8. i want some more.

1.4K 183 41
                                        

Hepinize yeniden merhabaa.

Nasılsınız? Umarım hepiniz iyisinizdir. 💓

Bölümleri severek ve beğenerek okuduğunuzu düşünüyorum. Yorumlarınızı da bekliyorum, oylarınızı da. Bolca öpüldünüz, seviliyorsunuz.

İyi okumalarr. 😈

Şarkı: Lorde - Everbody Wants To Rule The World (slowed down)
















Gencin adımları, hiç olmadığı kadar çabuk bir o kadar da ağırdı. İkisini dengelemeye çalışıyordu çünkü duyduğu her adım sesinde yavaşlıyor bir kedi misali ses çıkartmadan sonrasında hızlanıyordu. Hücrelerinin dahi gerildiğini hissediyordu. Bu haz onu uyandırmış olmalıydı ki dudağındaki alaycı gülüşü ortaya dökülüyordu. Bu işi mahvetmemek de kararlıydı, eğer yapamazsa ve çuvallarsa onun için kötü olabilirdi.

Ya da illa ki işleri yoluna sokardı. En azından onun için seçenekler tükenmiyordu.

Sırtını sertçe duvara doğru yasladı. Mekanın çıkışında bulunuyordu ki Jin mesajla aşağı indiklerini belirtmişti. İşini temiz yapması gerekiyordu. Oldukça temiz ve sessiz. Adımları bekledi. Bu nedenle nefesini tutmuş, seslere daha çok odaklanırken kapı açıldı. Beklediği adım buydu.

Dışarı birkaç adım çıkarken hızla duvardan çekilmiş, ilk çıkan adamın arkasına geçip hızla boynunu koluyla sararken adamların bağırışı ve küfür edişi duyulmuştu. Çabuk bir hareketle ve ustaca dizini kaldırıp adamın bacak arasına sertçe geçirmiş, böylelikle adam hafiften eğilirken saniyelerini kaybetmeyerek tabancasını çıkartmıştı. Adamın kafasına doğru yasladığı o kritik saniyeler ise ağır çekim gerçekleşmeye başlamıştı onun için.

Fazlasıyla dikkatli, fazlasıyla eli çabuk davranmaya çalışıyordu. Bu nedenle karşısındaki ona doğru adımlayan adamlara bakmış, kolu arasında duran adamın kafasına yasladığı tabancının tetiğine basarak merminin hızla adamın kafasına gitmesi bir olmuştu. Fışkıran kanlar gencin maskesinin yanak kısmına bulaşsa da umursamamış, cansız bedeni yana doğru savurarak gelen adamlara doğru adımlamaya başlamıştı gülerek. Tarifi olmayan bu hazzı, iliklerine kadar hissediyordu.

Ve zihninde fısıldamalar beliriverdi.

''Eğer gerçek bir katil olmak istiyorsan, Jungkook.. Sadece izle ve odaklan.''

Gözleri kısılmış, ona doğru gelen adamı hızla kavrayıp tutarken dizini karın başlığına doğru geçirerek adamın birkaç saniye etkisiz kalmasını sağlamıştı. Odağı, sadece gelen tehditlerden ibaretti. Bunu en güzel şekilde başardığından da şüphesi yoktu.

Etkisiz kalan adamın boynundaki şah damara doğru tabancanın ucunu bastırmış, yerinden de emin olurken tetiğe basıp bedenin cansızlaşmasını sağlamıştı. Kanlar hızla yere doğru akarken arkasından gelen adamı fark etmemişti. Bu, onun için kötü bir durumdu.

Fısıltılar durmuyor, zihnini meşgul ediyordu.

''Hata yapıyorsun, yapmamalısın! Roxanne'in ufaklığı, hata yapmamalı. Mükemmel olmalısın.''

Boynuna dolanan ellerle irislerinin küçüldüğünü hissetmiş, tüm bedeni uyarı verirken bedeni arkaya doğru çekilmişti. Bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı, yapacaktı da. Sadece, sadece bekliyordu.

Adam genci arkaya doğru sürüklerken nefes borusunun üstüne parmaklarıyla baskı uyguluyor, ölmesi için elinden geleni yaparken iri gözlünün nefesi gitgide bir bombalı saatin süresi gibi azaldıkça azalıyordu. Panik yaparsa bu kalp atışlarını daha da hızlandıracak, böylece var olan tüm nefesi kaybolacaktı. Kendini sakin tutmaya çalıştığı belliydi de.

Illimite | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin