3.8

1.9K 123 116
                                    

Ben geldimm ve biz 35k olmuşuz💓

Keyifli okumalar...

☘️

"Bence öpsen iyileşir."

Söylediği şey sırıtmama sebep olmuştu. Saçlarıyla oynamayı bırakıp ona doğru yaklaştığımda Çağrı'nın sesinin her yerde yankılanmasıyla elimi yumruk şekline getirip geriye çekildim. Bütün güzel anılarım katiliydi. Biraz daha geç gelse olamaz mıydı?

"Yanlış bir zamanda mı geldim. Sanki bir..."

Sözünü bitirmesine izin vermeden ayağa kalkıp elimi Peri'ye doğru uzatıp onunda kalkmasını sağladım. Ondan nefret etmemem için küçücük bir sebep arıyordum ama yoktu. Aksine onunla eskisi gibi olmak isterdim belkide ama o mutluluğum katiliydi, içimde dinmek bilmeyen öfkenin tek sebebiydi.

Bakışlarımı yere doğru indirerek ayaklarımı kumda sürttürdüm. Şu an sadece Periyle olmak istiyordum ama bu bile mümkün değildi. İzin vermiyorlardı. Ve bu durum artık canımı daha çok sıkmaya başlamıştı. Bakışlarımı yerden kaldırarak Çağrı'ya doğru çevirdim. Düşünceli ve endişeli görünüyordu. Sanki bir şey söylememek istiyordu da bir türlü konuya giremiyor gibiydi.

"Bir şey mi söyleyeceksin." dedim ifadesizce. Bir an önce söyleyip bizi rahat bıraksın istiyordum. Onu ne kadar az görsem benim için o kadar iyiydi.

"Biraz konuşabilir miyiz?" Alaysız bir ses tonuyla kurduğu cümleye karşın yutkundum. Eski günlerdeki gibi şefkat dolu bir sesle konuşmuştu benimle. Boğazımın düğümlenmesine sebep olsada, kısa sürede şaşkınlığımı üzerimden attım.

"Olur." dedim kısık bir sesle ama Peri'ye döndüğümde endişeyle yüzüme bakıyordu. Onunla yalnız konuşmamı istemiyordu biliyordum ama ne söyleyeceğini merak ettiğim için hayır diyememiştim.

"Şu ileride ki kayalıklara gidelim olur mu?" Çağrı'ı onaylayarak Periye doğru döndüm. Endişeliydi ama bana belli etmemek için gülümsüyordu.

"Ben Ceren'in yanına giderim. Merak etme." Konuşmasıyla onu merak etme katsayım artarken gülümsemeye çalıştım.

Birkaç adım öne gidip sıkıca boynuna sarılarak kokusunu içime çektiğimde içimin titremesine sebep olmuştu. Geriye çekilerek fısıltıyla konuşarak yanağına öpücük kondurdum.

"Hemen geliyorum, seni seviyorum." Gülümseyerek gözlerime baktığında Çağrı'nın beklediğini görünce ayrılarak Peri'yi arkamda bırakıp ağır adımlarla Çağrı'yı takip ettim.

İçimden benimle yine hangi konuda dalga geçecek diye düşünürken uzaklaştığımızı fark ederek duraksadım.

"Seni dinliyorum." Kayalıkların birisine oturarak ayaklarımı aşağıya doğru sarkıttım. Ellerini ceplerinden çılartarak yanıma oturdu. Neden böyle davrandığına anlam veremesemde çaktırmamaya çalışıyordum.

Bundan sonra kimse beni güçsüz görmeyecekti. Ne kadar yalpalasamda hayatı seviyordum. Eğlenmeyi, yemek yemeği, sevdiğimle birlikte olmayı seviyordum. Ve kimsenin beni üzmesine izin vermeyecektim.

"Özür dilerim." Söylediği şey tek kaşımın sadece havaya kalkmasını sağladı.

Özür diliyordu. Bunca yıl benim ölmem için dua eden sevgili kardeşim, benden özür diliyordu!

"Ne için?" Dedim bozuntuya vermemeye çalışarak. Anlamazlıktan gelmek en iyisiydi. Onu affedeceğimi düşünüyor olamazdı.

"Sana bunca sene yaşattıklarım için özür dilerim."

Söylediği şey daha fazla sinirlenmeme sebep olurken sinirle ayağa kalkarak omzundan çekiştirip onunda kalkmasını sağladım. Yalpalayarak karşımda durduğunda konuşmasını bekliyordum. Ama hiçbir tepki vermediğini görünce sinirle olduğum yerde bağırmaya başladım.

"Bak ben çok mutluyum, hayatımda hiç olmadığı kadar mutluyum hemde. Şimdi neden bana bunu yapıyorsun? Bu da benimle dalga geçmen için bir fırsat mı? Geç dalganı, hadi bekliyorum. Seni affettim dediğimde ki o iğrenç kahkahanı at. " Gözümden düşen yaşlara aldırmadan bir şey söylemesini bekledim.

Sadece bu olanlar için mantıklı bir açıklama bekliyordum. Bana bunları yaşatması için mantıklı tek bir neden!

Ruh gibi bakıyordu suratıma. Birkaç dakika önce benimle dalga geçmeyen o değilmiş gibi utanmadan bana öyle bakabiliyordu. Yıllardır çektirdiği acı yetmiyormuş gibi hala bunu yapmaya devam ediyordu.

"Ölüyorum ben!" Bağırarak söylediği şeye karşı kollarım serbest bir şekilde aşağıya indi.

"İyileşirsin! Kötüye bir şey olmaz diye bir söz var bilirsin. Hiçbir şey olmaz sana, ayriyetten gayette sağlıklısın."

"Hayır, zamanım yok! Belki 1 ayım, belki birkaç günüm. Sana söylemem gereken çok şey var!"

"Hiçbirini duymak istemiyorum. Öleceksende benden uzak bir yerde öl." Ağzımdan çıkan şeylere karşı kalbimin paramparça olsada söyleyeceğim diğer şeyler için dudaklarımı birbirine bastırdım.

Yaşaması her ne kadar bana acı versede ölmesini istemek isteyeceğim en son şeydi.

"Evet senden nefret ettim. Hatta yıllarca ölmen için dua ettim. Her zaman her şeyin en iyisine sen sahiptin. En iyi sevgiliye, en iyi arkadaşa. Notların her zaman benden daha yüksek oldu. Babam hep seni sevdi, ben her zaman onun gözünde başarısız, acınası bir evlat oldum."

Şaşkınlıktan dudaklarım aralanırken vücudumun beni tartamayacağını hissederek kayalıklara oturdum. Ama onun öfkesi dinmemişti ve bağırarak konuşmaya devam ediyordu.

"Evet sana Ceren'in öldüğünü söyledim çünkü Ceren zaten seni sevmiyordu. Hiçbir zaman sevmedi. Ceren'e onu sevdiğimi ben söylemedim. İlk o bana duygularını açtı. Ve ben Ceren'i sevmiyorum Çağın. Sırf olan her şeyi seni üzmek için yaptım."

Bir şey söylemek için dudağım aralanırken Ceren'in koşarak buraya geldiğini görünce panikle ayağa kalktım. Yanında Peri yoktu ve deli gibi ağlıyordu.

O an nedensizce içimden bir parçanın koptuğunu hissettim. Sanki bütün ruhum paramparça olmuştu.

Hızla kayalıklardan atlayarak kolundan tutup konuşması için sarsmaya başladım. Sinirden vücudum tirtir titriyordu ve Peri'yi yanında göremeyince bu his daha da artmıştı.

"Çağın Peri yok!"

-Bölüm Sonu-

Nasıldı🥰

Finale yaklaşıyoruz aşklarım ama devam ettirebildiğim kadar ettireceğim 💓

Sınavı olanlar sınavlarınız nasıl geçti ?😙

Texting|| Hep AklımdasınHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin