Deep Web'e Girmek İstiyenlere Uyarım

253 9 0
                                        

İnterneti ne kadar iyi biliyorsun? İki hafta öncesine kadar ben gayet iyi bildiğimi düşünüyordum. Yani sonuçta Reddit'ı ve 4chan'ı gezerek epey vakit harcıyorum, en güncel meme'ler ve şakalardan da her zaman haberdarım. IRC chatı kanallarından bu yana internetin devamlı bir sakiniyim.
    Ardından bir sene kadar önce birisi bana "Shadow Web"i gösterdi. İnternetin bir çeşit gizli bir katmanı gibi düşün. Google'la arayarak bulamayacağın forumların olduğu bir katman. Bilinen internetten "Shadow Web"'e bir bağlantı adresi de yok. Ve bu bahsettiğim katman "Deep Web" değil, eğer aklınıza gelen oysa. Kanlı videolar içeren, çılgın kaza fotoğrafları bulunan bir katman değil, onları çoktan gördüm zaten. Emin olabilirsin ki bu çok daha beter birşey.
    İsmini hiç sormadım. Geçen sene çalıştığım benzinciye sürekli gelen müşterilerden biriydi. Her geldiğinde o zamanlar internette cinsel sitelere üyelik için olduğunu düşündüğüm 20$ veya 50$'lık UKASH kuponu alıyordu. Sanıyorum ki adamdaki o ürkünç sapık imajını veren aldığı kuponlarla birlikte üstüne giydiği bej rengi polo gömlekleri ve hafif dökülmeye başlamış saçlarıydı.
    Bir gün 300$'lık bir UKASH kuponu sordu ve bir hata yaparak ona "Niçin alıyorsunuz ki" sorusunu yönelttim.
    "Shadow Web'i hiç duydun mu?" diye sordu. Bu soruyu parayı cüzdanındaki 20$lık banknotların arasından çıkartırken sanki çok normal birşeymiş gibi sorduğunu hatırlıyorum. Daha önce duymamıştım Shadow Web'i o yüzden başımı salladım. Ardından cüzdanına doğru bakıp, bir kredi kartı büyüklüğünde bir kağıt çıkardı "Eğer öğrenmek istersen," diye fısıldadı ve kağıdı gömleğimin cebine koydu. İstediği kuponu verdim, adam dükkandan ayrıldı ve birdaha da onu görmedim.
    Bu olayın ardından fazla vakit geçmeden, okula devam ettiğim için işten ayrıldım. Bir kaç hafta sonra gömleğimin cebinde kalmış bir kağıt parçasına denk geldim. Açıp içeriğine baktığımda o tuhaf müşteriyle olan dialogumuz aklıma geldi.
    Kağıt parçasında Shadow Web'e erişebilmek için bir geçite ulaşım talimatları vardı. Bir çok adım vardı kimisi karışık kimisi ise basitti. Malesef o adımları takip edecek kadar merakım ve bilgisayar bilgim vardı.
    Bu "Shadow Web" ile ilgili bilmek isteyeceğiniz ilk şey gerçekten oraya gitmek istemezsiniz. İnternette bir çok iğrenç şey gördüm ama hiçbiri Shadow Web'de gördüklerimin yanından dahi geçemezdi. Şimdi düşünüyorum da, ilk sayfayı görür görmez derhal çıkmalıymışım. Neden çıkmadığımı bilmiyorum, belki de bende de ters giden birşeyler vardır.
    Geçit sayfasına ulaştığımda ,havalimanlarında veya alışveriş merkezlerinde ücretsiz internet kullandığınızda çıkan hoşgeldin sayfaları gibi bir sayfa çıktı karşıma. Bu sayfada ilk farkettiğim kelime ise "Nekrofili"iydi. Bu kelimenin üstünde bir arama barı ve yanında deri yüzme, uzuv koparma gibi 30'a yakın kelime vardı. Sanıyorum ki bu kelimeler en çok aranan kelimeler gibi birşeydi. Bunlar benim o sayfayı o an terketmem için bir işaretti.
    Cinsel içeriklerden ve kanlı görsellerden ayrı olarak daha bir çok şey vardı; Evde yapılabilmesi için verilen bomba talimatları, bir kanibal tarafından yenmek isteyen insanların ve bir insan yemek isteyen kaniballerin ilanları, satılık çalınmış kimlikler toplu veya tek gibi...
