu, ekşi ve tatlı tatların bir arada olması, işte fast food'u sevmeme sebebim. Bana göre çoğu yiyeceğin arasında bir tat farkı yok. Çoğunlukla fasulye yiyorum çünkü çoğu insanın osuruktan rahatsız olduğunu bildiğim gibi fasulyelerin de sağlıklı olduğunu biliyorum. Ama tabi osuruk konusunda evde yalnızken beni engellen bir durum yok.
Sinekler...dediğim gibi, önce onlar geldi. Ama babamın suçluluğunu içkilerde aradığım barlara gittiğimde hiç bir zaman takip etmediler. Bir bana bir de bayanlara bir içki. İçkiyi al ve iç güzellik. Yüzüm ne kadar iğrenç olursa olsun, yüzümü umursamayacağın bir anın olacak...
Hemen hemen her zaman bu işime yaradı. İlk öpücüğümü aldım bazen de ikinci öpücüğü ama evimin kapısını açtığım zaman arkalarını döndüler ve kaçtılar.
Sineklerin dışında beni takip eden haşereler de vardı, belki giysilerimi veya yüzümü çiçeğe benzetip, bir avuç dışkıya benzetip geliyorlardı. Normal sinekler ama. onlar heryerdelerdi, ama her zaman yenileri geliyordu. Böcekler ve uzun bacaklı sinekler her zaman aynılardı ama. Ondan emindim.
Bazen onları öldürürdüm. Böcekler ve sinekleri, ama hiç bir şekilde durum ilerlemedi. Sonrasında ise çok zalimce geldi ve onları öldürmeyi bıraktım.
Onları öldüren uykumdu sonrasında. Hiç bir zaman sakin bir şekilde uyumadım. Koku alma duyumla yaşadığım problemin aynısı, sanki beynimde bir yerlerde bir tel gevşemiş de iki parça arasında bağlantıyı kuramıyormuş gibiydi. Çok net rüyalar bazen uyanmama, sağa sola tokat atmama ve yatakta öyle yatmama sebep oluyorlardı.
"Bir gün bunları düzeltmemiz mümkün olacak" demişti doktor 16 yaşında annemle sonunda para biriktirip bir beyin taramasına gittiğimizde.
"Ama günümüz teknolojisiyle bu imkansız."
Şimdi düzenli olarak ilaç kullanıyorum. Ucuz değiller. Ama hastaneye yatırıldığımda hepsi ücretsizdi. Ve artık onlarsız yaşayabileceğimi düşünmüyorum. Uyurken gördüğüm rüyalar ve tokatlamalar bitti artık, tüm gece gördüğüm tek şey karanlık ve tek yaptığım battaniyeler arasında uyumak.
Böcekleri ve sinekler her zaman uykudayken öldürüyorum. Onlar zaten oradalar uyurken döndüğümde ise üstlerine doğru yuvarlanıyorum ve sabahları ezilmiş vücutlarını çarşafta veya yastıkta buluyorum.
22 yaşıma geldiğimde bardakları temizlediğim bir günden sonra farkettim ki ölü vücutları her sabah oradaydı.
Başka bir gün sanki başımla bir taraftan başka tarafa çevirirken ezdiğim 2 tane yeşil parlak vücutlu böcek buldum.
Gün geçtikçe vücutları artıyordu, en az 2 bazen 3 sonra 4 sonra 5...
Uyumakta zorlanmaya başlamıştım artık. Böceklerin geldiklerini hem duyuyor hem de hissediyordum. Böcek spreyinin biraz yardımı oldu ,yatakta değil kanepede yatmanın da yardımı oldu ama böcek spreyi öğürmeme sebep oluyordu ve kanepe uyku kalitemi daha da kötüleştiriyordu. Bacağınıza tırmanan bir şey, bütün gün çekeceğiniz sırt ağrısından daha iyidir.
Kendime açıklamakta zorlandığım bir diğer konu ise sabahları ağzımda hissettiğim o kötü tattı. O tat hafif tatlı ama aynı zamanda da acı bir tattı. Ama fastfood gibi değil...O kötü tatı her sabah hissetmeye başladım ve gün geçtikçe de kötüleşiyordu.
Bazı sabahlar ise dişlerimin arasında siyah şeyler buluyordum.
Dişlerimi daha sık fırçalamaya başladım.
Ardından ağız maskesi kullanmaya başladım fakat her sabah nasıl oluyorsa maskeyi ağzımdan çıkmış bir şekilde buluyordum.
Bir sabah uyandığımda dudaklarımda bir kaşıntı hissettim ve dilimi yumuşak bir şeyin ittiğini farkettim.
Dişlerimle dudağımın arasında ölmüş bir böcek vardı.
O olaydan bir kaç gün sonra kusmalarım başladı. Siyah acı yumrularla birlikte kırmızı ve kahverengi renkte kusuyordum.
Doktora gitmem gerektiğini biliyordum. Birilerine söylemeliydim biliyordum ama param yoktu ve tanıdığım tek insan bana ayda 300 dolar gönderdiği için teşekkür etmek için aradığımda bile bana cevap vermiyordu.
Bir cumartesi sabahı ev sahibi kapıyı çaldı.
Ben kapıyı açar açmaz elini ağzına götürdü.
"Tanrım" dedi. "Şimdi diğer kiracıların senden neden şikayetçi olduklarını anlıyorum."
"Neden ki?" diye sordum.
Ev sahibi bir adım geri attı.
"Deli misin sen? Hiç kendini koklamıyor musun?"
"Hayır" dedim "Ben doğuştan..." fakat cümlemi bitirmeme izin vermedi.
"O üstündekiler böcek mi senin?" dedi
Omzumdaki şeyi elimde attım.
"Oh" "Olabilir." dedim.
"Tanrım...İğrençsin." dedi. "Tanrı aşkına, evi havalandır böceklerden kurtul ve bir duş al." diye de ekledi.
"Duş mu?" dedim.
"Senin derdin ne? Delimisin? Suya alerjin mi var? Kendi kokunu almıyor musun?" diye sordu.
"Hayır, ben doğuştan..." dedim ama yine böldü beni.
"Evi boşaltmanı istiyorum." dedi.
"Ama lütfen, ben doğuştan...".
"Hayır" dedi. "Evi boşaltmanı istiyorum. 1 ayın var ve senden sonra evde gördüğüm her böcek için senden para alacağım." diye ekledi.
Ona durumu açıklayan bir email gönderdim.
"Böcekler için özür dilerim ama ben doğuştan koku alamıyorum."
Arından banyoyu boşalttım ve aylardan beri ilk defa sıçak suyu saçlarımdan boynuma oradan da sırtıma akışını hissettim.
O gece derim hiç olmadığı kadar yumuşaktı. Pencere açık uyudum.
Uyandığımda ağzımda acı ve tatlı bir tat vardı. Öksürürken de ağzıma siyah şeyler geliyordu.
Yatağımda en az 8 ölü böcek vardı ve emailime de bir cevap gönderilmemişti. Sonraki gün de emailime cevap gelmedi.
3. gün ise email yerine kapıma evi boşlatmamı söyleyen bir ihbar mektubu geldi.
Pencerenin açık kalmasıyla her gece daha fazla böcek oluyordu. Bulduğum siyah şeyler devam ediyordu, kusmalarım da.
Parasını ödeyebileceğim yeni bir daire bulamadım. Hem de duş almamam rağmen.
Evdeki mobilyaları bıraktım. 2 valiz giysi aldım hepsi o kadar. Ev sahibi kapıda bekliyordu. Anahtarı benden aldı ve ağız maskesi takmış iki temizlikçiyle evi temizlemeye girdiler.
Sokaktan aşağı doğru yürüdüm. Sonra sağa döndüm. Nehirin ve köprülerin olduğu yeri yarım yamalak biliyordum.
Akşam olduğunda aç ve kaybolmuş haldeyken bir polis arabasının yanından geçtim. Yol sormak için yanlarına gittim fakat daha ben soramadan araban inip bana doğru ilerlediler ve bağırdılar. Daha ne olduğunu bile anlamadan yerde ellerim kelepçelenmiş şekilde yatıyordum.
O gece nezarethane'de metal yatağın üstünde uyumak çok zordu. Ama yine de bir zaman uykuya dalmışım. Uyanışımı hatırlıyorum.
Çığlıklar vardı, önce dizlerime sonra kaburgalarıma inen copu hatırlıyorum. Elimde kan vardı.
Dediklerine göre yanımdaki adama uyurken saldırmışım. Bayılana kadar nefessiz bırakmışım. Ardından dediklerine göre yarasından bir parça et koparmışım.
Derhal midemi boşalttılar.
O zaman o siyah parçaları da buldular.
Evdeki temizlikçiler ise yatağımın altındaki 2 cesedi bulmuşlardı.
Bir tanesi deri kemik kalmış, diğeri ise hala çürüyormuş. Tabii üstünde larvalarla birlikte.
Sinek ve böcek larvaları..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kısa Korku Hikayeleri
HorrorBiliyorsunuz değil mi? Bu koskocaman dünyada tek insanlar,hayvanlar,bitkiler yaşamıyor.Bizim görmememiz istenen bazı canlılar var ve bu canlılar bizi istiyorlar ve onlar bizi izliyor.Bizde onları göremiyoruz ve ne iyiki görmüyoruz çünkü biz onları f...
