Murat: "Er ya da geç söyleyeceksin. Çırpınma istersen. Yorma kendini."
Xavier: "Ben... Çok üzgünüm. Gerçekten üzgünüm. Ben bu virüse sebep olan kişiyim."
Beklemediğimiz bu cevap karşısında şoke olduk. Arabayı kenara çektim. Freni öyle ani çekmiş olmalıyım ki annem torpidoya elini bastırdı. Arkama döndüm. Raja'nın elinden silahı kaptım. Kapımı açtım. Hızlıca yürüdüm. Adamın olduğu tarafa geçtim. Onun kapısını açar açmaz ensesinden tutup onu çıkardım. Arabaya yaslandı. Başına dayadığım silah onu korkutmuş olmalıydı.
"Ne dedin sen?"
X: "Gerçekten üzgünüm. Bu bir hataydı ama böyle olsun istememiştim."
Murat: "Bana seni öldürmemem bir sebep söyle mahkum!"
X: "Eğer beni öldürürsen bunu kızının önünde yapmış olacaksın. İyi bir babaya hiç yakışmaz. Ayrıca... Ayrıca size bazı bilgiler verebilirim. Size yardımcı olabilirim."
Bahsettiği şey bu salgının panzehiriyse haklıydı.
"Öyleyse bunu sonra konuşacağız."
Kapısını açıp onu içeri attım ve koltuğuma geçtim.
Planımız herkesin etrafına iyice bakmasıydı. Dayanıklı bir bina görene kadar devam edecektik.
Jenny: "Şuraya bak baba! Orada büyük bir bina var!"
Gerçekten de çok büyüktü. Dayanıklı görünüyordu. Çevresinde terk edilmiş arabalar vardı. Onlardan benzin çekebilirdik. Binanın girişine çektim arabayı. Arkama yanaştı diğer araba da. Hepimiz kapıda toplandık.
"İçeride bizi ne bekliyor bilmiyoruz. Kapıda gösteri salonu yazıyor. Ölülerle dolu olabilir. Bu bizim için sorun olur. Yaşayanlarla dolu olması daha büyük bir sorun olur. Ne olursa olsun birlikte kalmalıyız. İçeri yerleştikten sonra erzak ve mühimmat için son kez dışarı çıkacağız. Herkes bu silahları kuşansın."
Polislerden aldığımız 4 hafif makineli ve Raja'nın verdiği 2 tabancayla toplam 6 silahımız var. Bunları ben, Hakan, Raja, Conan ve Susan , bir tabanca boşta kalacak şekilde paylaştık. Kapıda kilit var. Hakan "Geri çekilin." diye haykırıp silahın kabzasıyla kilide bir darbe indirdi. Tekrar ve tekrar. Dördüncü hamlede kilit açıldı. Çantalarımızla silahlarımızla ve elleri kelepçeli adamımızla içeri daldık apar topar.
İçeride o kadar fazla yaşayan ölü vardı ki sesleri gürültüye dönüşmüştü. Öylesine büyük bir gürültüydü ki hırlamalar birbirine katılıyordu.
Hepimiz bir yumak gibi birbirimize dayanıyorduk. Kimimizin sırtı bir diğerine dayalıydı kimimiz bir diğerini elleriyle kavramıştı. Gözlerimi açtım ve gördüğüm şey çok şoke ediciydi.
400 kadar koltuk... Çoğunda ölüler var. Her bir yaşayan ölünün bileklerinde plastik kelepçeler... Nasıl bir manyak bu yaratıkları koltuklara sabitlemiş olabilir.
Bunları düşünürken Ron ve Laura'yı kaybettiğimiz gün aldığım bıçak yarası sızladı. Karnıma götürdüm elimi. Geçecek. Biliyorum.
Salonun koltuklarını yürüyerek geçiyor, sahneye ilerliyoruz. Hırlamalardan uzaklaşıyoruz. Bu gürültü azaldıkça başka bir ses işitiyorum. Eski şeyler hatırlatıyor bana. Bir yaylı çalgı. Sahne arkasından geliyor bu ses. Sahneye çıkan, sağda ve solda 2 merdiven var.
Hakan'a ve Conan'a sağ tarafı işaret ediyorum. Susan'ı dürtüp göğsüme parmağımı koyuyor ve onunla benim soldan çıkacağımızı söylüyorum. Raja burada kelepçeli adamla kalacak. Adı X ya da her neyse.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İSTİLA
Mistero / ThrillerBirbirinden oldukça farklı insanların birlik olup yaşayan ölülere karşı ayakta kalma mücadelesi... Bu hikayede başrol yok. Herkes ölüm tehlikesi altında
