Merhabalar.
Uzun süredir beklediğinizi biliyorum... Nasılsınız görüşmeyeli?
Çok uzun bir süre oldu sizinle buluşmayalı... Bu süreçte pek çok şey oldu, çok fazla hem de. Kısa bir özet geçmek istiyorum ki; ne olursa olsun bir şey olduğunda benimle paylaşabilirsiniz. Birbirimize destek olup, her şeyi yoluna koyabiliriz, yeniden hep beraber.
İçinize hiçbir şeyi atmayın, pek çok kişi bahsetmek istediğim konuyu anlamıştır. Canımız fazla yandı, bu durumdan dolayı. Sadece bu yüzden de değil, bilmenizi istiyorum her daim burada olduğumu. Yalnız kaldığınızda boş kalan elinizi kavrayıp saracağımı, bilmenizi istiyorum.
Bu yüzden anlatın bana, yazın. Aktifim, her daim. Paylaşabilirsiniz, anlatabilirsiniz. Unutmayın bunu.
Ve bölümler ne sıklıkla gelir bilemiyorum ama boş zamanlarımda oturup yazmak için elimden geleni yapacağım çünkü bu sene son senem, kendimi tamamen çalışmaya verdiğimden dolayı yazacak düzgün zamanım olmuyor.
Normal olarak Instagram üzerinden aktifim, burada da aktifim yani ne zaman yazarsanız o zaman görebilirim. Takip ediyorum burayı, fakat dediğim gibi olabildiğimce boş zamanımda yazmaya çalışıyorum.
Son olaraksa, bu bölüm hakkında söylemek istediğim birkaç şey var. Hepimiz için önemli olan bölüm, bu bölüm. Her şeyin sizler için netleşeceği, aynı zamanda karakterler için de birçok şeyin değişeceği bağlantı bölümlerimizden ilki.
O halde, başlayalım?
8K.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum, sizleri fazlasıyla seviyorum.
İyi okumalar dilerimm. :)
Şarkı: The Neighbourhood - A Little Death
Şarkı - Dans Bölümü: The Neighbourhood - Cry Baby (Türkçe Çeviri)
23 Mart
Bir ruh, ne zaman elde ederdi istediğini? Ya da gerçekten huzura kavuşabilir miydi?
Huzur denilen kavram, var mıydı ki?
Bir anda her şey tersine döndüğünde ve kendimizi koskocaman bir çukurun içinde yalnızlıkla baş ederken bulduğumuzda ne oluyordu, ona? Düşünmek, bir halat olsa, o çukurun içinden kurtulmaya çalışırken defalarca kopacak bir madde olurdu. Çünkü düşündükçe dibe battığımız gerçeği bizi yiyip bitirebilirdi.
Zaten, asıl olay da buydu belki de.
Çaresizliğin getirdiği umutsuzluğun içinde boğulurken bulurduk kendimizi düşündüğümüz nadir anlarda. Batmış, düşmüş bir insan kurtulmak adına bağırırken sesi kısılır; yok olup giderdi.
Düşünenler ise genelde kendi intiharını hazırlardı elleriyle. Fazla düşünmek, fazla kafa yormak bazı şeyleri fazlasıyla zorlar bedenimizde bulunan her kalkanı yıkıp geçerdi. Ördüğümüz duvarlar arasında sıkışıp kalır, bir elin bizi kurtaracağını düşünerek geçirdiğimiz saniyelerde, beklediğimiz yardım elleri öldürürdü bizleri.
Tüm bunları biliyordu, kadın.
Düşünmenin onun için fazlasıyla zararlı olduğunu, yapmaması gerektiğini adı gibi biliyordu ama durduramıyordu da kendini. Dizleri üstünde yatan meleksi bedeni bile, düşünemiyordu o anlarda. Kafası oradaydı ama ruhu yalnız bırakmıştı ortamı. Zihni uçuyor, bedeni duvarlar arasında sıkışıp kalıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Illimite | Taekook
Fanfic⠀ ⠀ ⠀ Acımasız bir katilin tek zaafı, bir çift mavi gözden ibaretti.
