🎶bölüm şarkısı🎶
Charlie Puth - We Don't Talk Anymore (feat. Selena Gomez)
"Umarım birinin yanında yatıyorsundur.
Seni benim gibi sevmeyi kim bilir?
Gitmen için iyi bir sebep olmalı.
Ara sıra seni düşünüyorum.
Belki beni kapında görmek istiyorsun.
Ama yanılmış olmaktan çok korkuyorum."
× × × × ×
P
armaklarımı klavyenin üzerinde gezdirdim. Önsöz yazıyordum, oldukça mütevazı bir yazı olmuştu. Tamamladığım zaman nefesimi dışarı verdim.
Kitabımı bitirmiştim.
Çalan telefonumu bir kez daha sessize aldım. Bunu bu ara sık yapıyordum. Çünkü Dean bir haftadır durmadan beni arıyordu.
Kitabımın kapak çalışmaları mailime ulaşmıştı. Aralarından bir tanesini çok beğenmiştim, ancak kitabımın henüz bir ismi yoktu. İsmi bulduğum zaman bu kapağa çok yakışacağından emindim.
Telefonum tekrar çaldı. Arayanın Dean olmaması şaşırtıcıydı.
"Merhaba bay Novak. Nasılsınız?"
Neşeli olmaya çalışan sese karşılık gülümsedim.
"Merhaba bay Carter. Teşekkür ederim, ya siz?"
Neden aradığını çok iyi biliyordum. Lafa girmek için yanıp tutuşuyordu.
"Teşekkürler. Kitap için gelecek haftayı son tarih olarak kararlaştırmıştık. Sanırım yetiştirmeniz pek mümkün olmayacak."
Yanılmamıştım. Ama onu suçlamıyordum. Editör olarak yayınevini düşünmek zorundaydı. Verilen tarihe çıkmayan bir kitap onun için telafi edilemeyecek zaman demekti.
"Aslında şuanda mail adresinize taslağı gönderiyorum. Kitabı tamamladım, kapak bile seçildi."
Konuşurken taslağı gönderdim. Bir süre karşı taraftan ses gelmedi. Muhtemelen maili kontrol ediyordu.
"Ben... Kusura bakmayın bay Novak."
"Yetişmeyeceğini düşündünüz. Sorun yok. Ben de aynısını düşünmüştüm. Ama sonucunda yaptığım en iyi işlerden birine imza atmış oldum."
Editör gergince güldü.
"En kısa zamanda okuyup geri dönüş sağlayacağım. Teşekkür ederim."
Telefonu kapatıp arkama yaslandım. En büyük yüklerimden biri uçup gitmişti. Bu kadar yoğun bir çalışma takviminin arasında kitap yazmıştım ve sonuçtan oldukça mutluydum. Kendimle gurur duyduğum bir andı.
Tekerlekli sandalyem etrafında dönerken masanın üzerindeki not gözüme ilişti. Notu elime aldım.
"Açıkçası kitap umrumda bile değil, sadece seni çaresiz ve bitik görmekten hoşlanmıyorum. Umarım dün gecenin buna yardımı olur. Ev sahipliğin için üçüncü defa teşekkür ederim. Bir dahaki sefere benim evimde? Kitabını bitirince önsözünde bana teşekkür etmeyi unutma. Yakında görüşmek üzere Novak!"
-Dean
Bu notu bir hafta önce ağrı kesici ile birlikte komodinin üzerine bırakmıştı. Ağrı kesici için minnettardım, çünkü hayatımın en sancılı günüydü.
Yine de o olmasaydı kitabımı tamamlamama imkan olmazdı. O gece birçok açıdan beni yeniden canlandırmıştı. Eve geldikten sonrasını hatırlamıyor ve kafamdan yeni senaryolar üretiyordum. Hatta onlardan birinde öpüşüyorduk. Bu ihtimali bana düşündüren zihnim her seferinde beni gülümsetiyordu.
O geceden beri defalarca kez beni arayıp sayısız mesaj bırakmıştı. Hiçbirine cevap vermemiştim. Bir kere de iş yerime gelmişti, ama onu görmeyi reddetmiştim. Onu görmek için her ne kadar yanıp tutuşsam da, onu görmemeliydim. Sarhoşken hatalar yapmıştım ve malesef onlardan bazılarını hatırlamakla cezalandırılmıştım. Bahsettiği utançtan kırmızılaşan yanaklar gerçekti, düşündükçe domatesten farkım olmuyordu.
Onu öpmeye çalışmıştım. Şuan düşününce nasıl büyük bir hatadan döndüğümü fark ediyordum. Onu öpebilirdim ve o bana izin verebilirdi. Böyle bir durumun yaratacağı facialardan sorumlu olacak kişi ben olurdum. Hetero ve sarhoş bir adamdan yararlanan gay bir adam olurdum. Ve bu hiç etik olmazdı, profesyonelliğin yanından bile geçmezdi.
Profesyonellik demişken bu öpüşme gerçekleşseydi ve bu etik kurulu tarafından öğrenilseydi mesleğimden olabilirdim. Bu kadar ciddi getirileri olan bir işe kolları sıvamak çok akılsız bir hamle olurdu.
Bütün bunlardan ziyade onu çok acı bir şekilde kaybedebilirdim. Onu zaten kazanmış değildim. Ancak onu öptüğüm için benimle görüşmek istemediğinin düşüncesi bile kalbime ağırlar sokuyordu. Şimdi en azından onunla konuşmadığım için bana kızgın olmalıydı. Bu da büyük bir dert değildi.
Telefonum tekrar çaldı. Arayan Dean'di. Gardımı indirmek istemiyordum. Her ne kadar ikimiz de sarhoş olsak da yine de o dans pistindeki anı yaşamıştık ve en azından benim için hiçbir şey eskisi gibi olamazdı.
Yine de onu düşünürken içimde oluşan tuhaf hislere hiçbir zaman engel olamıyordum. Ben geceleri onu düşlerken o günden beri Dean kaç kadınla yatmıştı? O kadınlar da ondan benim etkilendiğim kadar etkileniyor muydu?
Dean neden beni arayıp duruyordu? Yani... o mükemmel vücudu ve ilahi suratı ile elde edemeyeceği kadın yoktu. Onunla takılmak için ölebilecek binlerce insan olduğuna yemin edebilirdim. Bense oldukça sıkıcı bir insandım. Belki de Dean bu yanımı henüz keşfetmediği için benimle iletişimi kesmek istemiyordu.
Çağrıyı sessize alırken kendimle ilgili acı gerçeği kabullenmiştim.
Bendeniz Castiel Novak, Dean Winchester'a aşık olmuştum.
× × × × ×
Gelecek bölümden itibaren inanılmaz olaylar silsilesi göreceğiz... çok heyecanlandım
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Unprofessional Love | Destiel
FanfictionDoktoru olduğum Dean Winchester'ın kokusunun odamı tekrar hakimiyeti altına alacağı gün için delirir vaziyetteydim. -Ve bu hiç profesyonel değildi. ✨TAMAMLANDI✨
