"Ben Milena olamazdım.
Vera
Annabelle
Tomris.
Ve nice adına satırlar olunan, şiirler yazılan o güzel, zarif, ince ruhlu kadınlar.
Ben virginia woolf olurdum, iyileşemeyeceğine inanan, kendini bir nehre bırakıp, sonsuzluğa ulaşan, o mutsuz, dalgaların götürdüğü kadın olurdum.
Yalnızca."Bölüm şarkısı: Roddy Rich - The box
⏭⏮Multimedia: Ceylin
☆☆
1 saatlik öğle arasının bitmesine yarım saat kala kantinde tüm sınıf oturmuş hasret gideriyorduk diyemeyeceğim. Amerika dan gelen 4 salakla hasret gideriyorlardı. Resmen hepsinin omzunda bir kız vardı!
Oturduğum sandalyeden kalktım. "Ben gidiyorum." Herkesin bakışları bana dönerken çantamı omzuma attım. "Nereye?" Tuna'ya döndüm.
"İşlerim var. " Elimi masaya koyup, yarım kalmış filtre kahvemi kafama diktim. "Araban burada mı?" Kafamı iki yana salladım.
"Önce eve gidip, üzerimi değiştireceğim. Sonra Motorumu alıp giderim. Yada arabamı önce alışveriş yapacağım." Kafasını salladı. "İstersen bende geleyim?" kafamı iki yana salladım.
Ceylin elini kaldırdı. "Gelmemi ister misin bebiş?"
"Gerek yok canım. Hadi size iyi dersler." Elimi masadan çekip, havaya kaldırdım. işaret parmağımı ve orta parmağımı yavaşça hareket ettirdim. "Bay bay."
Vedalaştıktan sonra müdire'ye haber verme gereği duymadan, okuldan çıktım. Çantamın ön gözünden telefonumu çıkarttım. Rehberimden 'Aşkım' yazısını bulup kulağıma götürdüm.
bir süre sonra babamın sesini duyarken, gelen taksiye elimi kaldırdım. "Efendim bebeğim?"
Taksinin arka kapısını açıp, oturdum. "Babacım. Nasılsın." Taksiciye evin adresini söyleyip, arkama yaslandım. Tekrar konuşmama döndüm. "İyiyim güzelim. Sen nasılsın?"
"İyiyim babacım. Bu arada bilgin olsun okuldan çıktım." Bordo ojeli uzun sivri tırnaklarıma baktım. Tırnaklarım kısayken kendimi parmaksız gibi hissediyordum. "Öylemi? Neden?"
"Bu gün yetimhaneye gideceğim. Ondan önce alışveriş merkezine uğrayıp onlar için okul malzemesi alacağım. Akşamda Kenan amcalarla yemeğe çıkacağımız için akşama yetişmeyeceğini düşünüp okuldan erken çıktım."
"Tamam canım, Sorun yok."
"Görüşürüz babiş."
"Görüşürüz canım benim." Telefonu kulağımdan çekip aramayı sonlandırdım. İnstagrama girip hikayeme kimlerin baktığına göz gezdirdim.
Ardından ana sayfa da gezinip bir kaç fotoğraf beğendikten sonra telefonu bacaklarıma koydum. Taksi durduğunda Cüzdanımdan çıkarttığım 100lük banknot'u adama uzattım. "Üzeri kalsın."
Arabadan inip, binaya doğru ilerledim. Kapının şifresini girip, asansöre doğru ilerledim. Asansör gelince binip 4. kata bastım.
Asansörün geldiğine dair bir ses duyduğumda kapının açılmasını bekledim. Kapı açıldıktan sonra çıkıp kapının önüne geldim. Çantamın ön gözünden anahtarlığımı bulup kapıya yerleştirdim.
Direk odama geçtim. Evde şuan kimse yoktu. Üzerimi çıkartıp, banyoya geçtim.
Saçlarımı hindistan cevizli şampuan iki kez köpükledikten sonra yine hindistan cevizli duş jeliyle yıkandım. Kısa bornozumu giyinip, kafama havlu geçirdikten sonra odama geçtim. Dolabımda çokça bulunan siyah iç çamaşırlarımı çıkarttım. Her ne kadar bordo rengine bağımlı olsam da, iç çamaşırında siyah renkten vazgeçemiyordum. Beyaz tişörtlerde, iç gösteren renkli bluzlarda ne kadar belli olursa olsun asla siyah iç çamaşırından başka renk giymiyordum. Belki bazen bordo. Böylede takıntılı bir insandım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mirasçılar
ספרות לנערותHayatta her zaman istediği yerine getirilen, parasıyla her şeyi alabileceğini düşünen, zenginliği ve güzelliği ile dile getirilen bir kızdı Miray Güney. Asla kolay biri olmamakla beraber şımarıktı da. Çoğu zaman dışarıdaki insalara karşı şımarık ve...