🎶bölüm şarkısı🎶
Taylor Swift - Bad Blood ft. Kendrick Lamar
"Çünkü bebeğim, artık düşmanlığımız var.
Biliyorsun eskiden çılgınca bir aşktı.
Yani yaptığına dön de bir bak.
Artık sorunlarımız var ve onları çözebileceğimizi düşünmüyorum.
Gerçekten derin bir kesik attın.
Bebeğim, artık düşmanlığımız var."
× × × × ×
Dean'in bizi cennete göndermesiyle birlikte oradan derhal dünyaya ışınlanmıştım. Artık resmi olarak bir hain, bir isyankâr ve bir kaçaktım.
Birkaç gündür dünyada bir koşuşturma halindeydim. Çünkü tanrının beni aradığına ve bu hususta David'i peşime taktığına emindim. Ayrıca melek radyosunda ismim sık geçiyordu. Cennetin ve tüm meleklerin yüz karasıydım. Bulunduğum yerde yok edileceğimden de şüphem yoktu.
Dean'in bir daha beni aramayacağını bilsem de telefonumu kırıp atmıştım. Onun bulunduğu eyaletin yakınından bile geçmiyordum. Onunla yüzleşmeye hazır olmadığımı söylemek eksik kalırdı, onunla yüzleşmek istemiyordum. Bana karşı olan tüm hislerinin bittiğine eminken onun gözlerine bakamazdım.
Benim için her şey bitmişti. Ne gidecek bir yerim, ne de devam etmek için bir sebebim vardı. Bu dünyanın kıyameti kopmamış olsa da, benim dünyamın kıyameti çoktan kopmuştu.
"Cas..."
Her şeyin bittiğini düşündüğüm noktada, uğruna varlığımı feda edebileceğim o adamın sesini duymuştum. Bu sesin beynimin benimle oynadığı bir oyun olup olmayacağını düşünüyordum.
"Umarım beni duyabiliyorsundur."
Onu duyabiliyordum. Bu gerçekten Dean'di. Ama o, benim onu duyabildiğimi nereden biliyordu?
"Bir meleksin. Kahrolası bir meleksin! Bunu nasıl fark etmem?"
Çünkü onunla yaşadığımız sürecin büyük bir kısmında ben bile melek olduğumun farkında değildim.
Ses tonu fazlasıyla kırgın, yorgun ve bitkindi. Ona bütün bunları yaşattığım için kendime lanet okuyordum.
Bu görevi kabul ettiğim güne dönebilmek için canımı bile verebilirdim. O zamanlar, bu olağanüstü adama aşık olabileceğim ihtimali üzerine düşünmemiştim bile. Her şeyin tıkırında ilerleyeceğinden emindim. Önce David'i bulacaktım, sonrasında da Dean'e ve Sam'e bu görevlerini kabul ettirecektik.
Ama planlarda ufak bir aksaklık olmuştu. David'ten önce Dean'i bulmuştum. Bulduğum gibi de ona doğru çekilmiştim. Bu evrendeki en bahtsız, ama en şanslı melektim.
En bahtsız melektim, çünkü düşmanıma aşık olmuştum. En şanslı melektim, çünkü gerçek aşkı bir insanken tadabilmiştim.
"Beni gerçekten güzel kandırdın. Sana güvenmemi sağladın ve sonrasında..."
Konuşmaya devam ettiğini duyunca düşüncelerime ara verdim. Yanılıyordu. Olayın aslını bilmiyordu. Bu dünyaya gelme sebebim söylediği gibi olsa da, ben bunları yaparken ona aşık olmuştum. Ve hâliyle tüm dengeler değişmişti.
"Ama bizim yaşadığımız şeyler gerçekti. Gerçekti, değil mi?"
Bir anda gözlerim parlamıştı. Yaşadıklarımız elbette gerçekti. Dean'in beni yargılamadan önce bu ihtimali göz önüne alması beni fazlasıyla duygulandırmıştı. Hayal kırıklığına uğradığı konulara fazlasıyla öfkeli yaklaştığını biliyordum. Zaten Dean ve yersiz öfkeleri olmasaydı bizim karşılaşmamız da gecikecekti. Belki de ona aşık olamadan görevimi yerine getirmek için uğraşacaktım.
Ancak bu bahsini ettiğim yersiz öfkelerini dizginlemeyi başarmış gibi görünüyordu. Yaşadıklarımıza toz kondurmuyordu; yani benden, yaşadıklarımızdan vazgeçmek istemiyordu.
"Yani... Başından beri beni kandırıyor olabilir misin?"
Söyledilerinde, şüphelerinde, davranışlarında tamamen haklıydı. Ona kızmıyordum, kızamıyordum. Bir avcı olduğunu öğrendiğim zamanlar ben de onunla aynı duyguları paylaşmıştım. Ondan ürkmüş ve bana zarar vereceğini düşünmüştüm. Böyle bir şeyi öylece kabullenmek mümkün değildi. Şüpheyle yaklaşmak hem insani, hem de fazlasıyla normal bir tepkiydi.
"Cas... Bunu duymaya ihtiyacım var. Beni gerçekten sevmiş olduğunu duymaya ihtiyacım var."
Onu varoluşumdan bu yana karşıma çıkan her şeyden, herkesten daha çok seviyordum. Dean benim kurtuluşumdu, aşkı ilk kez tatmamı sağlayan adamdı.
Birkaç gündür de bu konu üzerinde düşünüyordum. Dean'e karşı hissettiklerimle David'e karşı hissettiklerim birbirlerinin yakınından bile geçmiyordu. David'e karşı hissettiklerim aşk değildi. Zaten melekler aşık olamazdı. Bu yüzden de David'e aşık olduğumu düşündüğüm zamanlar aşkın ne anlama geldiğini bile bilmiyordum.
Şimdiyse yine bir melektim; ancak insanken birini sevmiş, ona tüm kalbini vermiş bir melektim. Artık aşkın ne demek olduğunu biliyordum ve bu masum, fakat can yakan duyguyu ilk ve son defa tatma fırsatı bulmuştum.
Fazlasıyla acı çeken bu adamın ızdırabına son verecektim. Sesinin kırgınlığının yüzüne yansımış hali canımı yakacaktı, ama onu gerçekten sevdiğimi bilmeyi hak ediyordu.
Günlerdir beni aradığını bilip bilmeden ondan kaçıp duruyordum. Şimdiyse onun yanına gitmeliydim. Bana, benden birkaç kelime duymaya ihtiyacı vardı.
Hiç düşünmeden sığınağa, onun odasına ışınlandım.
Kendimi bir ateş çemberinin içinde bulmuştum. Karşımda Sam ve Dean'i aynı anda görüyordum. İşin acı tarafı, Dean melek bıçağını elinde tutuyordu.
Buraya gelmeden önce umutla dolup taşan kalbim, bir anda hüzne boğulmuştu.
Dean beni tuzağa çekmişti. Ve elindeki bıçakla beni öldürecekti.
× × × × ×
Gelecek bölüm final... Final bölümüne bol bol yorum yapın son kez yorumlarda buluşacağız🥺
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Unprofessional Love | Destiel
FanfictionDoktoru olduğum Dean Winchester'ın kokusunun odamı tekrar hakimiyeti altına alacağı gün için delirir vaziyetteydim. -Ve bu hiç profesyonel değildi. ✨TAMAMLANDI✨
