Çalan telefonumu cevaplayıp kulağıma götürdüm.
"Merhaba Dean."
"Cass?"
Beni arayan oyken, telefonun ucundakinin ben olduğumu teyit etmeye çalıştığı zaman kafam karıştı.
"Başka birini aramış olmayı mı diliyordun?"
Ne dediğini anlamadığım birkaç mırıldanma duydum.
"Sadece... telefonumu ilk çalışta açmana alışkın değilim."
Gülümsedim.
"Sanırım seni özledim ve sesini duymak istedim."
Onun gülüşünü de duymuştum.
"Ben de... Bilirsin doktor... Ben de seni özledim."
Oluşan sessizliğin tadını çıkardım. Ama uzun sürmedi, konuşmaya devam etti.
"Ve bu günü seni görmeden kapatmak istemiyorum."
İşte ilk günüm olduğu için ayarlamaları yapmak ve işlerimi dengeye sokmak beni bir hayli yormuştu. Yemek yapmaya halim kalmadığı için yemeğimi dışarıdan hazır almıştım ve Dean aradığında da doyduğumu hissetmiştim. Ama fazlasıyla halsizdim.
"Aslında teknik açıdan sabah kahvaltıda görüştük. Ve sen, güzel arabanla beni işe bırakırken."
Kendi arabam olmasına rağmen ısrarla beni bırakmayı teklif etmişti. Dönüşte de tekrar eve bırakmayı teklif etmişti, ancak bunu kabul etmedim ve biraz yürümeyi tercih ettim. Uzun zamandır yapmadığım bu yürüyüş bana bir hayli iyi gelmişti.
Söylediğim şeye karşılık sinsice güldü.
"Ve uyandığımda da yanımdaydın."
Ben uyandığımda ise yatağın soğuk tarafı ile karşılaşmıştım. Daha erken uyanmadığım için kendime lanet okuyordum.
"Keşke beni de uyandırsaydın! Yeni uyanmış Dean'i görmek isterdim."
Dean güldü.
"Bence tekrar düşün. Kendisi fazla huysuzdur."
Görmeyeceğini bilsem de omzumu silktim.
"Eminim o Dean de çok sevimlidir."
Tatlı nefesini duyduğum zaman içimi çektim. Şuan yanımda olsaydı, tam bu esnada onu öperdim. Kısa süreli bir sessizlikten sonra konuştu.
"Sana bir sürprizim var. O yüzden kapatmalıyım."
Telefonun yüzüme kapanmasıyla kapının çalması bir oldu. Ağzım kulaklarıma varmıştı, koşarak kapıyı açtım. Tüm mükemmelliğiyle karşımda duruyordu.
"Demek sürprizin buydu."
Ciddi ifadesiyle içeri girdi ve kapıyı ardından kapattı. Bir anda ne olduğunu anlamadan beni öpmeye başladı. Şok içindeydim. Dün utançtan beni öpemeyen adam, şimdi bunu hiç çekinmeden yapıyordu.
Beni geri geri yürütürken aynı zamanda sert hamlelerle öpüyordu. Mutfağa kadar gelmiştik, dudaklarımızı ayırıp etrafa göz gezdirdi.
"Ev yemeği değil. Ve bitmemiş bile. Kendine bakmıyor musun Castiel?"
"Bugün... Yorgundum. Yoksa yemek yaparım."
Kafasını salladı.
"Öyle olsun. Beni özledin mi?"
Güldüm.
"Telefonda da söylediğim gibi, seni çok özledim."
Bana doğru yaklaştı ve tam öpmek üzereyken durdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Unprofessional Love | Destiel
FanfictionDoktoru olduğum Dean Winchester'ın kokusunun odamı tekrar hakimiyeti altına alacağı gün için delirir vaziyetteydim. -Ve bu hiç profesyonel değildi. ✨TAMAMLANDI✨
