57

3.8K 277 24
                                        



Saat tam onun dediği saate gelmişti. Yatağa oturup telefona baktığımda anında ekranda onun adı belirdi.

Hiç vakit kaybetmeden telefonu açtım.

"Nisa." İsmini söylediğinde istemsizce alt dudağımı ısırdım.

"Ne oldu?" Kaba bir şekilde cevap verdiğimde kıkırdadı. Sesi biraz uykulu gibiydi.

"Hadi oyun oynayacağız. Bak şimdi. Işığı kapat perdeyi aç ve yatağa sırtüstü yat." dediğinde kafamı olumsuz anlamda sallayıp dediği her şeyi yaptım.

Ay ışığı odama vuruyordu.

"Şimdi gözlerini kapat." Dediğinde mümkünmüş gibi gözlerimi daha fazla açtım.

"Ne? Neden?" Sesim detone olup cırtlak çıktığında güldü.

"Soru sorma. Ne diyorsam onu yap. Hayal kuracağız." dediğinde gözlerimi devirip telefonu hoparlöre alıp yanıma koydum.

Ardından gözlerimi kappattım.

"Bak şimdi. Bir falez kenarındayız. Falezin ne olduğunu biliyorsun değil mi?" dediğinde güldüm.

"Evet biliyorum." dediğimde o da güldü. Ardından konuşmaya devam etti.

"Dalgalar, taşa öfkeyle çarpıyor. Çarpmanının etkisiyle okyanus kokusu her yere dağılıyor. Ses kulaklarını dolduruyor. Derin bir nefes alıyorsun. O güzel okyanus kokusu burnunu dolduruyor. Orada sadece sen ve ben varım. Ayaklarımızın altında çimenler, karşımızda okyanus var. Hissedebiliyor musun?" dediğinde gülümsedim.

"Evet hissediyorum. Hatta sen beni iktirdim. Aaa! Okyanusa düştüm. Boğuluyorum. Seni hain! Aaa o da ne? Dev bir örümcek. İntikamımı almak için bir bacağıyla seni ezdi." Bütün o güzel cümlelerden sonra bunu söylediğimde tekrar kıkırdadım.

"Nisa!" Yankı beni ikaz edercesine konuştuğunda dayanamayıp güldüm. Sinirlenmişti.

"Tamam tamam şaka yaptım. Devam et." dediğimde konuşmaya devam etti.

"O falefizn ucuna oturmuşuz ayaklarımızdan oksanusun olduğu yerde. Sarkıtmışız ayaklarımızı öylece izliyoruz."

"Ama düşeriz." Kendimi kaptırıp korkuyla konuştuğumda güldü.

"Düşmeyiz. Bak mesela ben kafamı kaldırdım. Yukarıda güneş var." dediğinde gözlerimi kapattıp hayal ettim.

"Yankı düştüm. Dalgalara beni içine çekiyor. Yüzme bilmiyorum. Boğuluyorum. Dalgalar çok kuvvetli. Yüzeye çıkamıyorum." Dediğimde sanki ben okyanusun göbeğinde o ise yukarıda bana bakıyor gibi geldi.

"Kimse beni kurtarmıyor. Kimse beni tutmuyor. Boğuluyorum." Çaresiz ve titreyen sesimle konuştuğumda gözlerimin dolduğunu hissettim.

"Ben tuttum ya elini. Hissetmiyor musun Nisa? Elini tuttum. Asılıyorum, çıkmaya çalışıyoruz."

"Hayır, bırak elimi. Şimdi sen de o acımasız dalgaların içinde boğulacaksın. Bırak el..."

"Hayır Nisa görmüyor musun? Yüzeydeyiz. Kıyıya götürüyor dalgalar bizi." Dediğinde yan yattım.

"Kıyıya ulaştık. Başardın." dediğinde gözümden akan yaş göz pınarlarımdan yastığa aktı.

"Seni başardın Nisa." dediğinde dudaklarımı bastırdım. Bunun için ağzımdan acı dolu bir inleme çıktı.

Sümüklerim ve gözyaşlarım yastığa akıyordu.

"Hayır," dedim hıçkırıklarımın arasından. "Ben değil, biz başardık." deyip gözlerimi kappattım.

Ardından istemsizce ağlayarak uyuya kaldım.

Ilk olarak bölüm istediğim gibi olmadı. Yazamadım dhdhdh

Bu arada hatırlıyor musunuz? İlk başlarda Yankı'ya fena sövüyordunuz.👉👈

Satırların Arasında | Texting Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin