15. is a monster in me.

1K 147 63
                                        

Hepinize tekrardan merhaba.

Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Sizleri seviyorum.

İyi okumalarr.

Şarkı: Willyecho - Killer Inside Of Me

















Flashback..


''Herkes, şeytanla çalışmayı sever.''

Kadının dudaklarından dökülmüş bu cüretkâr cümleye karşı adamın aklında binlerce hikaye ve binlerce senaryo dolanmaya başlamıştı. Ona sunulan bu teklifi çok, çok iyi değerlendirmesi gerekiyordu. Her şeyi detayı detayına tartıp karşısındaki kişiyi iyice tanımalı, öylece bu teklifi kabul etmeliydi.

Fakat kadın, adamın aksine fazla aceleci ve cevap ister bir tutumdaydı. Bu nedenle süresi oldukça kısaydı. Bu teklifin ardından geçen süre ise sadece, bir günden ibaretti.

Adam ne yapacağını bilemez halde hala burada tutulmaktaydı. Ona bırakılan süre içerisinde düşünmek için yeterince zamanı olmasa da düşünebildiği kadar düşünmüş, aklına gelenlerle ise kafası bu teklifi kabul etme yönüne daha çok yatmıştı. Roxanne ise bu durumdan habersizdi tabii.

Bu durumda herkes kendi kafasındakiyle meşguldü. Adamın da oldukça işine gelmişti tabii. O sırada bazı şeyleri tartabilmiş ve kafasındakileri yine de ufaktan da olsa toparlayabilmişti.

Durduğu odada bir ileri, bir geri adımlar atarken sıkıntıyla nefes vermiş ve saçlarını geriye doğru almıştı. Teklifi kabul etmekten başka seçeneği yoktu çünkü bu durum adamın oldukça ve oldukça işine gelebilecek bir şeydi. Kısaca kaçırmayacaktı.

Fırsat önüne koyulmuştu.

Böylelikle adımları yavaşlamış ve bedenini kapıya doğru döndürmüştü düşünceleriyle beraber. Bu saniyeden sonra geri dönüşü yoktu çünkü o çoktan karar vermişti ve yapacağı, yapabileceği şeylere hazırdı. Onunla çalışacak, ona belki de hizmet edecekti.

Döndürdüğü bedenini kapıya ilerletmiş, parmakları kapı yüzeyinde durup birkaç kez kapıyı tıklatmıştı açılması için. Kısa sürede de kapıdan kilit sesi duyulmuş adamın bakışları böylelikle aralanan kapıda gidip gelmişti.

Bulunduğu odanın dışında, iki tane koruma bulunuyordu. Adamı korumuyorlardı. Kaçmaması adına öylece dikiliyorlar ve etrafa göz kulak oluyorlardı. Roxanne, Namjoon'un kaçmaması için yapmıştı bunu. Namjoon, Roxanne için fazla değerliydi.

İki adamda, odanın içerisindeki adama bakmışlardı aynı anda. Adam ise aynı şekilde korumalara bakmış, kafasını sallamıştı kararlı bir biçimde. ''Beni ona götürün.'' Demişti diplomatik bir tonda.

Bu cevap ya da istek karşısında iki korumada birbirine dönüp sırıtmış, adamın bu isteğini gerçekleştirerek ona doğru yaklaştıklarında iki kolundan da kavranmıştı adam.

Şimdi ise korumalarla beraber odadan çıkarılmış ve kadının odasına doğru götürmeye başlamıştılar. O burada bir rehineydi. Tek değeri, parasından ibaretti. Bu nedenle kadın onu koruyor ve kaçmamasını sağlıyordu. Yoksa, onun umurunda bile değildi. Tek taktığı ve umursadığı şey paraydı. Diğer her şey onun için tırnak pisliği bile değildi.

En sonunda büyük giriş kapısının önüne geldiklerinde korumalar kapıyı saygı niyetinde tıklatmış ve açarak içeri girdiklerinde adamı fırlatırcasına içeri bıraktıklarında korumalar direkt olarak çıkıvermişlerdi odadan fazla kalmamaya özen göstererek.

Illimite | TaekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin