Okulun kapısından içeriye girerken Marlene'in omzuna bastırıp zıpladım. Elimdeki vişneli keki ona doğru uzattım. 2 hafta olmuştu ve onu o kadar iyi tanıyordum ki.
"Tanrım, buna bayılıyorum!" Hemen açıp yemeye başladı. Zilin çalmasıyla yanağından öpüp sınıfa girdim. Kimya dersinde Bay Joy yanımızdaki arkadaşımızla grup olmamızı istemişti. Bir deney yapacaktık. Ve ben en sevdiğim arkadaşım Parker ile eş olmuştum!
"Bana karşı neden böylesin?" Eğilerek sordu, bu sırada ispirto ocağını elinde sallıyordu. Ocağı elinden alıp masaya koydum.
"Öyle değilim."
"Öylesin."
"Değilim!" Bağırmamla tüm gözler üstümüze toplanmıştı. Bay Joy gözlerini birkaç saniye için kapalı tuttu. Sanki sakin kalmaya çalışıyor gibiydi.
"Bayan Martin, Bay Parker sınıftan çıkın." Çantamı toplayıp topuklarımı yere vura vura koridora çıktım. Peter'ın üstüne yürürken
"Yaptığını beğendin mi? Bak dersten atıldım, senin yüzünden!"
"Iıı... Aslında senin yüzünden. Yani bağıran sendin ya?"
"Derdin ne senin? Hayır sana hiçbir şey de yapmadım. Ne istiyorsun benden?" İsyan edercesine yüzüne baktım.
"Yaptın Meredith." Dudaklarımı birbirine bastırıp yüzüne baktım. Ne diyordu bu? "Asıl senin derdin ne? Sana karşı hiçbir şey yapmayan kişi ben olmama rağmen bana karşı hep çok sinirlisin. Neden, Meredith neden bana karşı böylesin?" Hiçbir şey söylemeden gözlerimi arkasındaki dolaplara diktim. Neden bunu soruyordu ki? Belli değil miydi? "Bak şöyle yapalım, haftasonu seninle--" gözlerim büyüdü
"Hayır, hayır, hayır seninle hiçbir şey yapmam." Eliyle beni durdurdu.
"Haftasonu Dayl'n Pastanesi'nde buluşalım. Sana söz veriyorum Meredith, eğer benden hoşlanmazsan bir daha asla ama asla seni rahatsız etmem." Dediklerini yarım yamalak dinledim ama sondaki 'asla seni rahatsız etmem' lafını duymamla kabul etmem bir oldu.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Haftasonu gelmişti. Mavi, üzerinde çiçek desenleri olan gömleğimi giyip bir süre aynaya baktım. Sonunda üzerimdekilere uygun tonda bir kırmızı rujda karar kıldıktan sonra pastaneye doğru yola koyuldum. Kapının açılmasıyla Peter bana döndü. Yanına gidip selamlaştım ardından siparişlerimizi verdik.
"Farklı olmuşsun" Kaşlarımı kaldırıp baktım. Tanrım, ben bu çocuğa nasıl dayanacaktım? "Yani hep farklısın, şey olarak farklısın şey iyi anlamda yani- Ah bu gün şapka takmamışsın o yüzden demek istedim." Dediklerini aklımda toparladıktan sonra ellerimle gömleğimi işaret ettim. Boş boş bana bakmasından anlamadığı belliydi.
"Bugün çiçekli gömlek giydim. Yani şapka takamazdım." Bir şeyler anca çakmış olacak ki kafasını sallamaya başladı. O sırada dondurmalarımız gelmişti. Peter elindeki böğürtlen suyunu limonlu dondurmanın üzerine döküp, kaseyi bana çevirdi. Tadına baktım.
"Bu cidden harika." Dedim. Memnun bir ifadeyle bana gülümseyip
"Bunu Nedle keşfettik. Şey Ned benim dostum." Şimdi ilgimi çekmeyi başarmıştı. Benim zayıf noktam buydu.
"Peki ya başka neler keşfettiniz?"
"Ehm... Aslında deneme aşamasında olan birsürü şey var ama emin olduktan sonra sana haber veririm." Deneme aşaması demesi beni güldürmüştü.
"Seni gülerken görmek güzel Meredith." Bir dakika ben bu anı daha önce yaşamıştım fakat başka biriyle. Peter'ın arkasından bağırarak biri geldi.
"Dostum! Bir randevuda mısın? Bana haber vermedin mi yani?" Esmer çocuk yanımıza geldiğinde Peter eliyle alnını tokatlıyordu.
"Ned bak-" Kafam bu muhabbeti kaldıramazdı. Çantamı aldım ve
"Hayır bir randevuda değil." Dedikten sonra pastaneden çıktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mad Hatter •Peter Parker•
FanfictionBir anda fısıltılar durdu, kafamı girişe çevirdim. O gelmişti, son ve esas katil. Peter Benjamin Parker. Nefes nefese yanıma yanaştı ve fısıltıyla "Ben... Ben olanlar için üzgünüm." Dedi. Tabii çok üzgündü.
