25

2K 106 5
                                        

1 saat....

Koskoca 1 saat geçti ve hâlâ ne bir doktor ne de bir hemşire gelip bize bir şey söylemedi.

Annem , ela gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuş bir şekilde sandalye de oturuyordu.

Babam, belli etmemeye çalışıyordu ama o da ağlamaktan harap olmuştu, bahçeye çıkıp kaç adet sigara içti bilmiyorum.

Özge ablam, senin de sevgilin şuan ameliyathane de yatıyor olsaydı sende anlardın kızın halini. O büyük kahverengi gözleri açılmıyordu. Korkuyordu kötü bir haber gelecek diye.

Kafamı ellerimin arasına alıp düşünmeye başladım. Biz en son alışveriş yapıyorduk ne ara buraya geldik ki?

Ameliyathanenin kapıları açıldı ve içerden Umut çıktı (ilk bölümlerde ki hemşire çocuk)

"AB RH negatif kan lazım çok acil kimin kanı uyuyor?"

"Benim!" Arkadan gelen sesle kafamı çevirdim.

Melih.

"Sen reşit misin?" Dedi Umut. 

"Evet ." Bu çocuk 18 yaşında mıydı? Ne diyim?

"İyi , gel benimle." Umut ve Melih beraber gittiklerinde birisinin bana sarıldığını hissettim.

Arzu hem ağlıyor hem de bana sarılıyordu.

Kolumu kaldırıp ona sarılacak kadar halsizdim. Arzu Sude ile birlikte gelmiş sanırım.

Yavaşca ayağa kalkıp yürümeye başladım, nereye gideceğimi bilmiyordum ama hava almam gerekiyordu.

Kendimi arka bahçe de buldum. Boş bankların birine oturup ağlamaya başladım. İçeride ağlayamamıştım. Zaten herkes ağlıyor.

Önümde beliren gölgeyi fark edince kafamı kaldırdım , Melih bana bakıyordu. Yanıma oturup öylece bana bakıyordu.

"Bana öyle dik dik bakma!" Dedim kısık bir sesle.

"Özlemişim." Dedi sadece.

Dönüp ona baktığımda sol gözünden gözyaşı düştü. Hızla elinin tersiyle silip başka yöne çevirdi kafasını.

"Ne ara buraya geldik biz Allahım. Ben ne güzel okulumda sakin sakin oturuyordum, uyuyordum. Allahım sen abime yardım et , o Kemal denilen şerefsizi bulalım onu doğduğuna pişman edeceğim.  İnşallah kafana inşaattan düşen bir tahta parçası seni beyin kanamasına neden olursun da o gereksiz beynini alırlar da yerine köpük koyarlar! O daha benim kim olduğumu bilmiyor. Allahım sen bize yardım et nolursun Amin." Diyip ellerimle yüzümü ovuşturdum.

Melih'den hafif bir kıkırdama sesi geldi.

"Ne gülüyorsun oğlum! Dua etmek komik mi lan!" Diye bağırdım.

"Sakin ol ! Sakin ol! Ben senin dua etmene değil , dua ederken beddua etmene güldüm, sinirim bozuldu özür dilerim."

Sinirle banktan kalkıp hastanenin girişine doğru yürümeye başladım.

"Yasemin sen beni yanlış anladın. Ben öyle anla diye demedim."

Adımlarımı hızlandırıp yürümeye devam ettim.

Nerede bu giriş ya!

"Yasemin bak cidden öyle demek istemedim sen beni yanlış anladın." Dedi arkamdan koşarken.

"Hep öyle olur zaten!" Dedim ve iki saatten beri aradığım kapıyı buldum.

İyi de ben buradan geçtim sanki?

Merdivenleri 2 şer 2 şer çıkarak ameliyathanenin önüne geldim.

Eeee burada kimse yok ki ?

Yanımdan geçen bir hemşireyi durdurup hastanın nereye gittiğini sordum.

Aşağı kata yoğum bakıma aldıklarını söyledi.

Koşarak aşağı indiğimde herkesin yoğum bakımın önünde toplandığını gördüm.

Babamın yanına gidip doktoru dinlemeye çalıştım ama hiç bir şey anlamadım.

"Baba, ne oldu?"

Babam beni fark etmemiş olacak ki bir an afalladı.

"Abini yoğum bakıma aldılar kızım, bu geceyi sağ salim atlatabilirse hayati tehlikeyi atlatacakmış."

Kafamı anladım der gibi salladım ve yoğum bakım ın canımdan abime baktım.

Her yerine kablo bağlamışlar, ağzında da oksijen maskesi vardı. Kıpırdamadan yatıyordu.

Rahat mıdır acaba yattığı yatak?  Belki de üşüyor şuan. Gidip üstüne benim mavi battaniyemi mi getirsem ?

Birisinin koluma dokunmasıyla birden irkildim.

Mehmet ve Miray da gelmişti.

Mehmet bana sıkıca sarıldı teselli verircesine .

"Kankacığım, iyi misin?" Dedi Mehmet. Belli o da çok üzülmüştü.

Bizim sarıldığımızı gören Melih çatık kaşları ile bize bakıyordu.

Kafamı "ne var ?" anlamında salladığımda bir bana bir de Mehmet e baktı ve arkasını dönüp uzaklaştı.

Şuan hiç seninle uğraşamazdım Melih kusura bakma.

GİZLİ NUMARA Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin