#11 Evim Güzel Evim

33 7 10
                                        

Eczane
Murat
Kırık camların içinde onu sürüklemek, onu her ne kadar sevmesem de beni üzüyordu. Vücudunda çizikler olduğunu görebiliyorum. Zombileri teker teker alt edip Susan'a koştum. X'in iki kolunu omuzlarımıza alıp arka koltuğa yatırdık onu. Bilinci kapalıydı. Yaşadığını umuyordum. Sevgilime kemerini bağlamasını söyledim ve ben de arabaya atlayıp gaza yüklendim. Etrafımızı saran yürüyen ölüleri arabayla çarparak savuşturmaya başladım.

Birkaçı çarpmanın şiddetiyle arabanın üstüne kadar çıktı. İşte kötü haber. Camımız kanla kaplı. Önümü göremiyorum. Silecekleri çalıştırdım. Arabayı nereye sürdüğüme dair hiçbir fikrim yok. Gümleme seslerinin Xavier'ın kafasından geldiğini anlıyorum. Anlaşılan o ki arka koltuğa yatırıp bırakınca başı kapıya çarpıyor.
Gözümle çok seçemesem de binalar tanıdık geliyor. Yaklaştığımızı hissediyorum. Büyük bir gürültü duyduğum sırada sarsılmayla kafamı direksiyona vuruyorum.

Market
Raja

Yan yana yürüyoruz Sophia'yla. Birer süper market arabamız var. Az önümde ilerleyen kızıla bakıyorum. Çikolatasını bitirdi. Çöpünü de cebine koydu. Yüreği böyle olan insanlardan daha iyisi var mı? Kıyametin ortasında bile duyarlı. Bu hareketini, yere sakızını tüküren polise karşı çıkmama benzetiyorum. Her şeye rağmen doğayla barışık.

"Hızlansak iyi olur memsahib."
"Memsahib mi? Ne demek istiyorsun?"
"Bu benim ülkemde kadınlara kibarca hitap etmek için kullandığımız bir kelime. Hanımefendi gibi bir anlamı var. Bak , salona ulaştıktan sonra bunları konuşmak için aylarımız olacak. Çevremizdeki zombilerin sayısı artıyor. Karartılar çıkmadan gidelim."

Hızlandık. Yüksek bir gürültüyle ikimiz de durduk. Kaza sesi gibiydi. Çevreye bakınırken ağaca çarpmış bir araba gördüm ve görür görmez tanıdım. Bu Murat'ın arabası. Gidip yardım etmeliyiz. En korkunç senaryoyu düşünüyorum. Zombiye dönüşmüş Susan, Murat ve Profesör bize saldırıyor. Düşüncesi bile korkutucu. Umalım da çiziklerle atlatmış olsunlar.

Silahımı Sophia'ya uzatıyorum ve kapıya doğru tutuyor. Kapıyı açacağım ve gerekiyorsa sıkacak.

Kapıyı açıyorum ve içeride baygın yatan 2 kişi var.  Arka koltuktaki Profesör uzanmış ve hareketsiz. Murat'ın başı kanıyor ve direksiyona sarılır gibi duruyor. Susan ise sadece bize bakıyor ve yardım istemekten başka bir şey yapamıyor. Saçları dağınık. Çarpmanın etkisiyle şok altında. Susan'ın yüzündeki kanların arasında cam kırıkları var.

"Sophia ,daha hafif olduğu için Susan'ı taşımalısın. Sana güveniyorum."

Murat benim abim gibi. Onu taşımalıyım. O zaman X'i ölüme terk etmiş olacağım. Xavier'ın bilgileri sayesinde salgının tedavisini bulabiliriz belki. Ama eğer Xavier'ı alırsam Murat burada kalacak. Kendime soruyorum. Ne yapmalıyım? Hangisini kurtarmalıyım?

Silah Deposu
Hakan

Hope'un hıçkırıklarına dayanamıyorum. İçim gidiyor.
"Pekala. Bir fikrim var. Conan bana yardım et. Hope'un içeri girdiği pencereden çatıya çıkıp etraftaki yaratıkları temizleyeceğim. Aşağı atlayıp sizi de alacağım. Sonra sırtlarımızı birbirimize verdiğimiz taktikle burayı terk edeceğiz."

Gözyaşları içindeki içindeki Hope gülmeye başladı.
"Şapşal mısın sen? O cüsseyle nasıl daracık pencereden geçeceksin? Ver şu silahı ben çıkarım."

Gamzesi beni deli etmişti.
"Sana bir şey olması riskini alamam küçük hanım. Conan'ın omzuna çıkar ve pencereye ulaşırım. Beni bekleyin."

İSTİLAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin