Murat
Neredeyse iki buçuk aydır burada kapalıyız. Sürünün geçtiğini umuyoruz. Yemek stoğunda pek bir şey kalmadı. Susan'a dönüyorum.
"Sevgilim. İkimiz de iyileştiğimize göre toplantıyı başlatabiliriz. Ne dersin?"
Susan: "Bu yerden artık çıksak iyi olur. Hadi gidip diğerleriyle konuşalım."
Herkesi salona topladım.
"Takvimimiz yok ama iki buçuk ayı aşkın buradayız diye düşünüyorum. Erzağımız kalmadı. Planlarımıza bakacak olursak...
Fikri olan?"
X: "Bence iki gruba ayrılalım. Birinci grup erzak stoğu için markete dönsün. İkinci grup da benimle laboratuvara gelsin. İki grup araştırma binasında buluşur."
Susan: "Daha iyi bir fikri olan?"
Sessizlik oldu.
Esma: "Yürüyebileceğimi sanmıyorum. Burayı ana üs gibi bir yer yapsak. Ben burada kalsam olur mu evladım?"
Annemin dediklerini diğerlerine tercüme ettim. Ne zamana kadar burada kalabilirdik ki?
Raja: "Bir şeyden bahsetmek istiyorum."
Bu ses tonu hiç hayra alamet değildi.
Raja: "Ben dışarısıyla iletişim kuruyorum ve güvenli bir yer biliyorum."
Hakan: "Bunca zaman dışarıdan insanlarla görüşüyordun ve haberimiz yok muydu? Sence ne kadar güvenli bu yaptığın?"
Sophia: "Bundan bana nasıl olur da söz etmezsin sevgilim?"
Raja: "Haklısınız ama onlar gerçekten iyi insanlar. Bakın bu telsizi kapıyı sürgülemeden önce kapının önünde buldum. İki buçuk aydır yemeği suyu nasıl paylaşacağımızı onların yardımıyla ayarlıyorum. Her hafta onlara rapor verdim. Bizi bu delikten kurtaracaklar. Çok yakındaki bir çiftlikte kalıyorlarmış. Yaklaşık 10 kişilik bir gruptan bahsediyorum. Ne kadar çok kişi, o kadar çok güç demek. Onlara katılalım."
Hakan sessizliğini bozdu.
"Ben öyle düşünmüyorum. Ne kadar çok kişi o kadar çok bela demek. Bu insanlar sadece tekinsiz yabancılardan ibaret."
Xavier: "Alınırım ama"
Her zamanki X yine yersiz espriler yapıyordu. Gerçi düşünüyorum da bu koca zaman dilimi onsuz daha sıkıcı olur ,geçmezdi.
"Tamam şimdi Raja telsizi alacak ve biz yokmuşuz gibi konuşacak. Bu insanların amacı neymiş öğreneceğiz." diyip Susan'la kulise yürüdü Hakan.
Bir süre sonra ellerinde telsizle döndüler.
Seyirci koltuklarına geçtik. Toplaşıp oturduk.
Raja telsizin tuşuna bastı.
"Hey. Orada olan var mı? Paulo! Sesimi duyan yok mu?"
Kimse cevap vermiyor.
"Rapor günü yarın olduğundan telsize bakmıyor olabilirler. Yarın deneyelim mi?"
Kulağa mantıklı geldiğinden kabul edildi ve herkes odalarına çekildi.
Gece boyunca odalardan fısıltılar duyuldu. Herkesin dilinde neler olup biteceği konusundaki teoriler vardı. Kimimiz onlara güvenmeliyiz diye düşünürken kimimiz bunun bizim sonumuz olacağını düşünüyordu. Ben... Ben ne düşündüğümü bilmiyordum.
Ertesi Sabah
Gece kimsenin gözüne uyku girmediğinden uyanıp salonda toplaşmak zor olmadı. Xavier dışında. Bir insan bu kadar umursamaz olabilir. Resmen horluyordu. Sophia onu da uyandırdı ve toplandık.
Raja oturdu. Yine evvel günkü gibi herkes çevresindeydi.
"Paulo! Duyuyor musun? Paulo ben Raja. Cevap ver. Haftalık rapor vereceğim."
Bir dakika kadar ses gelmedi. Ümidi kestiğimiz sırada telsizdeki ses: "Hiç aramayacaksın sanmıştım Raja."
Kalın ve buğulu bir sesti. Hırıltılı duyuluyordu fakat belki de telsizin marifetiydi bu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İSTİLA
Mistério / SuspenseBirbirinden oldukça farklı insanların birlik olup yaşayan ölülere karşı ayakta kalma mücadelesi... Bu hikayede başrol yok. Herkes ölüm tehlikesi altında
