Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?Sevmek için güzele mi bakmalı?Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Victor Hugo
Mutlimedia: Meriç😍
Bölüm şarkısı: Can Ozan - Sar Bu Şehri
☆☆
Karanlıkta bile ışıldıyan mavi gözlere hayretle baktım, o da şaşkın görünüyordu.
Dudaklarımın kenarı alayla kıvrılırken cümlelerimi toparladım. "Senin ne işin var be burda?"
Alayla, "Senin sapığın oldum işte. Beğenemedin mi beni?" dedikten sonra uçurumun kenarına oturdu, bende omuz silkip oturdum onun gibi ayaklarımı uçurumdan aşağı sallandırdım.
İstanbul'un her köşesini ezberlemeye çalışarak baktım, kimileri yalılarda hayatlarını güne gün ediyorlardı, kimiler gecekondu köşelerinde hayatlarını, yaşayamadan kaybediyordu. Bu
dünyanın adaleti yoktu."Neden beni bırakıp gittin?" Dedim merakla. Bana bakmadan konuştu. "Ben seni bırakmadım! babaannem beni zorla götürdü!" Bunu biliyordum. Ama asıl nedenini merak ediyordum. "Neden?"
"Öğrenmek için çok erken koca göz." Deyip yerinden kalktı. Annemin yüz üstü bahsettiği konuyu artık merak etmeye başlamıştım. Ama belli etmeyip omzumu silktim.
"Tuna'lara gidecek misin?" dedim Meriç motoruna ilerlerken.
"Evet, Sen?" hı hı diyerek mırıldandım.Ben de motoruma ilerlerken aklıma gelen fikirle gülümsedim. "Imm, Yarış yapalım da ezeyim seni!" dedim yüksek sesle.
Meriç'inde dudakları kıvrılırken başını evet anlamında sağa yatırdı, "Peki, Miray hanım. İddialıyız? eh görelim bakalım iddianı."
Gülümseyip tek kaşımı kaldırdım, "Sitenin girişinde biter."
Kafasını sallayınca motorumun üzerine oturup kaskımı taktım, anahtarı çevirip motorunu çalıştırdım.
Engebeli yollardan ana yola çıkınca tüm hırsımla gaza bastım, Karşısında Miray Güney vardı!
Meriç beni sollayarak önüme geçerken, derin bir nefes alıp daha çok gazladım.
Yaklaşık 10 dakika sonra sitenin girişine yaklaşmıştık, Sitenin önünde ki güvenliğin önünde aynı anda anda durduğumuz da kaskımı çıkartıp Meriç'e döndüm, oda aynı şekilde bana dönerken gözlerimi kısıp dudaklarımı büzdüm.
"Tabi ki ben kazandım!" dediğimizde aynı anda gülümsememi bastıramadım, ilk önce gözlerini kıstı sonra bana dil çıkartıp kaskını arkaya motorun sandığına koydu.
Bende onun gibi kaskımı yerleştirdikten sonra siteye girdim.
Numara 30'un önüne gelirken Motoru bahçeye park edip motorlardan indik,
Birbirimize bakmadan kapıya doğru ilerledik.Kapıya bir kez tıklatınca, Karşımızda Tuna belirdi. Bizi gördüğü an kaşları havalanmıştı, "Hayırdır? Beraber mi geldiniz?"
Dudaklarım alayla sağa kıvrılırken Meriç'e hiç bakmadan ilerledim, "Tabi ki hayır!" dedim. "Kusura bakma Tuna da! Çekilmesi zor kuzenin ve egosuyla pek uğraşmak istemem." dediğinde alaylı gülümsemem gerçek gülümsemeye dönüştü.
İçeriye girdiğimde Can masadan bir şeyler tırtıklıyor, Ediz ve Ceylin koltukta sohbet ediyordu, bizi görmeleri pek uzun sürmedi.
Kısa bi selamlaşma faslından sonra heyecanla Ediz'in yanına oturdum ve ne konuştuklarını dinledim."Yaa gerçekten mi?" Dedi Ceylin merakla.
Ediz konuşmasını sürdürdü. "Evet her yıl düzenli olarak büyük festivaller oluyordu, aşırı eğlenceli geçerdi." Dedi.Sıkıcı bi konuşmaydı, Tuna'nın "Hadi gelin yemek hazır." Diye çağırmasıyla yerimizden kalkıp sofraya geçtik, bir yanıma Ceylin diğer yanıma Can oturacağı sırada Meriç oturdu. Şaşkınlıkla kaşlarım havalansa umurumda değildi, Ceyline doğru eğildim "Allah muhabbetinizi arttırsın reis." Dedim gülerek, kaşlarını çatıp birisi duymuş mu diye bakındıktan sonra koluma vurdu. "Saçmalama be ne hoşlanması?" Dedi. Hayretle gözlerimi büyüttüm daha çok yakınlaştım, "Bebişko ben hoşlandın mı diye sormamıştım ama yine de sen bilirsin." Deyip geri çekildim gülmemek için yanaklarımın içini sıktım, ahh canım kardeşim tüm hayatı boyunca ilk kez canlı yakışıklı bir çocuk görüyordu ne yapsındı.
Tabağımı önüme çekip Allah ne verdiyse hepsini doldurdum tam yemeye başlayacaktım ki Meriç kulağıma doğru eğildi, şaşırsam da belli etmedim.
"Az ye az." Cümlesiyle ona döndüm, Sinirlenmiştim ama belli etmedim.
Bende onun kulağına yaklaştım ve sihirli kelimelerimi döktüm. "Bu seni hiç alakadar etmez." Dedikten sonra geri çekilip alaycı gülümsememle gözlerine baktım.Tekrar yaklaşıp kulağıma eğildi, "Bana öyle bakmana gerek yok bebeğim. Hala bana aşıksın değil mi?" Ne sanıyordu kendini anlamlandıramamıştım.
'Kızım çocuk zengin, yakışıklı, hem senin çocukluk aşkın sen gelmiş burada ni siniyirdi kindini diyorsun. Azıcık beyin be kardeşim!'
Şaziyi kovup omzumu silktim umrum dışıydı.
Madem Meriç bey oyun oynamak istiyordu, oynardık.
☆☆
Nasıldı böllüüm
Biraz kısa tuttum bu bölümü ammaa kızmayın <3
İnstagram hesabım;
Hilalellaaa
Not!; Yorumlarda Spoi veren, tanıtım yapan Saygıdeğer wattys sakinleri lütfen uslu durunuz! Yorumlarınızı silmek benim için eziyet!
Not2!; Vote vermeyi de unutmayın anacım. Hikayeye ilgi gelmedikçe de yeni bölümü güncellemeyeceğim. Okunma ve yorumlar ne kadar hızlı artarsa yeni bölümde o kadar hızlı gelir.
YENİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZEREE 🖤
ÖPÜLDÜNÜZ BEBİSLERİM🐤

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mirasçılar
ChickLitHayatta her zaman istediği yerine getirilen, parasıyla her şeyi alabileceğini düşünen, zenginliği ve güzelliği ile dile getirilen bir kızdı Miray Güney. Asla kolay biri olmamakla beraber şımarıktı da. Çoğu zaman dışarıdaki insalara karşı şımarık ve...