    Yaklaşık olarak bir saatimi sızmış savaş görüntüleri ve diplomatik belgeler içeren avenge.shweb adlı bir sitede harcadım. Site çok eski gözüküyordu. Dizaynı çerçeve çerçeveydi ve her çerçeve aşağı doğru inen bir menüye sahipti. Kendimin sitedeki bağlantılara ikinci defa düşünmeden tıkladığımı gördüğümde, artık Shadow Web'de rahatlıkla dolaşabildiğimi farkettim.
    Şimdi...bu siteye nasıl denk geldiğimi sormayın. Merakıma yenik düştüm ve tıklamamam gereken şeylere tıkladım. Sitenin adını burada söylemeyeceğim çünkü biliyorum ki sizlerden bazıları benim düştüğüm hataya düşüp sitenin peşine düşeceksiniz.
    O siteye vardığımda sayfanın altındaki UKASH logosunu farkettim, bu sitede satın alınabilir bir içerik olduğunu gösteriyordu. Aslında canlı bir kamera şovuydu bu, sadece yönetmen siz olmak isterseniz para ödüyordunuz. İzlemek ücretsizdi. Canlı görüntünün haricinde bir de sohbet bölümü vardı. Katıl butonuna bastığımda benden bir ekran adı istedi, ben de önemsiz sitelere girerken her zaman yaptığım gibi asdfasdfg olarak girdim.
    Giriş işlemini geçtikten hemen sonra ekranımda birsürü mesaj vardı. Çoğu İngilizceydi, bir kaçı Japonca ,bir kaçı da sanıyorum ki Arapçaydı. Sohbet penceresindeki katılımcıların sayısı 150-200 arası değişiyordu. Ama sanıyorum ki bunlar sohbet penceresine katılmak isteyenlerdi sadece, daha bir çoğu muhtemelen sohbete girmeden sadece kamera şovunu izliyorlardı. Mesajların çoğu "BAŞLA!" veya "HADİ!" gibi mesajlardı.
    Yaklaşık bir dakika sonra yüzü bir hokey maskesiyle gizlenmiş bir adam göründü yayında. Yanlış hatırlamıyorsam çok koyu bir teni vardı ve inanılmaz derecede zayıftı. Sanki açlıktan ölmek üzere olan Etiyopyalı gibiydi. Bundan hemen sonra ise sohbet kanalındaki herkesin konuşması engellendi, italyankeçisi adlı biri hariç herkesin. Sanıyorum ki bu şovun yönetmeni oydu.
    Çığlıklar da tam o anda başladı.
    Kadının gözleri bağlıydı ve elleri arkasından bağlı ahşap bir sandalyede oturuyordu. Daha iri ve daha koyu renkli bir adam kadını saçlarından çekerek ekranın tam ortasına oturttu. Kadının bağlı olduğu iplerden kurtulmaya çalışmasını izliyordum ama ipler o kadar sıkı bağlanmıştı ki kadının bileklerindeki morlukları görebiliyordum. Kim bilir bu şekilde ne zamandır bekliyordu.
    Nihayet iri olan adam kadının gözlerini açtı ve kadın çığlık atmayı bıraktı. Kameraya baktığında neler olduğunu anlamıştı. Ağlamaya ve o iki adama yalvarmaya başladı -sanıyorum ki dil Arapça'ydı. Ardından sohbet kanalından bir mesaj geldi.
Yönetmen : Kadını yere yan yatırın.
    Yönetmen ilk emrini vermişti. Zayıf olan adam mesajı gördü ve iri olana çevirdi.
    Yönetmen : Midesini tekmeleyin.
    Zayıf olan adam çevirilere devam ediyordu.
    Yönetmen: Yüzünü tekmeleyin.
    Çığlıklar yükseldikçe yükseldi. Ne izliyordum ya ben. Artık dayanamıyordum. Telefonuma uzandım ve 911'i aramaya karar verdim.
    Yönetmen: Göğsüne basın.
    Yönetmen: Arkadaşına daha sert tekmelemesini söyle, bunun için çok iyi para ödedim ben.
    O kadar şaşırmıştım ki, o an gözlerimi ekrandan ayıramıyordum. Tekmeleme işlemi bir 10,20,30 saniye daha devam etti. Sanki günler geçmişti.
    Yönetmen: Şimdi de boğazını kesin.
    O son mesajı okuduğumda ,mideme bir ağrı saplandı. Hayır hayır hayır hayır diyordum kendimce, birisi bunu durdursun. Sohbet odasına yazmaya çalıştım ama yazı yazdığım yer devredışı bırakılmıştı. Kadın iki adam arasında geçen çeviriyi duyunca daha da yüksek bir sesle ağlamaya başladı.
    Yönetmen: Durun durun vazgeçtim. Henüz değil.
    Zayıf olan adam arkadaşını durdurmak için elini kaldırdı.
    Nefes alışverişim normale dönmüştü bir saniyeliğine, en azından o anlık kadın bağışlanmıştı.Ardından yönetmen devam etti
    Yönetmen : Önce gözlerini çıkartın.
    Zayıf olan adam dosdoğru kameraya baktı. Tam yüzünü göremiyordum, sadece maskeden gözleri gözüküyordu. Gözlerinde çaresizce bir tereddüt aradım. Nolur durdur artık bunu diye dua ediyordum ama aynı zamanda da fareyi eğer durmazlarsa diye önlem olarak kapatma butonunun tam üstüne getirdim.
    Ardından zayıf adam birşeyler yazmaya başladı ve bir başka isim gözüktü sohbet ekranında.
    Admin : 500 $ daha.
    Rakamı gördüğümde beynimden vurulmuşa döndüm. Bu kadın sadece 500 $ için mi bu kadar işkence görüyordu ve muhtemelen öldürülecekti de. Ben benzinlikte her hafta bu kadar para kazanıyordum. Eğer bütün bunu durdurabilmek için 1000 $ teklif edebilseydim, ederdim. Verirdim, bu kadının hayatını kurtarmak için bütün yatırım hesaplarımı bu adamlara verirdim. Yemin ederim yapardım. Bu deliliği önlemek için herşeyi yapardım.
    Yönetmen: Tamam.
    Daha fazla görmemek için ekranı kapattım. Keşke bu içgüdülerim daha önce devreye girseydi. İki öğünlük kusmadan önce bahçeye koştum. Birşey izledikten sonra bu derece hasta hissetmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Daha liseye yeni geçtiğimde arkadaşlarım rotten.com'dan bir adamın tamir ederken kafasının helikopter pervaneleriyle kesildiğini göstermişlerdi. Ve yıllar boyunca artık o tarz bir video izlediğimde beni kusturmayacak kadar çok video izledim. Ama inanın bana canlı bir şekilde gerçek bir insanın işkence gördüğünü görmek bambaşka bir seviye.
    Ağzımda kalan kusmuğu da tükürdükten sonra, odamdan gelen çığlık seslerini duydum. O aceleyle ben monitörü kapatmıştım fakat hoparlörleri kapatmayı unutmuştum.
    Kadının çığlıkları gittikçe daha da kötüleşti, ta ki ben hoparlörlere ulaşıp da hoparlörün fişini çekene kadar. Ardından oluşan sessizlik dayanılmazdı. Bir an sanki benim yüzümden olmuş, sanki ben susturmuşum gibi oldu kadını. Sanki ben öldürmüşüm gibi hissettim.
    Sanki onu öldürmüş hissi o kadar kötüydü ki, hayatım boyunca böyle bir pişmanlık duymamıştım. Öldürdüm onu diye düşündüm kendi kendime defalarca. ÖLDÜRDÜM ONU.
    Hayatta olup olmadığını görmeliydim. Ekrana uzanıp monitörü açarken beynimden bir ses bana durmam için yalvarıyordu. Görmek üzere olduğum şeyi görmek istemiyordum.
    Fakat ben kendimi durdurana kadar elim çoktan işini yapmıştı. Ekranda gördüğüm o sahne, asla unutamayacağım bir sahneydi.
    Tam karşımda kadının vücudundan ayrılmış kafası duruyordu. İki gözü de yuvalarından sökülmüştü. Yüzü...o çarpık, şekilsiz yüzü o günden bu yana hala kabuslarıma giriyor. Şimdi bile şuan bunu anlatırken, o oyuk gözlerin arkamdan bana doğru parladığını hissediyorum. Tüm ışıklar hatta televizyon dahi açık uyuyorum fakat hiçbirşey yardım etmiyor artık.
    Tam tarayıcıyı kapatıp tüm ayarları eski normal internete çevirirken son kez sohbet kanalında bir satır gördüğümü hatırlıyorum :
    Admin : İzlediğiniz için teşekkürler. Bir sonraki şov 1 saat sonra.

Kısa Korku HikayeleriBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin