Nasılsınız aşklar?
Yemin ederim bazen diyorum ki iyiki wattpadı yükleyip yazmaya başlamışım, çünkü yoksa sizlerle asla tanışamayacaktım. Söyleyesim geldi, seviliyorsunuz. Oldukça fazla hemde 💓
💌
Gözlerimi yavaşça araladığımda, birkaç saniye nerde olduğumu anlamaya çalıştım. O an zihnimden öyle şeyler geçmişti ki kafamın içinde dönen her şey beni 2 yıl önceye götürmüştü. Her şeyin sıradan, mutlu olduğumu düşünerek uyandığım sabahlardan birisine. Meğer aşkı ben ne Ceren de tatmışım, ne de kardeşliği Çağrı da. Böylesine bir hayatı ben tercih etmemiştim ama ikisinin de gerçek yüzünü bu sayede görebilmiştim.
Böylesine bir hayatı ister miydim? Evet, çünkü eğer bunlar olmasaydı saçının bir teline bile zarar gelmesini istemediğim Perimi hiçbir zaman bulamayacaktım.
"Günaydın oğlum." Odanın kapısı yavaşça aralanırken, sözde olan babama baktım. Gerçekten böyle bir şey yaptığı için pişman görünüyordu ama onu hemen affetmeye niyetim yoktu ki istesemde yapamazdım.
Doğrularak arkama yaslandım. Ona sarılıp saatlerce ağlamak istiyordum. Bir oğlunu kurtarmak için diğerini nasıl feda ettiğini yüzüne haykırmak istiyordum ama sadece öylece suratına bakabildim.
"Günaydın." Dedim ellerimi saçlarımın arasında gezdirerek. Ama onun gitmeye niyeti yoktu.
"Kahvaltı hazır, seni bekliyoruz." Odaya girerek perdeleri açtığında gözümü ovuşturdum. Saat erken olmalıydı çünkü uykumu alamamıştım ve vücudum delicesine ağrıyordu.
"Geliyorum birazdan." Diyerek ayağa kalktığımda, yanıma gelip saçlarımı karıştırarak hızlıca odadan çıktı. Kapıyı kapatıp çıkarkende yüzü yavaş yavaş solmuştu.
Sıkıntıyla puflayarak dolabı açtığımda tişörtümü üzerimden çıkartıp aynanın karşısında vücuduma baktım. Çökmüş bir haldeydim, önceden her gün spor yapan benim bile neredeyse göbeği çıkmak üzereydi. Umursamadan dolabın başına geçip hızlıca eşofman ve sweat alarak geri kapattım. Onları aşağıda bekletip arkamdan söylenmelerini duymak şu an en son isteyeceğim şeydi.
Lavaboya gidip rutin işlerimi hallettikten sonra hızlı adımlarla adımlarımı aşağıya doğru yönelttim. Ceren gülerek Çağrı'ya yemek yedirmeye çalışıyor, babam ise baş köşeye geçmiş gülerek onları izliyordu. Fazlalık olduğumu bildiğim için bu olanlara tepki vermeden yanlarına doğru ilerledim.
Periden ne tek bir mesaj vardı, ne de tek bir arama. Belki de o bir adım atsa dayanamayıp ona sıkıca sarılıp bir daha asla bırakmayacaktım ama benim aramaya cesaretim yoktu, beni terslemesinden korkuyordum.
"Ooo Çağın Beyler teşrif etmişler. Sevgiliniz buraya yerleşir sanıyordum. Yoksa aranız bozuk mu?" Söylediği şeye karşın sandalyeyi çekip sakince masaya oturdum.
"Hayır aramız gayet iyi." Masadaki kahvaltılıkları umursamazca tabağıma aldığımda, tekrar konuşmasıyla çatalı sertçe masaya bıraktım.
"Kötü görünüyorsun, spor falan yapmıyor musun? Göbeğin almış başını gidiyor!" Ceren kıkırdadığında gözlerimi üzerine diktim. Aptaldı, gerçekten acınası bir aptaldı.
Bir şey söylemek için dudağımı aralamışken zilin çalmasıyla hiçbir şey söyleyemeden geri kapattım.
"Efendim, Çağın Beyi çağırıyorlar." Bakışlarımı evin çalışanına çevirdiğimde gözlerimi ovuşturarak ayağa kalktım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Texting|| Hep Aklımdasın
Novela Juvenil[Tamamlandı] Peri: Bunu senin için yapacağım ve her ben hariç başka birini düşündüğünü hissettiğim zaman ona inat gülümseyeceğim. Çağın: Yanlış numaraya yazmış olmalısınız? Çağın: Ben bugün birisiyle konuştuğumu hatırlamıyorum. Peri: Hayır, aynısın...